| Biz topal ördek gibi burada oturmuş kedere bulanırken o hayatına devam ediyor. | Open Subtitles | إننا نجلس هنا مثل البطه العرجاء نتمرغ في حزننا حين هي قد فقدت حياتها |
| Sakın kaçmayı düşünme. O topal ayakla 3 metre bile gidemezsin. | Open Subtitles | لا تفكّر بالهرب بتلك الساق العرجاء فلن تبتعد عشرة أقدام |
| topal Eşşek Piramiti Hakkında, Doğru Olmayan, Bütünsel Olmayan | Open Subtitles | 'حول سلامة هَرمِها و 'مؤخرته العرجاء |
| Orada kadın hapishanesinde gönüllü öğretmen oldum çünkü bizimkiler sakat bacağım yüzünden benim evlenemeyeceğimi düşünüyorlardı. | Open Subtitles | تطوعت لتعليم النساء في السجن هناك لأن الناس قلقون بأني لن أستطيع أن أتزوج بساقي العرجاء |
| O hâlde hayatinin geri kalanini berbat sesli bir karisi olan bir sakat olarak geçirmeye hazir ol. | Open Subtitles | ثما استعد بعيش بقية حياتك في راحة كل اعرج العرجاء مع زوجة لديها صوت مزعج |
| sakat ayağın hakkında konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أتحدث معك بشأن قدمك العرجاء |
| - Yeterince içtin. Elini üstümden çek topal çocuk. | Open Subtitles | إبتعدي عني، أيتها العرجاء الحثالة. |
| Teşekkür ederim topal. | Open Subtitles | شكراً لكِ، أيتها العرجاء |
| topal ördek vakladı. | Open Subtitles | كفت البطة العرجاء عن البطبطة |
| topal ayağımı da! | Open Subtitles | أريد قدمي العرجاء! |
| sakat olanı. Ulaşabildin mi? | Open Subtitles | العرجاء, هل بإمكانك الوصول إليه؟ |
| Onun en yakın arkadaşıyla yattım, sakat olanla. Pearl. | Open Subtitles | أنا ضاجعت صديقتها المقربة (بيرل) العرجاء |
| Baba, çok sakat. | Open Subtitles | أبي , هذا هو العرجاء. |
| Tiller'ın sakat ablası. | Open Subtitles | -إنّها اخت (تيلر) العرجاء . |