| Kamyonda çalınan bazı kargoları aramaya gelmiş. | Open Subtitles | حسناً ، لقد جاءَ إلى هنا باحثاً عن بضاعةٍ ما قالَ انها كانت مسروقة من شاحنة |
| Stokes iş aramaya gelince ben de onu oraya gönderdim. | Open Subtitles | ستوكس جاء إلى هُنا باحثاً عن عمل ووضعته هُناك |
| Yaşamımın kalanını boş bir şekilde arayarak geçirdim. | Open Subtitles | أمضيت بقية حياتي باحثاً عن الأفاتار و لكن بدون جدوى |
| Oradaydım, tarlada dolaşıyordum, günahkârı veya ayak izlerini arıyordum. | Open Subtitles | لقد كنتُ هناك في الخلف أسير وراء الصفّ، باحثاً عن المذنب أو عن آثار أقدامه |
| Ben gelmiyorum. Yapamam. Bu kütüphaneyi bulmak için yıllarımı verdim. | Open Subtitles | لن أرحل ، لا أستطيع لقد قضيت الكثير من الوقت باحثاً عن هذا المكان |
| Seks dürtüsünün, etrafta gezinip değişik değişik eşler aramak için evrimleştiğini düşünüyorum. | TED | وأعتقد أن الدافع الجنسي تطوّر فيوصلك إلى هناك، باحثاً عن شريك العمر |
| Sabah uyandığımızda bir çocuk katilini ararken... iki tane domuzcuk bulduk. | Open Subtitles | إستيقظت هذا الصباح باحثاً عن بعض السجائر الملفوفة مع جماعتي وجدوا شخصان قذران بالفعل |
| Bazı cevaplar arıyordu, bana geldi ben de onu İsa'yla buluşturdum. | Open Subtitles | لقد اتي الي باحثاً عن اجابات وانا اوصلته بيسوع المسيح |
| Yani katil Angel'ı aramaya geliyor, Angel burada değil. | Open Subtitles | "إذن فقد جاء القاتل باحثاً عن "أنجل ولكنه لم يجده |
| Bir daha bana cevap aramaya gelme. | Open Subtitles | لا تأتي إليّ... باحثاً عن أجوبة مرة ثانية. |
| Parayı aramaya gelen kimse olmadı. | Open Subtitles | لم يأتي أحد بعد ذلك باحثاً عن المال |
| Hayatımın son sekiz yılını sevdiğim kadını arayarak geçirdim. | Open Subtitles | أمضيتُ آخر 8 أعوام من عمري باحثاً عن المرأة التي أحبّ |
| Kardeşimizi arayarak öbür dünyada geziniyor. | Open Subtitles | الذي يحوم في العالم الآخر . باحثاً عن شقيقتنا في الضوء |
| Araştırmalarına geri dönmek için insanlığını tekrar kazanmak umuduyla sadece yiyecek bir göz daha arayarak dünyayı dolaşan bir adam gibi görünmüyor muyum? | Open Subtitles | ألا أبدو كرجُل قد جاب العالَم باحثاً عن عَينْ إضافيةً على أمل أن يعود إلى شكلِ بشري مناسب ليعود إلى مشروع بحثه |
| Gititkçe huzursuzlanıyor, bana hayatımın anlamını geri verecek bir şey arıyordum. | Open Subtitles | كبرت مؤرق البال ..باحثاً عن شيء قد يجلب معنى لحياتي |
| Koleksiyonuma katmak için yeni bir çaydanlık arıyordum fakat onun yerine seni buldum. | Open Subtitles | أنا فقط خرجت باحثاً عن إبريق شاي جديد لأضيفه إلى مجموعتي لكن بدلاً من ذلك وجدتك |
| Ben gelmiyorum. Yapamam. Bu kütüphaneyi bulmak için yıllarımı verdim. | Open Subtitles | لن أرحل ، لا أستطيع لقد قضيت الكثير من الوقت باحثاً عن هذا المكان |
| Piyanosuna tuş bulmak için, hayaller peşinde. | Open Subtitles | فقط باحثاً عن بعض العاجيات للدغدغة, ملاحقاً الحُلم. |
| Yeni ve taze bir başlangıç aramak için başka bir gezegene geldim. | Open Subtitles | لقد جئت إلى كوكب آخر. اسعى باحثاً عن بداية جديدة، بداية جديدة، |
| Senden alınan gerçeği aramak için bugün buradasın. | Open Subtitles | لقد كنت هنا اليوم,باحثاً عن الحقيقة, حقيقة قد أُخذت منك. |
| Adam yardım ararken kilometrelerce yürümüş olabilir. | Open Subtitles | يمكن ان يكون هذا الشخص قد مشى لأميال باحثاً عن المساعدة |
| Sonra banyomu dağıtmaya başladı. Hap arıyordu. | Open Subtitles | ثم بدأ بتخريب حمّامي باحثاً عن أقراص. |
| Yani "odada bir fil var" dediğinizde, masada fıstık tabağı arayan gerçek bir fil yoktur. | TED | فإذا قلت بوجود فيلٍ في الغرفة؛ فذلك لا يعني بالضرورة وجود فيل يتجول باحثاً عن طبق فول سوداني على الطاولة. |
| Tüm zamanını sokaklarda gezip evrenin gizemini çöp kutularında arıyor. | Open Subtitles | يقضي أيامه بالشوارع، باحثاً عن أسرار الكون بالقمامة. |
| 10 yılımı iyi bir ölüm aramakla geçirdim. | Open Subtitles | لقد قضيت عشرة سنوات باحثاً عن ميتة جيّدة. |