| Lider harekete geçip bebeği ve anneyi riske atmak ile kalıp tüm kabileyi riske atmak arasında seçim yapmak zorunda. | Open Subtitles | على القائد أن يقرر إذا ما كان عليهم أن يتحركوا ويخاطر بطفله الذي لم يولد بعد أو أن يبقوا ويخاطر بمستقبلهم جميعا |
| Bu da demektir ki sadece galeriyi gözetleyip harekete geçmelerini bekleyeceğiz. | Open Subtitles | مما يعني, أننا سنراقب الصالة, بكل بساطة... و ننتظرهم لكي يتحركوا |
| Kamufle ekip FBI'dan, o yüzden ondan yeşil ışık gelmedikçe harekete geçmezler. | Open Subtitles | فريق العملية تابع للمباحث الفيدرالية، لذا لن يتحركوا دون أمر منه. |
| Öyle ise, fazla uzakta olamazlar, hızlı da Hareket edemezler. | Open Subtitles | إذا كان ذلك, فهم ليسو ببعدين ولن يتحركوا بسرعة فائقة |
| Bazen Hareket ederken görülmek istemezler, | TED | أحياناً لا يريدون أن يتحركوا و هم مرئيون |
| Ama Mr. Blonde milleti vurmaya başlayana kadar kıpırdamadılar. | Open Subtitles | ولكنهم لم يتحركوا إلا بعد أن بدا السيد بلوند بإطلاق النار |
| - Bana boğazındaki yılanın kıpırdadığını söylüyor. | Open Subtitles | -عما تتحدث ؟ -لديه أفاعي على جسمه ، رأيتهم يتحركوا |
| Çünkü yeniden harekete geçmeden önce bu adamların elebaşını bulmam lazım. | Open Subtitles | لأنني يجب أن أتبع هؤلاء الرفاق للوصول إلى زعيمهم قبل أن يتحركوا مجدداً. |
| Ben oraya gitmeden harekete geçmelerini istemiyorum. Tamamdır, Z. | Open Subtitles | لا أريدهم أن يتحركوا مجددا حتى أصل هناك - سأفعل هذا يا زي - |
| Açıklamaya zamanım yok. Sadece... Kahretsin, harekete geç! | Open Subtitles | لا وقت للشرح فقط لا يتحركوا من مكانهم |
| Ama henüz bize karşı harekete geçmediler mi? | Open Subtitles | لكنهم لم يتحركوا بعد تجاه الهجوم علينا؟ |
| Ama harekete geçmediler. Kıllarını bile kıpırdatmadılar. | Open Subtitles | ولكنهم لم يتزحزحوا لكنهم لم يتحركوا |
| Peki onlar niye harekete geçmiyor? | Open Subtitles | لماذا لم يتحركوا بتجاه حتى الآن؟ |
| Bir yerden gelen bir güç Hareket ettirir onları. Bu güce psikokinesis diyoruz. | Open Subtitles | لكنهم يتحركوا من قبل قوة من مكان ما الذي ندعو السيكوكينيس |
| Yani Hareket etmeden evrenin herhangi bir yerine seyahat etmek. | Open Subtitles | وهى القدرة على السفر إلي أي جزء من أجزاء الفضاء بدون أن يتحركوا |
| Tek bir çekim içinde Hareket ederken, kameradan kaçabilecekleri yerler olamayacak. | Open Subtitles | يجب أن يتحركوا في طابور واحد طاقم التصوير ليس لديه أماكن للإختباء للإبتعاد عن الإصابات |
| Ama Mr. Blonde çıldırana kadar kıpırdamadılar. | Open Subtitles | ولكنهم لم يتحركوا إلا بعد أن بدا السيد بلوند بإطلاق النار |
| Düdük çaldık ama yerlerinden kıpırdamadılar. | Open Subtitles | لقد أطلقت الصافرة، ولكنهم لم يتحركوا |
| - Bana boğazındaki yılanın kıpırdadığını söylüyor. | Open Subtitles | -لديه أفاعي على جسمه ، رأيتهم يتحركوا |