| Sana yalvarıyorum, lütfen işleri düzeltmek için bir tek şansın var. | Open Subtitles | أتوسل إليك .. أرجوك لديك فرصة واحدة لوضع الأمور بنصابها الصحيح |
| öyleyse, senin şimdi ikinci bi şansın var adamım, ne yapmak istiyosun? | Open Subtitles | حسنا , انا الان لديك فرصة اخرى ماذا تريد ان تفعل ؟ |
| Her gün pratik yapma şansın var, komşu çevrende ve ötesinde. | TED | كل يوم لديك فرصة لتمارس في منطقتك وخارجها. |
| şansın var ki, eğer bugünkü testten sağ çıkarsan taraf seçme fırsatın olacak. | Open Subtitles | حسنا ستكونين محظوظة ان نجوتِ اليوم ستكون لديك الفرصة لكي تكوني في جانبنا |
| Dinle, doksanıncı doğum gününü kutlamadan çıkabilmen için küçücük bir şansın var. | Open Subtitles | حسنٌ، إسمع، هناك فرصة صغيرة جدّاً بأنّ تخرج قبل عيد ميلادك الـ90 |
| Bak, eğer bana söylemek istediğin bir şey varsa, şimdi bir şansın var. | Open Subtitles | انظروا ، إذا كان هناك شيء تريد لتقول لي ، الآن هي فرصتك. |
| Kardeşin ve babanla ülkeden canlı çıkabilme şansın var. | Open Subtitles | لديك فرصه لتخرج من هنا مع اباك و اخاك احياء |
| Kendini kurtarmak için yalnızca bir şansın var. Peki her maçın gerçek sonucu ne? | TED | لديك فرصة وحيدة لإنقاذ نفسك، لذا ما هي النتيجة الحقيقية لكل مباراة؟ |
| Şahinlerle bile daha çok şansın var. Seni asla zarif-yüz diye çağırmayacak! | Open Subtitles | لديك فرصة اكبر مع الصقور فهي لن تناديك بذو الوجه الجميل |
| Yaşamak için tek şansın var. Öğrenmek istediğimi söyle, seni bırakırım. | Open Subtitles | لديك فرصة واحدة للحياة أخبرينى بما أريد معرفته وسأدعك تذهبين |
| Beni pek saygıdeğer bulmaz. Ama sen sanırım, senin bir şansın var. | Open Subtitles | لا يجدني محترماً لكن، أنت، أظن أن لديك فرصة |
| Tek şansın var. Onları geçince arkan dönük kalacak. | Open Subtitles | لديك فرصة واحدة عند مرورك بجانبهم ستكون ظهورهم تجاهك |
| Senin mutlu olmak için bir şansın var ve sen benim için mi endişeleniyorsun? | Open Subtitles | لديك فرصة لتكوني سعيدة , وانت قلقة من اجلي ؟ |
| Burada senden daha büyük bir şeyin parçası olma şansın var. | Open Subtitles | هنا لديك الفرصة لتكون جزء من شئ هام شئ أكبر منك |
| Kendinden daha büyük bir şeyin bir parçası olma şansın var. | Open Subtitles | هنا سيكون لديك الفرصة لتكون جزء من شئ أكبر منك بكثير |
| Ama şimdi trajedini unutmak için bir şansın var çocuğum. | Open Subtitles | ولكن الآن,هناك فرصة لنسيان المآسى يا طفلتى |
| Sadece benimle gelme şansın var mı, onu söyle. | Open Subtitles | قول لى فقط .. هل هناك فرصة فى الذهاب معى |
| Şimdi değişiklik olsun diye olumlu bir şey yapma şansın var. | Open Subtitles | الأن حانت فرصتك لتقوم بأمر أيجابى لمرة واحدة |
| Tek bir şansın var. Yapabileceğini düşünüyor musun? | Open Subtitles | وانت لديك فرصه واحده هل تعتقد أنك تستطيع فعلها ؟ |
| Her şeyimi kaybettim. Senin gerçek bir hayat için şansın var. | Open Subtitles | وقد فقدتُ كل شيء، أنتِ مازال لديكِ فرصة في الحياة الحقيقية |
| Kapıları açık tutabilmen ve levhayı parçalaman için bir şansın var Eğer Beni yenersen.t | Open Subtitles | لديك الفرصه للحفاظ علي المدرسه وتحطيم اللافته لو هزمتني |
| Neyse ki üvey annene de veda etme şansın var. | Open Subtitles | إن حالفك الحظ فقد يتسنى لك توديع زوجة أبيك أيضا |
| Haydi ama, boşa gitse bile, sadece altıda bir şansın var. | Open Subtitles | , أقصد، بحقكِ هناك احتمال من ستة أن الرصاصة ستنطلق |
| Yarın şampiyon olma şansın var. Anlıyor musun? | Open Subtitles | أمامك فرصة لتحصل على البطولة غدا ً هل فهمت؟ |
| Koşmadığı müddetçe şansın var. | Open Subtitles | ،إلا إذا قررت الفرار .فمــازلت تملك فرصة |
| Babam bana, "Seçme şansın var ister sinirli olmayı... | Open Subtitles | كان أبي يقول لي لديك خيار إما تختاري أن تكون بمزاج سيء |
| İkinci bir şansın var. Bunları değiştirebilirsin. | Open Subtitles | لديكَ فرصة ثانية، يُمكنكَ تغيير كلّ ذلك. |
| Dünyadaki duyguları hissetmek için hayatta bir kez elde edebileceğin bir şansın var. | Open Subtitles | لديكِ الفرصة الوحيدة في العمر للشعور بعواطف العالم بأكمله |
| Yardım gelene kadar senin daha fazla hayatta kalma şansın var. | Open Subtitles | أنت سيكون عندك فرصة أعظما كثيرة بقاء حتى تجيء المساعدة. |