| - "Şahinin gölgesindeki yılan." - "Şahinin gölgesindeki yılan" işte bu! | Open Subtitles | فلنطلق عليه، الأفعى فى ظل النسر جيد الأفعى فى ظل النسر |
| Bir yılan yakalamanın tek insani yolu yılan tuzağı kullanmaktır. | Open Subtitles | إنَّ الطريقة البشرية الوحيدة لإحتجاز الأفعى هي بإستخدام فخ الأفاعي |
| Çıngıraklı yılan eti, sıçan kebabı ve Refried Whiskey albümü. | Open Subtitles | لحم الأفعى المجلجلة ، والكباب . اللئيم ، والويسكي المقلي |
| Sonra sen elinden geleni yapıp yılanı dışarı çıkartıp Sarah'ı kurtarabilirsin. | Open Subtitles | ثم أن يمكن أن تفعل ما بوسعك لإخراج الأفعى وإنقاذ سارة |
| Hayatları boyunca yılanlardan korkmuş bu insanlar artık "Şu yılanın ne kadar güzel olduğuna bak." gibi şeyler söylüyorlardı. | TED | هؤلاء الأشخاص الذين صاحبهم طيلة حياتهم خوف من الأفاعي أصبحوا يقولون أمور مثل أنظر كم هي رائعة هذه الأفعى |
| Akrep veya yılan izi olan yenecek veya içecek her şeyi. | Open Subtitles | أيّ شيء أكلها أو شربها مُسارة من قِبل الأفعى أو العقرب |
| Pekâlâ, yılan barınağına gidelim, müdürü bulalım, o da bize doğru yılanı bulsun. | Open Subtitles | حسناً، إذاً نصل إلى مأوى الزواحف، نجد الأمين، ونجعله يحضر لنا الأفعى الصحيحة. |
| Bazen sihirler yılan ısırığı gibi olur. Panzehiri zehri kullanarak yaparsın. | Open Subtitles | التعويذات أحياناً كلدغات الأفعى يمكن أنْ تصنعي علاج السمّ مِن السمّ |
| yılan dostun seni öldürmeye çaışmıyordu. Seni sadece ağacın bir parçası sandı. | Open Subtitles | تلك الأفعى المنزلقة لم تحاول إيذاءك، إنها ظنتك جزءًا من الشجرة فحسب. |
| Yalancı yılan! Sethi'yi Musa'ya kışkırtmaya çalışırsan kendi zehrinle kendini yok edeceksin. | Open Subtitles | أيتها الأفعى المتربصة سوف تقضي على نفسك بسمك |
| Yalancı yılan! Sethi'yi Musa'ya kışkırtmaya çalışırsan kendi zehrinle kendini yok edeceksin. | Open Subtitles | أيتها الأفعى المتربصة سوف تقضي على نفسك بسمك |
| Ya da renkli derisi göz okşuyor diye, Engerek daha mı iyi yılan balığından? | Open Subtitles | أو هو الأفعى أفضل من ثعبان البحر لأن له محتويات الجلد باللون العين؟ |
| - Bu yılan Yumruğu değil... Bu ne? | Open Subtitles | هذا الأسلوب ليس أسلوب قبضة الأفعى ما هو ذلك؟ |
| Ama yılan bana saldırırken, dansederek yoldan çekildim. | Open Subtitles | وعندما هاجمتنى الأفعى رقصت بعيدا عن طريقها |
| Geriye kıvrık yüzlerce dişle yılanı ganimetinden vazgeçirmenin hiçbir yolu yok. | Open Subtitles | بمئات الأسنان المعقوقة للخلف فلا مجال أن تتخلّى الأفعى عن غنيمتها |
| Tabutun altında bir delik olacak ve oradan yılanı içeri göndereceğim. | Open Subtitles | سأفعل بـ 5000 دولار كفن به ثقب سفلي ندخل منه الأفعى |
| Eğer bu bir yılanın işiyse, evde kalmak daha akıllıca. | Open Subtitles | لو الأفعى فعلت ذلك إذاَ يجب أن نبقى في المنزل |
| Böyle söylersen, sen de izin vermezsin yılanın etrafınfda sinsice dolanıp hayatını mahvetmesine. | Open Subtitles | لقد قلتها بنفسك ولا يجب أن تترك الأفعى تزحف في الجوار وتخرب حياتك |
| Snake Alcilgelh, iyi, iyi Kaplansız ve yarasasız balina avı. | Open Subtitles | الأفعى المجلجلة , جيد جيد لصيد الخفافيش وليس النمور |
| Götümden çıkan bir şeyi bir çıngıraklı yılana ısırtmak çok önemli! | Open Subtitles | أنه هام للغاية أن تجعل الأفعى تعض شيئاً من مؤخرتي |
| Şimdi, muhtemelen hatırlayacağınız gibi, yılanlar ateşlediğiniz zaman siyah kül üreten küçük disklerdir. | Open Subtitles | كما يذكر معظمكم على الأرجح الأفعى هي هذه الأقراص الصغيرة المستديرة التي تشعلونها فتبصق أفعى صغيرة من الرماد الأسود |
| Saldırgan değildir ama çıngıraklı yılandan on kat daha zehirlidir. | Open Subtitles | ليست عدوانية ، لكنها أكثر سمية بـ 10 مرات من الأفعى الجرسية |
| Şimdi oyun oynamayı kes ve işini yap, seni dört ayaklı piton! | Open Subtitles | الآن دعيكي من العبث هنا و قومي بعملك, أيتها الأفعى بأربع أرجل |
| Bana deli diyebilirsin ama yılanlı adamdan şüpheleniyorum. | Open Subtitles | انعتيني بالمجنون, و لكنني أشك بالرجل ذو الأفعى |
| Olamaz! Zavallı adam. Mamba'nın işini bitirdim. | Open Subtitles | اللعنة، يا للمسكين. للتو نجحت مع الأفعى. |
| Yuvası için çıngıraklı yılanla nasıl mücadele ettiğine bak? | Open Subtitles | أنظر كيف يقاتلون الأفعى المجلجلة من أجل عُشِهِم |
| Bunu dinlemem gerekirdi. Çünkü sen gerçekten herkesin söylediği gibi kendini beğenmiş sığ bir yılansın. | Open Subtitles | كان عليّ الإصغاءُ إليهم، لأنّكَ الأفعى الأنانيّ السطحيّ، كما وصفكَ الجميع. |
| Her neyse, adam otu "boa" yılanının içine koyuyor. | Open Subtitles | على أية حال يارجل فهو يضع العشب داخل بضاعة الأفعى |