| Müşterimiz gibi, eski hokey hayranlarına bel bağlayarak bir yatırım firması açmış. | Open Subtitles | بنى شركة إستثمار من إستغلال معجبيه السابقين من الهوكي ، مثل عميلنا |
| Ama size yatırım yaptım ve bundan ödün vermek istemem. | Open Subtitles | لكن لديّ إستثمار فيكم يا رفاق، ولا أريد تعريضه للشُبهة. |
| Ben de bu takıma yıllardır yatırım yaptım. Potansiyelini biliyorum. | Open Subtitles | كان لديّ إستثمار في هذا الفريق لسنوات، وإنّي أرى إمكانيّاته. |
| Bu hafta teknoloji ile ilgili bir çok şey duyduk ve hatırlamamız gereken ve önemli olan kalbimizdeki teknolojiyi geliştirmek için enerjiye yatırım yapmak. | TED | لقد سمعنا الكثير عن التكنلوجيا هذا الاسبوع، ومن المهم لنا ان نتذكر إستثمار الكثير من طاقاتنا لتحسين تكنلوجيا القلب. |
| Orası için sonraya daha fazla zaman yatırımı yapıyormuş gibi düşün. | Open Subtitles | فكري فيه على أنه إستثمار . لقضاء مزيد من الوقت هنالك |
| Bugün yeni bir yatırım grubunun geldiğini biliyorum. | Open Subtitles | علمت أن هناك مجموعة إستثمار جديدة وصلت اليوم |
| Logonun Uranus Unlimited adlı bir yatırım şirketine ait olduğunu buldum. | Open Subtitles | إستطعت تتبّع الشارة إلى اورانوس إستثمار القوي المسمّى غير محدود. |
| Aile için yerinde bir yatırım yaptığını görünce çok mutlu olacaktır. | Open Subtitles | هى سوف تكون سعيدة فقط عندما ترى ماذا فعلت إستثمار حكيم للعائلة |
| Ama görünen o ki, yatırım yatmak için Sir William'a güveniyormuş hisselerini çoktan garantiye almış, o ne demekse! | Open Subtitles | لكنه على ما يبدو، أعتمد على السير ويليام فى إستثمار ما و ضمن إهتمامه أيا ً كان ما يعنيه هذا |
| Kızlara güvenilmez ahbap ama atlar iyi bir yatırım aracı olabilir... | Open Subtitles | البنات عديمات الثقة. الخيول، الآن، هناك إستثمار. |
| 200 paund kurtardık demektir. Makul bir yatırım mı? | Open Subtitles | انه توفير بقيمة 200باوند إستثمار أجوديسيووس؟ |
| Bundan 200 pound kurdardım. İyi bir yatırım? | Open Subtitles | انه توفير بقيمة 200باوند إستثمار أجوديسيووس؟ |
| Çünkü O insanlara yatırım için yardım ediyor, bu yüzden. | Open Subtitles | لأن يساعد الناس في إستثمار أموالهم، ها هو السبب |
| 3,000 zarardasın, ama bunun iyi bir yatırım olduğunu düşünüyorsun. | Open Subtitles | وأنت خسرت ثلاثة الآف، لكنك تتمنّى أنه إستثمار جيد. |
| "Annemle babam nasıl tanıştı?" diye sorduğunda bu içeceğe yaptığın en iyi yatırım olarak bakabilirsin. | Open Subtitles | أمي كيف ألتقيتي بأبي ؟ بإمكانكِ النظر لهذا الشراب كأفضل إستثمار على الاطلاق أستثمرتيه |
| Benim de aklıma bir yatırım hesabı açıp duran paraya kısa vadeli faiz uygulma fikri geldi. | Open Subtitles | لذا كان علي أن أفتح إستثمار بالمال في الوقت القليل الذي أملكه |
| Sonra da bana spor araba kiralamanın kötü bir yatırım olduğunu söyleyeceksin. | Open Subtitles | بعد هذا .. ستخبرني أن تأجير السيارات الرياضية إستثمار سيء |
| Bunu karşılayamayız! Bu geleceğe yatırım. | Open Subtitles | إنه إستثمار في مستقبلنا لا يمكن ألا نستفيد. |
| Fakat şimdi kaynak yatırımı ve deneyim transferi gerekli. | TED | كل ما يتطلبه الأمر الآن إستثمار الموارد و نقل الخبرات. |
| Sana söylemeliyim, restoran işi ustalık isteyen bir yatırımdır. | Open Subtitles | لابد أن أخبرك أن المطعم إستثمار صعب جداً |
| Bakanlığa, şirkete yüksek miktarda bağış yaptığınızı ve yeni yatırımlar aradığınızı söylerim. | Open Subtitles | سأخبر الوزارة أنكم متبرعون على مستوى عالي تبحثون عن إستثمار جديد |
| Babanın yatırımını konuşmak için adamla öğle yemeğine çıkıp nasıl oluyor da bu konudan hiç bahsetmiyorsunuz, anlayamadım. | Open Subtitles | لا أستوعب ذلك ، كيف تناولتِ الغداء مع رجلاً للحديث معه بشأن إستثمار والدكِ حيث لم تتحدثي بشأن ذلك إطلاقاً |
| Tanrı şahidim, yaptığım en iyi yatırımdı. | Open Subtitles | وأقسم أن ذلك كان... أفضل إستثمار صنعته في حياتي كلّها. |
| Sermaye yatırdığıma dair kontrat var elimde. Malın yani. | Open Subtitles | لدي عقداً يمثل إستثمار رأس المال |
| Ne kadarının sahibi olacağın ise tamamen sana bağlı. Diyorum ki, şu Palmer'in sana borcu olan 300binin... bir kısmını ya da hepsini yatırabilirsin. | Open Subtitles | مقدار المال الذي تدفعه، ما أقوله، هو يُمكنك إستثمار جزء من الـ 300 ألف دولار التي (تشيلي) يدينك بها، |