| Böylece bir ilişkinin tüm tehlikelerinden kaçınarak arkadaşlığımızı sürdürebileceğiz. | Open Subtitles | بأننا سنحافظ على الصداقة بتجنّب كل مخاطر العلاقات |
| Rahip Sven-Ole Christiansen bu müziğin tehlikelerinden bahsediyor ve bunu yasaklamak isteyen bir kuruluşa öncülük ediyor. | Open Subtitles | القسيس سفين اولي كريستيانسن يتحدث عن مخاطر هذه الموسيقى ويقود المنظمة التي تريد منعها |
| Buraya getirerek, Londra'nın tehlikelerinden uzaklaşarak bu güvenli yere gelecektir. | Open Subtitles | بإحضارالتارديس إلى هنا، سيبتعد عن مخاطر لندن ليأتي الى هذا المكان الآمن |
| Psikolojik savaşın tehlikelerinden Biri de, | Open Subtitles | إحدى أخطار أي نوع من أنواع الحرب النفسية |
| Ben sadece seni kara büyünün tehlikelerinden korumaya çalışıyordum. | Open Subtitles | كنتُ أحاول فقط أن أحميكِ من أخطار السحر المظلم |
| Yüzyıllar boyunca hayatın ahlaki tehlikelerinden korunabilmek için bize bir yol haritası oldular. | Open Subtitles | خارطة الطريق , تبين لنا كيف نتجنب الأخطار الأخلاقية المحتملة للحياة , ولكن |
| ve merhametini esirgeme bizi karanlığın tehlikelerinden koru. | Open Subtitles | وتمنحنا رحمتك العظمى وتحمينا من جميع مخاطر هذه الليلة. |
| Çünkü ikiniz de zaman çizgisini değiştirmenin tehlikelerinden bihabersiniz. | Open Subtitles | لأنه لا يفهم أي منكما مخاطر تغيير الخط الزمني |
| Bu yüzden yapmak isteyeceğimiz şey, kendimizi iyimserliğin tehlikelerinden korumak, ama aynı zamanda umutlu olmak ve iyimserliğin meyvelerinden yararlanmak. | TED | فما نريد فعله حقيقةً، هو أن نحمي أنفسنا من مخاطر التفاؤل، لكن، في نفس الوقت نبقى متفائلين، فنستفيد بذلك من ثمرات التفاؤل العديدة. |
| Bu, evli bir kadınla birlikte olmanın tehlikelerinden sadece bir tanesi. | Open Subtitles | هذه إحدى مخاطر مواعدة امرأة متزوّجة |
| Sosyalizmin tehlikelerinden haberdar olmanızı beklerdim. | Open Subtitles | أعتقدت أنك مطلع على مخاطر الإشتراكية |
| Çiğ organ yemenin tehlikelerinden bahsedelim. | Open Subtitles | دعينا نتحدث عن مخاطر وتناول اعضاء نيئه |
| Trendlerin tehlikelerinden bahsetmek. | Open Subtitles | و يتحدثون حول مخاطر الوضعيات |
| İş tehlikelerinden bahsetmişken doktorun hastaya dönüşmesi de onlardan biri mi? | Open Subtitles | بمناسبة أخطار المهنة طبيبة تصبح مريضة |
| Güneş ışığı sentezinin tehlikelerinden mi? | Open Subtitles | من أخطار توليف الطاقة الشمسيّة؟ |
| Bu da benim işimin tehlikelerinden biri. | Open Subtitles | أو ربما أنها أخطار المهنة |
| - Onu ölümcül hayatının tehlikelerinden azat et. | Open Subtitles | حررها من أخطار هذه الحياة الفانية - ! |
| Ailem; bu saklı yuvaya giremeyen karanlık sokakların tehlikelerinden uzakta ve Caroline Crowley ve ölen ünlü kocasının yarattığı dünyadan mahfuz biçimde huzurla uyuyor;.. | Open Subtitles | "عائلتي كانت تنام بداخله"، "آمنة من أخطار هذه الشوارع المظلمة"، "منعزلين تماماً عن عالم (كارولين كراولي) وزوجها الشهير الميت"، |
| Busmalis ona tehlikelerinden bahsetti. Ama gitmek konusunda çok isteklilerdi. | Open Subtitles | حَذَرهُ بوسماليس من الأخطار لكنهُم كانوا مُتلهفينَ للهروب |
| Bilirsin, son çare olarak kanuna başvurmamanın tehlikelerinden biri. | Open Subtitles | تَعْرف ، أحد الأخطار عدم وجود قانون نلجأ إليه ؟ |