| Bu akım masası, tüm masanın üstünde renkli güneş hücreleri bulunuyor. | TED | هذه الطاولة، حيث سطح الطاولة بأكمله يتضمن هذه الخلايا الشمسية الملونة. |
| Bir sürü renkli topla oynanan bu oyunun adı ne? | Open Subtitles | ما اسم لعبة بها العديد من الكرات الملونة متل هذه |
| Bir sürü renkli topla oynanan bu oyunun adı ne? | Open Subtitles | ما اسم لعبة بها العديد من الكرات الملونة متل هذه |
| Ben zenci birliklerimin şu kasabaya gidip birilerini öldürmesini engellemeye çalışıyorum. | Open Subtitles | أني أحاول أن أمنع قواتي الملونة من الذهاب إلى تلك البلدة وقتل أحد |
| Resim yapmak için biraz kâğıt ve renkli kalem alabilir miyim? | Open Subtitles | هل بأمكاني الحصول عل بعض الاوراق والاقلام الملونة لأرسم بها ؟ |
| - Ne? İhtiyacınız olan tek şey renkli, tatlı pipetler. | Open Subtitles | ما تحتاجونه إذاً هو هذه الشفاطات الملونة والجميلة والقابلة للانحناء |
| Bu haritada, renkli alanlar su anlaşmazlıklarını temsil ediyor. | TED | على هذه الخريطة المناطق الملونة تمثل المناطق التي تنتشر فيها نزاعات على المياه |
| Buradaki renkli hatlar aksonların demetlerine denk düşüyor, hücre gövdeleriyle sinapsları birleştiren lifler. | TED | لذلك كل هذه الخطوط الملونة تتوافق مع باقات من المحاوير, الالياف التي تربط الهيئات الخلية الى المشابك |
| Düşünce gücüyle kontrol edilen bilgisayar hayatımızı renkli bir hale getirmemize yardımcı oluyor. | TED | الذي تمكنك حوسبة التحكم عن طريق الأفكار من فعله هو بناء طبقات من الصور الملونة لمراحل حياتك. |
| Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: renkli tebeşir. | TED | حسناً، علي أن أخبركم، أن أحد أعظم الفوائد من العمل كاستاذ: الطباشير الملونة. |
| Tüm hatlar, orada gördüğünüz renkli hatlar, bizim yüksek kapasiteli taşıma ağımızdır. | TED | كل الخطوط ، الخطوط الملونة التي تراها هناك ، هي شبكة النقل عالي الكثافة. |
| renkli borular, bakteri ve deniz suyunun cihazın içine ve dışına aktığı kısım. | TED | الأنابيب الملونة هي حيث تطفو البكتيريا وماء البحر داخل وخارج الجهاز. |
| Bu, binanın içindeki ışığı kullanarak dışarıyı aydınlatan küçük renkli camlarla tamamlanıyor. | TED | ويستكمل ذلك بقطع الزجاج الملونة الصغيرة والتي تستفيد من الضوء من داخل المبنى لتضيء المبنى في الليل |
| Sabit teleskoplarımızdan biriyle çekilmiş çok güzel renkli görsellerimizden birini sizinle paylaşmak istiyorum. | TED | جيد، على أقل تقدير، أريد أن أريكم واحدة من الصور الملونة الجميلة التي حصلنا عليها من أحد التلسكوبات الأرضية. |
| İnsanlar olarak gözlerimizde beyaz, renkli iris ve siyah göz bebeği vardır. | TED | كبشر لدينا بياض العين، القزحية الملونة وبؤبؤ العين الأسود. |
| Aygıtın yolculuğunu yapabilmesi adına 27 küp için nasıl bir renkli kaplama uygulayabilirsiniz? | TED | كيف يمكنك تطبيق الأغلفة الملونة على الـ27 مكعبًا بحيث يكون المجس قادرًا على إتمام الرحلة؟ |
| Tek zenci alayının sizinki olduğunu düşünmediniz, değil mi? | Open Subtitles | أعتقد انك لم تكن تظن ان فرقتك هي الفرقة الوحيدة الملونة في الجيش |
| Bu rengarenk toplar da şu anda bu salonda, aramızda yüzen mikroplar. | TED | وهذه الدوائر الملونة هي الميكروبات والتي تسبح في الهواء من حولنا .. في هذه الغرفة الآن .. حولنا جميعاً |
| Bir takım saman rengi çizgiler görünüyor. | Open Subtitles | هُناك بعض الخطوط الملونة بلون القش يسهل رؤيتها |
| Ojeli ayak tırnaklarından Boyalı saçlarına kadar. | Open Subtitles | من أظافر قدميها الملونة حتى قمة رأسها المبيض |
| Bilgisayarlarda resim görüntüleyebilme zamanlarını hatırlayın, o muhteşem, tam renk fotoğraflar... | TED | أتذكرون عندما تكلمنا للمرة الأولى إظهار صور على الحاسوب تلك الصور الملونة فائقة الجمال؟ |
| Evet, polis bu yeni gökkuşağı met türüne "Veba" diyor. | Open Subtitles | أجل، ينعت الشرطة هذا النوع الجديد من المخدرات الملونة بالوباء |
| Böylece ben, eğitimsel amaçlarını gerçekleştirmek için büyük finansal sıkıntılarla karşı karşıya kalan siyahi kadınların yüzde 60'ından birisi oldum. | TED | وهكذا، كنت جزء من 60 بالمئة من النساء ذات البشرة الملونة اللاتي يجدن أن الأمور المالية عائق رئيسي لأهدافهم التعليمية. |
| İstismar edilmiş, yenetekli, paranoyak küçük kız pastel boyalarla duvarlara resim çizen. | Open Subtitles | طفلة صغيرة موهوبة مستغلة ترسم بالاقلام الملونة على الجدران |
| Burada pas renginde damlalar var... göğsünde ve omzunda. | Open Subtitles | قطرات الصدأ الملونة هنا... على الصدر والكتف. |
| STEM'deki beyaz olmayan kadınlar, günümüzün en zor ve en heyecan verici sosyo-teknolojik meselelerinden bazılarında bulunmaktadırlar. | TED | تتولى النساء ذوات البشرة الملونة في المجال العلمي بعض القضايا الإجتماعية والتكنولوجيا الأكثر صعوبة وإثارة في عصرنا. |