| Bence sanki normalde tuhaf gözlükler takanlar ve gazoz içmekten sivilce dolu yamulmuş suratları falan olur. | Open Subtitles | أعني، في العادة يرتدون النظارات المحدبة الغريبة وتملأ وجوههم البثرات من المشروبات الغازية |
| İyileştir beni, sivilce sıkıcı. | Open Subtitles | أريد الترياق يا مفرقعة البثرات. |
| Bense sana sivilce sıkıcı diyorum. | Open Subtitles | أطلق عليكم "أطباء فرقعة البثرات". |
| Bu yıl o garip siğil salgını bile olmamıştı. | Open Subtitles | ولعلمكما، إن عدوى البثرات الغريبة لم تتفشَّ بيننا هذا العام. |
| Cinsel organlarınızda büyüyen siğil yerine dönüşte yanınızda götüreceğiniz tek büyüklük kişisel büyüklüğünüz. | Open Subtitles | المكان الذي بدلاً من البثرات التناسلية النمو الوحيد الذي ستعود معه هو نمو الشخصية. |
| Kabartılar artıyor. Hayati organları iflas ediyor. | Open Subtitles | عدد البثرات فى ارتفاع ومؤشراتها الحيويّة في انخفاض |
| Ona bir bak. Kabartılar belirginleşti. | Open Subtitles | انظروا إليه الآن البثرات لها شكل القبّة |
| Bu çıbanlar, tekrar üreme döngüsünün bir parçası. | Open Subtitles | إنّ البثرات جزء الدورة المنتجة الطبيعية. |
| Derince gömülü kabarcıklar... barizce kabarmışlar ve yuvarlaklar. | Open Subtitles | طوق البثرات بإحكام، وأنهاه بشدة على شكل دائري |
| "sivilce sıkıcı" lafı yüzünden mi? | Open Subtitles | هل السبب هو "أطباء فرقعة البثرات"؟ |
| sivilce patlatmak hayatta en sevdiğim şeydir. | Open Subtitles | أنا أهوى أن أفقأ البثرات. |
| - Kabartılar başka bir safhadaysa-- - Gayet rahat bir durumda. | Open Subtitles | -إذا كانت البثرات في مرحلةٍ مختلفةٍ ... |
| Yani sadece, çıbanlar patladığında yayılıyor. | Open Subtitles | تنشر لذا العدوى فقط عندما البثرات تنفجر. |
| Güzel, fakat kabarcıklar kaybolana kadar tehlikeyi atlatmış sayılmayız. | Open Subtitles | هذا جيّد، لكنّنا لن نتأكّد من ابتعادنا عن الخطر حتّى تبدأ البثرات في الانحسار |