| Bir gün de çıngıraklı bir yılan yaşlı Kaiser'in icabına bakacak ve o büyük bir asker gibi ölecektir. | Open Subtitles | في يوم من الأيام أفعي ستلدغ كايسر العجوز وسيموت كمقاتل شجاع |
| Sonra biraz daha itince yılan olduğunu fark ettim ve geri çekildim. | Open Subtitles | وعندما دفعتها أكثر أدركت أنها كانت أفعي وقفزت للخلف نوعاً ما |
| Fakat sorun şu ki Jack'in yüzünde yılan dövmesi yoktu. | Open Subtitles | أجل, لكن ذاك الشئ ليس لــ(جاك) وشم أفعي علي وجهه |
| - Şey bu kadın var olmayan bir Russell Engereği tarafından sokulmuş ve biz de bu tür şeyleri inceliyoruz, Sally. | Open Subtitles | حسناً هذه المرأه عضت بواسطة أفعي رسل غير موجوده ونحب أن نبحث في هذه الأشياء " يا "سالي |
| Engerek! | Open Subtitles | أفعي سامة |
| Kes sesini, seni yılan! | Open Subtitles | إخرسي .. أنتِ أفعي |
| Dünya etrafında kıvrılan yılan. | Open Subtitles | أفعي تدور حول الكرة الأرضية |
| Çizmende çıngıraklı yılan mı var? | Open Subtitles | ألديك أفعي في حذائك ؟ |
| - Bir yılan ısırmış. | Open Subtitles | -لقد تم عضه من أفعي |
| yılan kanı ve pirinç şarabı. | Open Subtitles | -هذا دم أفعي وشراب أرز |
| - yılan! - Ayyaş! | Open Subtitles | - أنكٍ أفعي |
| Bir Russell Engereği, az değil. | Open Subtitles | أفعي رسل لا شىء أقل |
| Engerek! | Open Subtitles | يا (أفعي)! |