| Yani seninle konuşacak. Nerden biliyorsun? Bu odada ki tek korkan ben değilim. | Open Subtitles | إذن تبين، أني لست الجبان الوحيد في الغرفة |
| Sanki aynaya bakan ben değilim, sanki onlar bana bakıyorlar. | Open Subtitles | أنا أشعر أني لست الواحد الذي ينظر إلى المرايا لكنهم الذين ينظرون للوراء إليّ |
| Evet, ama ne yazık ki bu iddiayı dinleyecek yetkili kişi ben değilim. | Open Subtitles | أجل, لكن لسوء الحظ أني لست مفوضاً بهذه المطالبة |
| Bilirsin, bu aile neden benim akılcı diyalog yeteneğimin... olmadığını düşünüyor bilmiyorum. | Open Subtitles | لماذا يظن الجميع في هذه العائلة أني لست قادرة على حديث منطقي؟ |
| Bunda bir katkım olmadığını biliyorum ama seninle gurur duyuyorum, evlat. | Open Subtitles | وأعلم أني لست جزء من هذا ولكنى مفتخر بك يا بنى |
| Anlaşılan dün gece şansı yaver giden tek ben değilmişim. | Open Subtitles | يبدو أني لست الوحيد الذي أصبحَ محظوظاً ليلة أمس |
| Duyduğuma göre şehirde sana içki borcu olan tek ben değilmişim. | Open Subtitles | إذن، سمعت أني لست الوحيد المدين لك بإنقاذ حياته. |
| Ben de değişimi seven biri olmadığım için bu kasaba tam bana göre. | Open Subtitles | و بما أني لست من الرجال المبذرين هذه المدينة تلائمني مثل القفاز |
| Ben de Will'i arayıp aramızdakini ilerletmeye hazır olmadığımı söyledim. | Open Subtitles | سيقتله هذا لذلك اتصلت بويل واخبرته أني لست مستعدة للمضي في الامر |
| Gel de dünyanın en şanslı adamı ben değilim de. | Open Subtitles | أخبريني أني لست الشخص الأكثر حظا في العالم. |
| Yıllardır kaymadım o yüzden sorulacak kişi ben değilim bence. | Open Subtitles | كما تعرفون أنا لم اتزلج منذ سنوات واعتقد أني لست الشخص المناسب للسؤال |
| Belli ki yan görevi olan bir tek ben değilim. | Open Subtitles | جلياً أني لست الوحيد الذي يكن مهمة جانبية |
| Görünüşe göre ateşle oynayan bir tek ben değilim. | Open Subtitles | يبدو أني لست الوحيد الذى يلعب بالنار |
| Belli ki pabucu dama atılan bir ben değilim, birader. | Open Subtitles | يبدو أني لست الوحيد من تمّ سحب بساطه |
| Sanırım küçük sırrı olan bir tek ben değilim. | Open Subtitles | أظن أني لست الوحيد الذي لديه سر صغير |
| Ama size nasihate ihtiyacım olmadığını söyledim. | Open Subtitles | لكني أخبرتك . .. أني لست بحاجة إلى محاضرة |
| Artık ona ihtiyacım olmadığını düşünür. | Open Subtitles | إنها تظن أني لست بحاجة لها بعد الآن أو شيء من هذا القبيل |
| Benim poliste kaydımın olmadığını nereden biliyorsun? | Open Subtitles | مالذي يجعلك تعتقد أني لست تحت الرقابة أو ماشابه أيضا ؟ |
| Bu kızı ilk kesen ben değilmişim. | Open Subtitles | تبين أني لست أول شخص يقوم بتشريح هذه الفتاة |
| Anlaşılan yanlış istihbarat alan bir tek ben değilmişim. | Open Subtitles | حسناً، أظنّ أني لست الوحيد الذي حصل على معلومات خاطئة. |
| Demek ki Miami'deki tek arkadaşı ben değilmişim. | Open Subtitles | من الواضح أني لست صديقه الوحيد في [ميامي]؟ |
| Jennifer evlenme konusunda emin olmadığım için gerçekten çok kızgın. | Open Subtitles | جينيفر حقا غاضبة جدا ، هي تعتقد أني لست متأكد بخصوص الزواج |
| Dan'i aradım. İyi olmadığımı söyledim. | Open Subtitles | أتصلت ب"دان" أخبرته أني لست بصحة |