| Evet, yani... ailevi sorunlar. Tatilleri çekilmez yapan da bu. | Open Subtitles | حسناً، لدينا جميعاً مشاكل عائلية وذاك ما يجعل العطلات موجعة |
| O... ailevi bir durum söz Acil matkap yok muafiyet. | Open Subtitles | طرأ لهُ ظروف عائلية فجأة. لا توجد إعفاءات للحالات الطارئة. |
| Evet, bazı...ailevi problemlerim var, o yüzden biraz gergin olabilirim. | Open Subtitles | نعم أعاني من مشاكل عائلية لذلك قد أكون متوترة قليلًا |
| Sonraki gün karısı oradaydı, ailevi bir aciliyet için gittiğini söyledi. | Open Subtitles | و باليوم التالي أجابت زوجته و قالت بأنه رحل بسبب طارئ عائلي |
| - Yapma. Hadi ama. ailevi sorunlarımın sizi eğlendirmesine memnun oldum. | Open Subtitles | أنا سعيد بأن مأساتي العائلية , تُصدر . لكم بعض الفرح |
| Farklı ailevi geçmişlere, farklı tecrübe ve psikolojilere sahibiz. | TED | نحن نملك خلفيات عائلية مختلفة، خبرات مختلفة، ونفسيات مختلفة. |
| Hatta çok önemli ailevi bir sorunun olsa bile. | Open Subtitles | نعم , حتى لو كان لديك منطقيا حالة عائلية طارئة |
| Devşirme sistemi sayesinde Osmanlılar, ailevi ya da milliyete dayanabilecek bir çatışmanın olmadığı bir sınıf yarattılar. | Open Subtitles | تمكن العثمانيون من تكوين جبهة ليست لها ولائات عائلية متصارعة |
| Üzgünüm ama söylediğim gibi, bu ailevi bir durum. | Open Subtitles | أنا آسفة لكننى اخبرتكِ انها حالة عائلية طارئة |
| Şu anda çok vaktim yok çünkü çok önemli ailevi sorunlarım var. | Open Subtitles | ليس لدي الكثير من الوقت الان لاني امر بمشاكل عائلية ماخرا |
| İzin verirseniz, biraz ailevi şeyler konuşmak istiyoruz. | Open Subtitles | لابد أن تعذرينا فلدينا أمورا عائلية سوف نناقشها |
| Çocuklarla konuşup onlara ailevi sorunlarımızın olduğunu söyledim ve beni anlayışla karşıladılar. | Open Subtitles | تحدثت مع الشباب واخبرتهم ان لدي مشاكل عائلية وكانوا جيدين بذلك |
| Benim ailevi tarihime bakana kadar kendinize baksanız | Open Subtitles | ولكن إن كان هناك أي تاريخ عائلي تقريبًا وكانت لديك هذه الحادثة فأعتقد أن عليك رؤية شخص ما |
| İngiltere'de, ailevi sorunlarımızı nesilden nesile geçmiş eski geleneklerle hallederiz. | Open Subtitles | في بريطانيا إن حصل نزاع عائلي نتّبع تقليد تاريخي مشرّف تناقلته الأجيال |
| Dinlenme odasında hassas bir ailevi mesele var da. | Open Subtitles | لدينا أمر عائلي حساس يجري الآن في غرفة الإستراحة |
| Evet, büyük duygusal ailevi buluşmanın bir göt lalesi yüzünden engellenmesini istemiyorum. | Open Subtitles | أجل، لن أفوت لحظتك العاطفية العائلية الكبيرة ،تضيع هباءً بسبب وغد حقير |
| ailevi psikolojik sağlık, uluslararası gündemce açık seçik tanınmış olacak. | TED | ستصرخ الصحة النفسية العائلية بشكل عال وواضح في العالم وفي الأجندات الدولية. |
| ailevi bir kaç sorunla ilgilenmem gerekiyordu. Oldukça karmaşık bir şey. | Open Subtitles | توجب علي الإهتمام ببعض الأمور العائلية أمور معقدة |
| Şu an için geçmişi unutmaya çalışıyor ve önemli ailevi sorunları var. | Open Subtitles | إنّه يريد العودة إلى حالته الطبيعيّة و هو يصادف مشاكل عائليّة |
| ailevi bir durum var da, erken çıkmam gerek. | Open Subtitles | أنظري , مسألة أسرية أحتاج للمغادرة مبكراً |
| Tüm bu imparatorluğu, senin ailevi problemlerin yüzünden kendi başına yıkmanı izlemek için kurmadım ben. | Open Subtitles | لم أشيّد إمبراطوريتي من الصفر لأشاهدها تنهار على يد فشلك العائلي. |
| Geçen geceki partide,ailevi bir sorunun olduğunu onlara söyledik. | Open Subtitles | أخبرناهم فى الحفلة أن لديك أمر عائلى طارئ. |
| Basitçe, ailevi bir tartışmaya tanık olduk. | Open Subtitles | تحديداً، ما حدث هنا كان نزاع ذو طبيعة منزلية |
| Şimdi bir de kalkmış ailevi değerlerimizin kökenlerini birleştirdiğimiz için bizi suçlayacaksınız. | Open Subtitles | ولكنّكَ ستثأر منّا الآن لتبنّينا حجر أساس القيم العائليّة |
| Dayanışmamız dini ve ailevi temellere dayanıyordu. | Open Subtitles | وحدتنا كانت قائمة على الدين والروابط الأسرية |
| Helen'in halletmesi gereken bazı ailevi işleri vardı da. | Open Subtitles | هيلين لديها بعض الامور العائليه ذهبت لتهتم بها |
| Dördüncü hatta Pam var. ailevi problemler yaşıyor. | Open Subtitles | باميلا على الخط 4 وهي تعاني من مشكلة عائليه. |
| ailevi bir benzerlik var gibi. | Open Subtitles | يبدو ان هناك تشابها عائليا |