| Hayır, ben iş arkadaşlarımla yatmam ne de olsa onların babaları yaşındayım. | Open Subtitles | لا, لا اضاجع زميلاتي بالعمل أساساً لأنني كبير بعمر أبائهن |
| Ben hariç kimse ev arkadaşlarımla kavga edemez. | Open Subtitles | لا أحد يتعارك مع زميلاتي إلا أنا |
| İş arkadaşlarımla akşam yemeğindeyim. | Open Subtitles | "سأتناول العشاء مع زميلاتي بالعمل" |
| Aslında, iş arkadaşlarımdan biri... geç saatte çıktı ve sonra ortadan kayboldu. | Open Subtitles | في الحقيقة احدى زميلاتي في العمل انتهت في وقت متأخر ثم اختفت |
| Sonra bir gün parlamentodaki arkadaşlarımdan biri nefret postalarını saklamamı söyledi. | TED | ثم في يوم ما قالت إحدى زميلاتي في البرلمان أنه يتوجب عليّ حفظ رسائل الكراهية. |
| Koğuş arkadaşlarımdan biri buraya geldiğinde büyük çaplı bir kalp krizi geçirmiş. Tamam. | Open Subtitles | واحدة من زميلاتي أتتها نوبة قلبية يوم وصولها إلى هنا |
| Sınıf arkadaşlarımdan biri, tartışmayı kazanmak uğruna bütün sınıfın önünde bunu yüzüme vurdu. | Open Subtitles | واحدة من زميلاتي هاجمتني به في وجهي امام الفصل بأكمله لتفوز بجدال |
| İş arkadaşlarımdan biri bebeğiyle sadece 10 gün kalmayı karşılayabildi." | TED | واحدة من زميلاتي لم تكن قادرة على التمتع إلا بعشرة أيامٍ مع ابنها." |
| Projektörü ayarlarken sınıf arkadaşlarımdan birisi şöyle dedi; "Neden bundan bahsetmek zorundasın? | TED | كنت أعدّ جهاز العرض عندما قالت إحدى زميلاتي "لماذا يجب عليكِ أن تتحدثي عن ذلك؟ |
| Bugün iş arkadaşlarımdan birini götürdüler. | Open Subtitles | أخذو أحدى زميلاتي اليوم من المدرسة |
| Bu benim sınıf arkadaşlarımdan biri. Evelyn Simms. | Open Subtitles | إنها إحدى زميلاتي.. |
| İş arkadaşlarımdan biri; Margaret... | Open Subtitles | أحدُ زميلاتي في العمل والتي تدعى ( مــارغــريــت ) |