| Ama mesaj masam hala yatak odasındaydı ve almam gerekiyordu. | Open Subtitles | ولكن طاولة المساج الخاصة بي ما زالت في غرفة النوم واضطررت إلى أخذها |
| Yaşlı adam burada, yatak odasındaydı. | Open Subtitles | الرجل العجوز كان في غرفة النوم هنا. |
| O sırada muhtemelen yatak odasındaydı. | Open Subtitles | في ذلك الوقت كانت في غرفة النوم |
| Öldürüldüğü yaz, Ali'nin yatak odasındaydı bu. | Open Subtitles | لقد كان في غرفة نوم (آلي) في الصيف الذي قتلت فيه |
| Everton'ın yatak odasındaydı. | Open Subtitles | (لقد كان في غرفة نوم (إيفرتون |
| Crewes'un içini boşalttığı her iki kasada yatak odasındaydı. | Open Subtitles | خزنتان من الاتي امتلكهما المقتولان موجودتان في خزانة غرفة النوم |
| Crewes'un içini boşalttığı her iki kasada yatak odasındaydı. | Open Subtitles | خزنتان من الاتي امتلكهما المقتولان |
| Küçük yatak odasındaydı herhalde. Neden? | Open Subtitles | أعتقد أنه في غرفة النوم الصغير, لماذا ؟ |
| yatak odasındaydı. N'oldu? | Open Subtitles | كان في غرفة النوم لماذا ؟ |