| Almanya'yla savaşın getirdiği korku ve yıkımı ilk elden tecrübe ettim. | Open Subtitles | و كتجربة خُضتها بنفسي الرعب والدمار اللذان خلفتهما الحرب مع ألمانيا |
| Peki katilin yeniden çekilmiş korku filmleri kurallarıyla çalıştığına nasıl bu kadar eminsiniz? | Open Subtitles | كيف لك ان تكون متأكداً ان القاتل يقلد الطبعات الجديده لافلام الرعب ؟ |
| Ne eğlenceli, kankalarla takılıyorum dondurma yiyorum, korku filmi izliyorum. | Open Subtitles | مُمتع جداً، التسكع مع الرجال أكل المثلجات، مُشاهدة أفلام الرعب |
| Onu çalıştıranın içini çok yoğun bir dehşet hissi kaplıyor. | Open Subtitles | إنه يزرع شعوراً ساحقاً من الرعب داخل أي من يشغله |
| Cumhuriyetler kesenin ağzını ancak gerçek terör yok edilirse açarlar. | Open Subtitles | ستفقد الجمهوريات أموالها فقط إذا حدث الرعب الحقيقي فسيفقدون أحشائهم |
| Halk aynı şekilde işlenen cinayetlerden ötürü panik halindeydi. | Open Subtitles | و لشهور عديدة نشر الرعب فى قرية إسمها فولكى بسلسلة من جرائم القتل إرتكبت كلها تحت ظروف متماثلة |
| Terörizm temel olarak masum bir yabancıyı almak ve korku yaratmak için öldüreceğiniz kişiye düşman olarak eğitmektir. | TED | ان الإرهاب هو خطف شخص غريب بريء ومن ثم معاملته وكأنه العدو الذي كان يحاربك بهدف صناعة الرعب في صفوف العدو |
| korku filmlerini mi yoksa romantik filmleri mi seversin? | TED | تفضل الأفلام الرومانسية أم أفلام الرعب ؟ |
| Homer zamanından beri, ilk çağın güçlü imparatorluklarına korku salan ve Akdenizin ötesinde yaşayan azılı savaşçılarla ilgili eski hikâyeler anlatılır. | TED | منذ زمن هوميروس، سُردت حكايا قديمة عن محاربين شرسين يقطنون أكناف البحر المتوسط. يبثون الرعب في قلوب أعظم إمبراطوريات العصور القديمة. |
| korku filmi gibiydi. Onu evde eğitmek zorunda kaldılar. | TED | كان مشهداً من الرعب اضطروا إلى تعليمها في المنزل |
| Sürücü benim korktuğum gibi dehşet veya korku içinde değildi. | TED | لم يواجة هذة الرهبة او الرعب التي كنت اعتقد انه سيواجة |
| Sonuçta korku o dönemde pek çok yazar tarafından denenen popüler bir türdü. | TED | في النهاية، كان الرعب لونًا رائجًا من الأدب في تلك الفترة، يمارسه العديد من الكُتاب. |
| korku ve komedi filmlerinin ortak noktası nedir? | TED | ما المشترك بين أفلام الرعب و الكوميديا ؟ |
| Bu, bir korku filmi sahnesinden ya da çirkin bir adli rapordan alıntı değildi. | TED | لم يكن هذا أحد مشاهد أفلام الرعب أو تقريرًا مروعًا من تقارير الشرطة. |
| Şimdi bunlar birçok modern korku öyküsünün klasik ögeleri haline gelmiş durumdalar. | TED | ولكن الآن، أصبحت عناصر أساسية في كثير من قصص الرعب الحديثة، |
| dehşet verici korkuların her köşede pusuya yattığı yılın en korkuç zamanı. | Open Subtitles | أكثر الليالي رعباً في السنة حيث يترصد الرعب المخيف في كل زاوية |
| A.B.D. 'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı. | TED | و كانت 25 دقيقة من الرعب التام مر بها الاف الناس عبر الولايات المتحدة. |
| Tamam. Tamam. panik moduna girmeyelim! | Open Subtitles | حسناً, حسناً دعينا فقط لا ندخل في جو الرعب |
| Böyle korkunç bir şey için açıklama yapmak yersiz. | Open Subtitles | مثل هذا الرعب لايحتاج لأن أنوه إليه إنه شديد الوضح |
| Çoklu bakış açıları sadece görünürdeki korkuyu yoğunlaştırıyor– gözleri çerçeve boyunca yersiz bir barış arayışına gönderiyor. | TED | الزوايا المتعددة تعمل فقط على عرض الرعب مُظهرةً الأعين الدائرة باندفاع حول الإطار في بحثٍ غير مجدٍ عن السلام. |
| Tanrı'dan vazgeçtiğimizden beri... hayat denilen bu anlamsız dehşeti açıklamak için kendimizden başka bir şey yok. | Open Subtitles | منذ أن نستغني عن الله لن يكون لدينا شيئ سوى أنفسنا لشرح هذا الرعب الذي لا معنى له للحياة. |
| Veya kan zehirlenmesi vücudu sarınca revirdeki dehşete tanık oldun mu? | Open Subtitles | او تشهد على الرعب في المشفى و التعفن يأكل الجسم ؟ |
| Bu da onu sürprizden, korkudan üzüntüden, yaşama merakından uzak tutuyordu. | Open Subtitles | ينبغي قطع الطريق عليه من المفاجأة الرعب والحزن والتعجب من الحياة |
| Size çok yakın birinin kollarınızda ölmesinin ne kadar korkutucu olduğunu bilemezsiniz. | Open Subtitles | لايمكنك تخيل مقدار الرعب لوجود شخص قريب جدا منك يموت بين يديك |
| Kastedilen şey düşmanlarımızın tehdidi altında olduğumuzda hissettiğimiz Korkunun üstesinde gelmek ve ötekini takdir etmeye başlamaktır. | TED | هي ما يقصد به من التغلب على الرعب الذي نشعر به عندما نرزخ تحت تهديد أعدائنا، ونبدأ في تقدير الآخر. |
| Bir köşede ben, diğer köşede Gotham City'e terörü getiren adam Batman. | Open Subtitles | أنا في زاوية واحدة وفي الأخرى الرجل الذي نشر الرعب الحقيقي في جوثام باتمان |
| Tüm bu dehşetin kabusların ardından yırtıcı, yiyip bitiren kuşlarla kararmamış gökyüzüne gözlerini yükseltebilmeleri. | Open Subtitles | بعد كل هذا الرعب بعد تلك الكوابيس أن يكونوا قادرين على رفع أعينهم لسماء |
| # Karanlığın getirdiği dehşetten korkmamalısın # | Open Subtitles | لذا لا تخافوا من الرعب الذى سيحدث فى الليل |
| paniğe kapıldı. Köşeye sıkıştırılmış yırtıcı bir hayvan gibi hissetti. | Open Subtitles | لقد استولى عليه الرعب ، و شعر و كأنه حيوان مطارد ، محاصر ، يائس |