| O gece bizim evde, maçtan sonra... bana basket oynamayı göstermiştin ya... | Open Subtitles | تلك الليلة في منزلي بعد المباراة عندما كنت تعلمني على كرة السلة |
| Kasten cinayet bir olaydır, ama bu evde asla yalan söylemeyeceğim. | Open Subtitles | القتل المتعمد هو شيء واحد لكن لن أسمح بالكذب في منزلي |
| "Akşam yemeğine döneceğim. Seni evde görmek istemiyorum. | Open Subtitles | .سأعود في وقت العشاء .و لا أريد أن أراك في منزلي |
| Kendi evimde banyo yapmak ne kadar harika bir duygu. | Open Subtitles | إنه شعور رائع، أن أستحمّ في منزلي ماذا تفعلين ؟ |
| Kendi evimde yaşasam daha iyi olur diye karar aldım. | Open Subtitles | لقد قررت أن يكون هذا أفضل لو سكنت في منزلي. |
| Evimde bir sürü tabak çanak var bunları hayır işi için bağışlamalıyız. | Open Subtitles | حسنا لدي كاسات كثيرة في منزلي لذا سنتبرع بهذه الاغراض للجهات الخيرية |
| Evimdeki her şey benim sorularıma cevap verir, çocuklarımdan hoparlörlerime kadar her şey. | TED | كل شيء في منزلي يتحدث إليّ من أطفالي إلى سماعاتي إلى كل شيء. |
| Sevgili Chevalley, artık benim evimdesin ve seni dilediğim kadar rehin tutacağım. | Open Subtitles | عزيزي "شيفيللي" أنت في منزلي وسأجعلك أسيراً لدي طالما أريد ذلك .. |
| Yarın tüm gün evde olacağım... ve... belki uğrarsın. | Open Subtitles | سأكون موجودًا في منزلي طيلة يوم غد و لربما أمكنك المرور بي؟ |
| Bazen evde bizim morukla kavga edince... çatıya çıkarım ve güvercin olduğumu düşünürüm yine. | Open Subtitles | أحيانا في منزلي عندما أتشاجر مع والدي المسن كنت أذهب على السطح والتفكير في كونه حمامة أيضا |
| Benimle evde görüşecek kadar önemli olan nedir? | Open Subtitles | ما الأمر المهم في أن تضايقوني في منزلي ؟ |
| Sen elmaslarını bul. Uyuyan güzeli bana bırak. Benim evde buluşuruz. | Open Subtitles | أنت أحضر الماس وأنا سأنقذ عروستك وسنتقابل في منزلي |
| Bu akşam evde yersem bir ara bakarım belki. | Open Subtitles | إذا قمت بإعداد العشاء الليلة في منزلي فقد تتمكن من الإطلاع عليه حينها |
| Bu akşam evde yersem bir ara bakarım belki. | Open Subtitles | إذا قمت بإعداد العشاء الليلة في منزلي فقد تتمكن من الإطلاع عليه حينها |
| Mesela bu benim rock yıldızı halim, Kendi evimde olsa bile öyle. | TED | فها أنا مشهور للغاية حتى إن كان ذلك في منزلي فقط |
| - Sanırım ben... kendi kızımı, Kendi evimde suistimal etmenden memnun olacağım. | Open Subtitles | أعتقد بأنني سأكون سعيداً بوجودك هنا تتحرش بابنتي في منزلي |
| Her nedense Kendi evimde yabancı biri gibi yaşıyormuşum düşüncesi çok tuhaf geliyor bana. | Open Subtitles | فكرة عيش غريب في منزلي تبدو غريبه , كما تعلم ؟ |
| Cuma günü oyundaki kızlarla benim Evimde bir akşam yemeği veriyoruz. | Open Subtitles | ففتيات المسرحية سوف سوف يقمن حفلة عشاء في منزلي يوم الجمعة.. |
| Pazar gecesini boş bırakın. Evimde bir parti vereceğim. | Open Subtitles | لا ترتبطا ليلة الأحد أنظم للقاء في منزلي |
| Evimdeki pencereler, kurşun geçirmez camla mühürlenmiş durumda. Böyle yaşamak istemiyorum. | Open Subtitles | النوافذ في منزلي محمية بزجاج مضاد للرصاص، لا أريد العيش هكذا |
| Ben de bundan söz ediyorum. Benim evimdesin. Senin neyin var ? | Open Subtitles | هذا ما اتحدث عنه انت في منزلي يا رجل ماذا حدث معك ؟ |
| - Bebeğimizi doğuracaktı. - Evimde silahını sallayıp durma. | Open Subtitles | ـ لقد كانت تحمل طفلنا ـ توقف عن التلويح بمسدسك في منزلي |
| Memleketimizin kahramanı bizzat evime gelmiş. | Open Subtitles | بطل المدينة هنا في منزلي في غرفة جلوسي |
| Bu suçun benim evimde planlandığını kabul ediyorum ama planı yapan ben değildim. | Open Subtitles | أعترف بأن السرقة خُطط لها في منزلي لكني لم أكن انا التي خططت |
| Bu gördüğünüz, benim evimin duvarı, nemlendirici görevi görüyor. | TED | وهذا الحائط في منزلي هذا هو معدل الرطوبة الخاص بنا. |