| Dedim ki... kimyanın canı cehenneme, ben marangozluğa geçiyorum... çünkü bir kuş evi yapıp kırmızıya boyarsan, "A" alıyordun. | Open Subtitles | لذا قلت لنفسي تباَ للكيمياء سوف آخذ سنة في الفنون الجميلة كما تعلم تصنع عش طيور وتدهنه بالأحمر تحصل على امتياز |
| Dönemin geri kalanında A alsam da yine B gelecek. | Open Subtitles | حنى لو أخذت امتياز في هذا الفصل لا أزال جيد جدا فقط |
| Tasarım, çok büyük bir ayrıcalık ama daha da önemlisi büyük bir sorumluluk. | TED | التصميم هو امتياز ضخم، لكنه مسؤولية أكبر من ذلك. |
| Fakat bu, beyaz ayrıcalık teorisinin ifade ettiği şey değil. | TED | لكن ليس هذا ما تقوله نظرية امتياز اللون الأبيض، |
| - İkinci Kaptan'ın eşi olmanın hiçbir ayrıcalığı yoksa ne anlamı var ki? | Open Subtitles | هيا , اذا لم يوجد اي امتياز لكوني زوجة مساعد السفينة اذا ما اللذي يستحق؟ |
| - Özgürlük bir ayrıcalıktır, Bay Shore, hak değil. - ayrıcalık mı? | Open Subtitles | الحرية امتياز , سيد شور , وليست حق امتياز |
| Eskiden İngilizce'de hep pekiyi alırdım. | Open Subtitles | اعتدت علي الحصول علي امتياز في درس اللغة الأنجليزية |
| Ve, sanırım, bu son derece ayrıcalıklı bir coşku. | TED | و إنها، باعتقادي، لنشوة ذات امتياز كبير. |
| Bana Bilgisayar Bilimleri Finali'nden "A" aldı dememiş miydin? | Open Subtitles | ألم تخبرني أنّه قد حصل على درجة امتياز في اختباره ؟ |
| Her biriniz bu sınıfa gelmek için özel olarak seçildiniz ve bu deney tamamlandığında otomatikman "A" alacaksınız. | Open Subtitles | لقد اختير كل واحد منكم بعناية ليكون معنا هنا فى هذا الكورس و الذى ستنالون عنة جميعا تقدير امتياز |
| Peki "Ölüm Haberi" dersinden "A" almak için ne yapmak gerekiyor? | Open Subtitles | ماذا يجب أن تفعلوا لتحصلوا على امتياز بتوصيل خبر الموت؟ |
| Okuldayken her zaman A'lar alırdın. | Open Subtitles | فلطالما حصلت على تقديرات امتياز بالمدرسة |
| Belki de bunun kur yapan çiftler için bir ayrıcalık olduğunu bilmiyorsundur. | Open Subtitles | -ما هذا ؟ ربما لا تعرف بأن هذا امتياز لخطب ود الأزواج |
| Öğrendim ki, ışınlanma ayrıcalık değil, bir hakmış. | Open Subtitles | حسناً , اتضح بأن الانتقال الذهني ليس حقاً ولكنه امتياز |
| - Özgürlük bir ayrıcalıktır, Bay Shore, hak değil. - Bir ayrıcalık? | Open Subtitles | الحرية امتياز يا سيد ,شور وليست حق امتياز |
| Alacaklıların, oyunun kurallarını belirleme gibi bir ayrıcalığı var. | Open Subtitles | الدائنين لديها امتياز من البت في قواعد اللعبة. |
| Hepsi pekiyi. Matematik iyi ama hepsi pekiyi. | Open Subtitles | امتياز، بالرياضيات حصلت على جيد جدًا، لكن البقية امتياز |
| Bu geleceğin bir parçası olmak çok ayrıcalıklı bir durum. | Open Subtitles | إنّه امتياز ان تكون جزءًا من هذا المستقبل |
| 10 yıl önce buna sahip olmak bir ayrıcalıktı. | Open Subtitles | عشر اعوام مضت كان امتياز ان يكون لديك |
| Dükkanlarından birinde çalışmadan satış tekeli hakkı vermiyorlar. | Open Subtitles | لن يقوموا بمنحك شهادة امتياز تقوم بإدارة أحد محلاتهم رائع |
| Bize katılmaya karar verirsen sana da sağlayacağımız bir gizlilik. | Open Subtitles | امتياز يمكنك أن تتوقعيه لنفسك إذا ما قررت الانضمام لنا |
| Kadın olmanın bana sağladığı ayrıcalıkları nasıl yanlış kullanıyorum görün. | Open Subtitles | انظروا كيف اسئ استخدام ما يمنحه لي هذا من امتياز |
| Bunları imzalarsanız avukat müvekkil ilişkimiz sayesinde aramızdaki her şey gizli kalacak. | Open Subtitles | وقّعِ هذه وستحصلي على امتياز المحامي ووكيله. |