| Evden her çıkmak zorunda olduğumda taksi çağırmaya bir son vermek istiyorum. | Open Subtitles | أريد التوقف عن الإتصال بالتاكسي كلما أردت مغادرة المنزل |
| Sen git de taksi tut. Ben harika vakit geçiriyorum. | Open Subtitles | انت اذهب بالتاكسي, انني ابلي جيدا هنا |
| taksi için verilen 10 doların hayatınızda yapabileceğiniz en güzel yatırım olabileceğini öğrendik. | Open Subtitles | وأن تلك الـ10 دولارات الخاصة بالتاكسي... قد ينتهي بها الأمر بأن تكون... أفضل إستثمارٍ في حياتك |
| Ancak bu giysilerle, taksiyle gitmeyi tercih ederim. | Open Subtitles | بهذه الملابس أفضل الذهاب بالتاكسي |
| Oyundan sonra, Jeff eve taksiyle döndü. Biliyorum çünkü dönüşte birlikteydik. | Open Subtitles | بعد المباراة, ذهب (جيف) إلى منزله بالتاكسي, أعرف ذلك, لأني ركبت معه |
| Diyelim ki benim yatağımda seviştik, yine de takside yapabilir miyiz? | Open Subtitles | إن قمنا بممارسة الجنس في فراشي أيمكننا أن نمارسه بالتاكسي أيضاً؟ |
| Kapıcın ertesi sabah onu telefonla görüştükten sonra taksiye binerken görmüş. | Open Subtitles | البواب قال بأنه شاهدها في الصباح التي كانت تتصل وذهبت بالتاكسي |
| Belki sana bir taksi çağırmalıyım. | Open Subtitles | نعم, اعتقد يجب ان اتصل لك بالتاكسي. |
| taksi çarpan 31 yaşında kadın. | Open Subtitles | فتاة بعمر 31 عاماً صدمت بالتاكسي |
| Birisi taksi mi çağırdı? | Open Subtitles | شخص ما اتصل بالتاكسي ؟ |
| Belki de bir taksi tutmalısın. | Open Subtitles | ربما تذهب للمنزل بالتاكسي |
| Pekela. taksi de bekle. | Open Subtitles | حسنا , أبقى بالتاكسي |
| Katılmıyorum. taksi de kalıyorsun. | Open Subtitles | أنا لا أوافق , أبقى بالتاكسي |
| - Hayır taksiyle. | Open Subtitles | لا بالتاكسي جيد |
| taksiyle git. | Open Subtitles | اذهب بالتاكسي |
| Eğer sevgilim olsaydın, takside çoktan bir kavgaya tutuşmuş olurduk. | Open Subtitles | لخضنا شجاراً طويلاً بالتاكسي |
| Bir taksiye atlarım. Tamamdır, hoşça kal. | Open Subtitles | حسناً ، سأركب بالتاكسي حسناً، إلىاللقاء. |