| Bunların, ilgi odağı olmak için benim uydurduğum bir şey olduğunu düşündü. | Open Subtitles | يعتقد أنه شيء اختلقته حتى اسبب المشاكل وحسب وأن أكون محط الاهتمام |
| Riske girip ödemediğimiz için kesilecek olan bir şey olduğunu söylüyorum. | Open Subtitles | سوف أخمن وأقول أنه شيء لم ندفع ثمنه وسوف ينقطع عنا |
| Medya da model, şarkıcı ya da Sidney Crosby gibi bir spor ilahı olmanın harika bir şey olduğunu söylüyor. | TED | وكذلك الإعلام يقول أنه شيء جيد جدا أن تكون مغنياً أو عارض أزياء أو بطل رياضي مثل سيدني كروسبي |
| Evet, bu aslında iyi bir şey gibi geliyor. | Open Subtitles | . حسناً ، هذا يبدو أنه شيء جيد |
| - Savunmam için, bu uzun zamandır planladıkları bir şeydi besbelli... | Open Subtitles | في الدفاع عن نفسى ، كان من الواضح أنه شيء خططوا له منذ وقت طويل |
| Ama kesinlikle dikkate alınması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum, öyle değil mi? | Open Subtitles | ولكن من المؤكد أنني أعتقد أنه شيء يجب الحذَر منه. أليس كذلك؟ |
| L bu gerçekten iyi bir şey olduğunu düşünüyorum, değil mi? | Open Subtitles | أعتقد أنه شيء جيد حقاً ألا نعنقدين هذا ؟ |
| Seni eğlendirecek bir şey olduğunu düşünmüştüm. | Open Subtitles | أعتقد أنني ظننتُ أنه شيء يمكن أن تستمتعي بهِ |
| Yani önce beni eşcinsel yapıyor sonra bir de kullarına bunun benim seçtiğim bir şey olduğunu söylettiriyor. | Open Subtitles | أقصد , يجعلني شاذاً ثم أتباعه يلاحقونني مخبرينني أنه شيء أخترته أنا |
| Onun yapabileceği ama benim yapamayacağım bir şey olduğunu düşündün. | Open Subtitles | .. اعتقدتَ أنه شيء يمكنه أن يفعله هو . و أنا لن أتمكن |
| Bunun yasa dışı bir şey olabileceğini biliyordum ama bunun kaçakçılık gibi bir şey olduğunu düşündüm. | Open Subtitles | ممكن أنني كنت أعلم أنه شيء غير قانوني و لكنني ظننت أنهم هربوا شيئا ما. |
| Beraber yapabileceğimiz bir şey olduğunu düşündüm. Neden olmasın? | Open Subtitles | ولدقيقة ظننت أنه شيء يمكننا فعله سوياً، ولمَ لا؟ |
| Çünkü ikimizin paylaşamayacağı bir şey olduğunu biliyordun. | Open Subtitles | لأنك تعرف أنه شيء لا يمكننا أبدا أن نتشاركه |
| Lütfen bana bu adamı izlemek için kullanabileceğimiz bir şey olduğunu söyle. | Open Subtitles | أخبريني من فضلك أنه شيء ما يُمكننا إستغلاله لتعقب ذلك الرجل |
| Bunu iyi bir şey olduğunu söyledi, evine dönmesi için onu teşvik etti. | Open Subtitles | قال أنه شيء جيد يساعده على الإندماج |
| Yine de farklı bir şey olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | ما زِلتُ أعتقد أنه شيء مختلفَ مع ذلك |
| Yapmam gereken bir şey olduğunu anladım. | Open Subtitles | أدركت أنه شيء كنت بحاجة لأفعله. |
| Bilmem, ilgileneceğin bir şey gibi geldi. | Open Subtitles | لا أعلم ولكن بدا لي أنه شيء تريدينه |
| Kimsenin başına gelmesini istemeyeceğin rezil bir şey gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو أنه شيء فاسد ليتمناه أحد، |
| Kesin önemli bir şeydi. Buna eminim! | Open Subtitles | وأنا أعلم أنه شيء مهم أنا أعرف ذلك |
| Fazla irdelemeden, büyük bir şeydi deyip geçelim. | Open Subtitles | دعنا نقول أنه شيء كبير وندعه على ذلك |