| Üzgünüm ama bugün çok önemli bir şeyi bitirmek zorundayız. | Open Subtitles | اسف, لكن لدينا شيء مهم جدا يجب ان ننهية اليوم. |
| Böyle önemli bir şeyi eşin nasıl göremez anlamıyorum, sen de öyle. | Open Subtitles | لا اعرف كيف تفهم زوجتك كم هذا شيء مهم وانت لا |
| Anne ve baba size çok önemli bir şeyi anlatmak zorunda. | Open Subtitles | ماما و بابا يريدان أن يقولا لكما شيئا مهما جدا |
| Ama Bayan Upjohn yanımdan ayrıldığında, çok önemli bir şeyi kaçırmış oluğum duygusunu üzerimden atamadım. | Open Subtitles | لكن ، عندما تركتنـــي السيدة ً آبجـــــون ً لم أستطع التخلص من شعور أنني كنت أفتقد شيئا مهما جدا |
| O kadar önemli bir şeyi unutmuş olamam, değil mi? | Open Subtitles | إننى لا أستطيع نسيان شىء مهم هكذا , أليس كذلك ؟ |
| Büyük Patlama çok önemli bir şeyi açıkta bırakıyor, "patlama" kısmını. | TED | لقد ترك الانفجار الكبير شيئاً مهماً بعض الشيء الانفجار |
| - Tamam, ama ya bu hurdaları attığımızda kazayla önemli bir şeyi de atarsak? | Open Subtitles | - حسنا , لكن ... ماذا لو ألقينا هذه المهملات وعن طريق الخطأ ألقينا شيئا مهم ؟ |
| Bazen benim için gerçekten önemli bir şeyi kaybettiğimi düşünürüm, sonra onu yediğim ortaya çıkar. | Open Subtitles | أحياناً أعتقد أنني فقدت شيئاً مهم جداً لي و في النهاية يتبين أنني قد أكلته |
| "Yani, gerçekten önemli bir şeyi bırakıyorsan, geri gelip onu alırsın." | Open Subtitles | أعني أنك لو تركت شيئاً هاماً جداً خلفك ، فستعود لتأخذه |
| Benim için çok önemli bir şeyi aramak için dünya kadar yol yaptım. | Open Subtitles | لقد قطعت نصف الكرة الأرضية لأحصل علي شئ مهم بالنسبة لي |
| Bu zamana kadar kim önemli bir şeyi kitaptan öğrenmiş? | Open Subtitles | هذا الرجل كتب كتاب بشأن الأمر منذ متي تعلم شخص ما شيء مهم من كتاب ؟ |
| Bizim için ilgisiz ebeveynler diyemem ama 16 yıldır bundan çok daha önemli bir şeyi gözden kaçırdık. | Open Subtitles | حسنا، لن أقول بأننا أباء غير مهتمون، لكننا اغفلنا عن شيء مهم آخر طوال ١٦ عام. |
| ..önemli bir şeyi götürmemiş olsun. | Open Subtitles | لم تقم بكسر اي شيء مهم ذهبت للسجن لزيارتك |
| Her neyse, bize söyleyecek önemli bir şeyi olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | على كل حال قالت بانه هنالك شيء مهم تريد أن تقوله لنا |
| Böyle önemli bir şeyi şimdi söylüyor... | Open Subtitles | شيء مهم كهذا... لماذا لم يشر إليه حتى الآن؟ |
| Senden, önemli bir şeyi getirmeni isteyeceğim. | Open Subtitles | سأكون في حاجة إليكما لإحضار شيء مهم |
| O çok önemli bir şeyi küçük yaşta öğrenmiş biri. | Open Subtitles | لكنه أدرك شيئا مهما جدا في سن مبكرة |
| Çok önemli bir şeyi unuttun. | Open Subtitles | لقد نسيت شيئا مهما |
| önemli bir şeyi gözden kaçırıyor olmalıyım. | Open Subtitles | كما لو أنني نسيت شيئا مهما |
| Sanki önemli bir şeyi unuttuk gibi hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر و كأننا نسينا شيئا مهما |
| - Çok önemli bir şeyi unuttunuz. | Open Subtitles | لقد نسيتم شىء مهم جداً - ماذا - |
| Umarım önemli bir şeyi bölmüyorumdur. | Open Subtitles | آمل أننى لا أقاطع شىء مهم |
| Eğitim oldukça basitti fakat çok önemli bir şeyi kaçırıyordum. | TED | كان التوجيه بسيطاً بما فيه الكفاية ولكنني كنت أفتقدُ شيئاً مهماً حقاً. |
| Sonra çok önemli bir şeyi hatırladım. | Open Subtitles | ... ومن ثم تذكرت شيئا مهم جدا |
| Artık kıpırdama yoksa çok önemli bir şeyi kaybedebilirsin. | Open Subtitles | ! أثبت وإلا سنفقد شيئاً مهم جداً |
| Yani gelir düzeyi, toplumlarımızın içinde çok önemli bir şeyi ifade ederken toplumlar arasında hiçbir şey ifade etmiyor. | TED | لذا فالدخل يعنى شيئاً هاماً جداً فى مجتمعاتنا ، ولكن لا يعني شيئاً ولا يؤثر فيما بينها. |
| Ama bu kadar önemli bir şeyi nişamlımla yapmak için beklediğim için mutluyum. | Open Subtitles | لكنى سعيدة جداً أننى انتظرت لأفعل شئ مهم مع خطيبى |