| Siz ikiniz bu kasabada o liberal dedikodu müsveddesini alan tek kişilersiniz, ama dağıtıcı bana sekiz tane aldırıyor. | Open Subtitles | أنتما الإثنان الوحيدان في البلدة اللذان تشتريان صحيفة القيل والقال الليبرالية تلك لكن الموزع يجبرني علي شراء ثمانية نسخ |
| Diğer tarafında gördüğünüz gibi sekiz tane odacık var burda minik bebek istiridyeler kalıyor ve akımla besleniyorlar. | TED | يمكنك ان ترى الدوائر ثمانية على الجانب المحار المضيف الطفل ، و إطعامهم بالقوة. |
| Annenin sekiz tane çocugu olduğunda, bazen kimin kim olduğunu ve nerde olduklarını bilmediğini söylerdi. | TED | بما ان امي لها ثمانية اطفال, في بعض الاحيان تقول انها لا تستطيع ان تعرف من يكون هذا او ذاك او اين كانوا. |
| Hepsini tarif ettin. Ama sekiz tane kargo belgesi var. | Open Subtitles | قد وصفتيهم جميعًا لم يكُن هناك سوى ثمان صناديق شحن |
| -Tamam, bizde sekiz tane daha var. | Open Subtitles | خمسه وخمسون ، حسناً نحن لدينا ثمانيه او اكثر |
| Sanırım altı tane pembe sekiz tane maviye ihtiyacım var. | Open Subtitles | اعتقد انني احتاج لستة ورديات وثمانية زرق. |
| En az sekiz tane daha yapabilirdi. | Open Subtitles | باستطعاتة البناء علي الاقل ثمانية منهم , بهذة الاشياء |
| - Bir... - sekiz tane. Saymana gerek yok. | Open Subtitles | ـ واحد ـ هناك ثمانية ليس من الضروري أن تعدها |
| Bu tarafa doğru gelenler olduğunu rapor aldık sekiz tane ren geyiği ile. | Open Subtitles | اسمع لدينا تقرير عن شخص قادم الى هنا مع ثمانية غزلان |
| O bölgede şu anda sekiz tane çöp kamyonu görevde. | Open Subtitles | من الواجب ان يكون ثمانية عربات جمع القمامه في المنطقه المراقبه |
| Sadece sekiz tane, monitörden baktım. | Open Subtitles | انتم قتلتم الجميع باستثناء ثمانية قابضات. لقد كنت اراقب. |
| sekiz tane ızgara peynirli sandviç yedi. | Open Subtitles | كان لديها ثمانية سندويتشات مشويه بالجبن. |
| Çok naziksin. Bu sekiz tane içmemi açıklayabilir sanırım. | Open Subtitles | أنت مُرحب بكَ، لإعطائي العذر لـ شرب ثمانية |
| sekiz tane çocuğumuz var. Bu boşanma tazminatını etkiler mi? | Open Subtitles | لدينا ثمانية أطفال، هل سيؤثر هذا بالتسوية؟ |
| Anlamıyorum. Onlardan en az sekiz tane vardı. | Open Subtitles | أنا لا أفهم كان هناك على الأقل ثمانية منهم. |
| sekiz tane, gerisi de telefon şirketi celpnamelerimizi getirdiğinde aktif olacaklardır. | Open Subtitles | ...ثمانية تشتغل ، والبقية ستُفعّل عندما تتعامل شركة الخليوي مع مذكراتنا |
| Bunlardan sekiz tane ve senden bir tane varsa bu senin tek umudundur. | Open Subtitles | حَسناً،عندما يكون هناك ثمانية منهم وواحد منك فقط،فهو أملُكَ الوحيدُ. |
| Ben, insanı sinir eden sekiz tane oğlu olacağını söylemiştim. | Open Subtitles | لقد أخبرته إنهم ثمانية ، وجميعهم أولاد مزعجون |
| sekiz tane İsrail ve Filistin şehrinde duvarın iki tarafına da yapıştırmaya karar verdim. | TED | قررت ان الصق في ثمان مدن اسرائيلية وفلسطينية وعلى جانبي الحائط. |
| sekiz tane alışveriş merkezimiz var, ama hiç senfoni orkestramız yok. | Open Subtitles | لدينا ثمان مراكز تجارية، لكن لا بدون انسجام |
| sekiz tane doğurdu. Dördünü hemen boğdum. | Open Subtitles | لقد ألقت ثمانيه منهم في الشارع ولقد أغرقت أربعه بنفسي |
| Önce tanrıya sonra da sekiz tane beyaz adam üzerine yemin ederim, tamam mı? | Open Subtitles | أقسم أمام الرب وثمانية أشخاص بيض سفلة، حسناً؟ |
| Eğer Tancredi, revirin kapısını açık bırakmasaydı o sekiz tane bok çuvalı şu anda Tekli Hücrede olacaktı, tamam mı? | Open Subtitles | إن لم تكن (تانكريدي) تركت باب مكتبها مفتوحاً كنا أمسكنا بهؤلاء الأوغاد، حسناً؟ الخلاصة |