| Burayı şu anda Kara Sinema Evi adını verdiğimiz yere dönüştürdük. | TED | إذًا قمنا بتحويل هذه المساحة إلى ما ندعوه بيت السينما السوداء. |
| İkiniz, yeni evlenmiş bir çifte sağlanabilecek, en iyi yere taşınıyorsunuz. | Open Subtitles | .. كلاكما انتقل إلى ما يمكن أن يُقدّم لزوجين حديثي الزواج |
| Yaptıkları şey, bizi psikologların ortak gerçeklik dedikleri şeye davet etmek. | TED | ما يفعلونه هو دعوتنا إلى ما يسميه علماء النفس الواقع المشترك. |
| Şeytanı bile korkutacak şeye bakmaktan çekinmeyen biri hem de. | Open Subtitles | نعم ورجلاً مقداماً يتجرأ على النظر إلى ما يرعب الشيطان |
| Yediklerimden tut, soluma şeklime, ayın evrelerine... annenin her söylediğim ve yaptığım şeyi... yorumlamasının ne kadar sinir bozucu olduğunu anlatamam. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أخبركِ كم هو مزعج بأن أمكِ تفسر كل شيء أقوله وأفعله إلى ما آكله وكيف أتنفس ومراحل القمر |
| Yani,şu haline bir bak, saat daha sabahın 10'u ve neler yapmışsın. | Open Subtitles | أقصد انظري إلى ما فعلته حتى الآن و لازالت الساعة العاشرة صباحاً |
| Seni hayatının yarısını mahvetmeyesin nereye ait... olduğunu bile diye itekliyorum... | Open Subtitles | أفعل ذلك كي لا تضيعي نصف عمرك لا تَعْرفين إلى ما تنتمين |
| Gerçek dünyada, benim olduğum yere geldiğinde, düşünmen gereken başka şeyler vardır. | Open Subtitles | في العالم الواقعي.. عندما تصل إلى ما أنا فيه هناك اعتبارات أخرى |
| Karşımızda Kuzey var ve o da bir yere gitmiyor. | Open Subtitles | إننا نقاتل الشمال، وذلك لا يؤول إلى ما يُحمد عقباه. |
| Ve işin ucu umduğum yere çıkarsa tüm bunlara değecek. | Open Subtitles | وإذا قاد إلى ما أظنّه، كلّ هذا لن يذهب سدى |
| Oysa bunlar bizim bu küçük galaksiye koyabileceğimiz şeyler. Şimdi bu kara delik gibi görünen yere uçuyoruz. | TED | هذه هي الأشياء التي يمكننا وضعها في هذه المجرة الصغيرة. نحلق هنا إلى ما يشبه الثقب الأسود. |
| Geçen Nisan, oldukça tuhaf bir yere gittim. delirmiş lise mezunlar toplantısı diye isimlendiriyorum. | TED | في أبريل الماضي ، ذهبت إلى شيء غريب جداً .. إلى ما وصفته باجتماع طلاب ثانوية مضطرب. |
| Sistem değişikliği yavaş ve zor bir süreç ve bazen sizi gitmek istediğiniz yere götürmez. | TED | تغيير النظام صعب وبطيء وفي كثير من الأحيان لا يؤدي إلى ما تتوقعه منه. |
| Görüyorum ki gözlerin bir gün en büyük icadım olacak şeye takılmış. | Open Subtitles | أرى عينك تتجه إلى ما أتمناه يوماً ما أن يكون تتويجاً لإنجازاتي |
| Şu tedarik iyi olsa iyi ölür, kendimi toparlayacak bir şeye ihtiyacım var. | Open Subtitles | من الأفضل أن تكون هذه المؤونة الملقاة مذهلة , أريد إلى ما يُريحُني |
| Ve bu da Kongo havzasında ve dünyanın başka yerlerinde yabani hayvan eti ticareti olarak bilinen şeye yol açtı. | TED | وهذا ما أدى في حوض الكونغو، ومناطق أخرى في العالم، إلى ما يعرف باسم الإتجار بلحوم الحيوانات البرية. |
| Ve biraz önce çizdiğiniz şeye baktığınız zaman, onun bir sokak haritasına benzemediğini fark edersiniz. | TED | و عندما تعيد النظر إلى ما رسمت ستجد أنها لا تماثل خريطة الطريق |
| Seni bir kereliğine dinlemiyordum baba... ve bak ne oldu. | Open Subtitles | لم أستمع إليك مرة ، أبي وأنظر إلى ما حصل |
| Buraya ne sokup sokmadığına dair dikkat çekecek tipleri de pek sevmiyor. | Open Subtitles | ولا يحب أن يلفت الناس الانتباه إلى ما لديه، الصادر والوارد، حسن؟ |
| İnsanlar ne yaptığıma baktığında aileleri perişan eden uyuşturucuyu görüyorlar. | Open Subtitles | الناس ينظرون إلى ما نفعله ويرو المخدرات التى تدمر العائلات |
| Şimdi fazla kilolu insanlarda neler olduğuna bakalım. | TED | دعونا ننظر إلى ما يحدث في الأشخاص ذوي الوزن الزائد. |
| Sanırım yol bizi nereye götürürse. | Open Subtitles | إلى ما سيأخذني الطريق إليه، على ما أعتقد |
| Fakat çok geçmeden gidecekler, ve savaşlarının ötesine bakıp sonra ne kuracağımıza bakmalıyız. | Open Subtitles | لكنهم سيزولون قريبًا، وعلينا التطلّع إلى ما بعد حروبهم إلى ما سنبنيه لاحقا. |