| 4077. MASH birliği, Albay Blake'in emriyle buna bir son verilecektir. | Open Subtitles | عليكم التوقف عن ذلك بحسب اوامر الكولونيل بليك، وحدة ماش 4077 |
| durmak istedim ama Gary, çocukluğu benden çok ama çok daha kötüydü. | Open Subtitles | اردت التوقف لكن غاري عانى من الامر أسوء بكثير حين كنا صغارا |
| Eğer hastanın bir dostu ameliyat odasına dalar ve dur diye bağırırsa durursun. | Open Subtitles | إذا إقتحم صديق للمريض غرفة العمليات ويصرخ عليك، فينبغي التوقف إنها قانون الأطبة |
| Şöyle durup düşünmemiz gerekiyor: bilim ve sanat konusunda ne yapmaya çalışıyoruz? | TED | اذاً ينبغي علينا التوقف حقا والتفكير بماذا نحاول فعله مع العلوم والفنون؟ |
| Ayrıca küçük hikayeni dinlemiyorum yani gerçekten kendi kendine konuşmayı bırakmalısın. | Open Subtitles | و لست مصغيـا لقصتـك لذا عليك التوقف عن التحدث مع نفسك |
| önemli bir şey yok. her şey yolunda benimle tartışmayı keser misin artık! | Open Subtitles | ليس بالأمر المهم. لا بأس. حسنا, هل يمكنك رجاءً التوقف عن الجدال معي؟ |
| Fakat işin garibi de şu: En son ameliyatım iki saat önce olmasına rağmen, kahrolası ellerimi yıkamayı bırakamıyorum. | Open Subtitles | ولكن حتى وأنا أعلم أن العملية التي أجريتها مضى عليها ساعتين إلا أن لا يمكنني التوقف عن غسل يديّ |
| belki de hayatımda davetsiz olmadığın bölgelere girmeye çalışmaya bir son vermelisin! | Open Subtitles | ربما يجب عليك التوقف بالبحث حول حياتي ، بدون أن يطُلب منك |
| Olmaz, bu andan itibaren durmak yaptıklarımızın amacını boşa çıkarır. | Open Subtitles | لا، التوقف الآن سيبطل هدف ما قمنا به لحد الآن |
| Diyelim üç saat araba sürdünüz 20, 30 dakikalığına durmak istersiniz, çünkü insanlar normalde bu kadar durur. | TED | فعند القيادة لمدة 3 ساعات ستريد التوقف لـ20 إلى 30 دقيقة فقط، وهي نفس المدة التي يقفها السائقون عادة. |
| Böylece evimin yakınlarındaki dur işareti direğini sarmaladım. | TED | لذلك قمت بلف علامة التوقف الموجودة بالقرب من منزلي. |
| Yangın muslukları ve dur işareti direklerinden bu malzemeyle yapabileceğim diğer şeylere kaydı. | TED | انتقلت من صنبور اطفاء الحريق وعلامات التوقف إلى أي مادة يمكنني القيام فيها بذلك. |
| Belki senin içindir, ben durup da ne yaptım diye düşünemem. | Open Subtitles | ربما من أجلك ،لكن لا يمكننى التوقف عن التفكير فيما فعلت |
| Sabahları erken kalkamıyorsan eve bu kadar geç gelmeyi bırakmalısın ve... | Open Subtitles | عليك التوقف بالقدوم الى المنزل متأخر ,اذ لم تستطع النهوض بالصباح. |
| Şu sesi çıkarmayı keser misin artık? | Open Subtitles | هلا يمكنك التوقف عن هذا الضجيج الآن؟ فقط .. |
| Benim ne düşündüğümü, onun ne düşündüğünü... ailenin ne düşündüğünü bir yana bırak. | Open Subtitles | التوقف عن التفكير حول ما أريد ، ما يريد ، ماذا تريد والديك. |
| Koç Gary Gaines ve Permian ekibi... artık süre için endişelenmeli. | Open Subtitles | يجب أن ينتبهوا للوقت كلا الفريق والمدرب جاينز يجب التوقف الآن |
| Ve madem, her şeyin bir anlamı var, merak etmeden duramıyorum. | Open Subtitles | ولان كل شئ له معنى انا لا استطيع التوقف عن التعجب |
| Gözetleme videoları odayı park yerini ya da müdürün ofisini göstermiyor. | Open Subtitles | لا يظهر شريط المراقبة الغرفة أو ساحة التوقف أم مكتب المدير |
| Riskli bir operasyon. durabilir misiniz? | Open Subtitles | ، من الخطر اجراء العمليه هكذا هل يمكنك التوقف ؟ |
| İnsanları ısırmayı bırakmak zorundasın yada kimse etrafında olmak istemeyecek. | Open Subtitles | عليك التوقف عن عض الناس وألا لن يكون أحد بجوارك |
| Bu yüzden kendimi haklı çıkarmayı bırakıp hayatımda ilerlemeye karar verdim. | Open Subtitles | لهذا قررت التوقف عن اختلاق الأعذار. وأبدأ بالتقدم إلى الأمام بحياتي. |
| Ama çok istiyorsan arabayı kenara çekeyim, uzun uzun konuşursunuz. | Open Subtitles | لكن إن كنتِ تريدين هذا يمكنني التوقف حتى تتحادثا براحتيكما |
| Eğer seyahate sabah 9 gibi başladıysanız öğlen bir şeyler atıştırmak, tuvalete gitmek, kahve içmek için mola vereceksiniz. | TED | فعند بدء الرحلة عند الساعة 9 صباحاً سترغب في التوقف للغذاء أو لاستعمال الحمام أو أخذ قهوة لمتابعة الطريق. |