| Eğer bir silahımız varsa ruhsal sağlığımızı korumak için oldukça özen göstermeliyiz, böylelikle hastalık durumunda tetiği çekmeye meyilli olmayalım. | TED | إذا كنا نمتلك سلاحًا، فيجب علينا أن نلتزم بصرامة بالحفاظ على استقرارنا النفسيّ. لكي لا نسحب الزّناد خلال أوقات المرض. |
| Kendi mekanımı korumak için zor kullanmış ama ondan nefret etmiyorum. | Open Subtitles | حسنا، ربما كنت قاسيا قليلا بالحفاظ على مكاني لكن، أنا لا أكره هذا الرفيق |
| Kendini korumaya inanırım ve bunu eline yüzüne bulaştırmana izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | أنا أهتم بالحفاظ علي حياتي و لن أدعكِ تعرضيني للخطر |
| Tüm katılımcıların gizliliğini korumaya bağlı durumdayım. | Open Subtitles | إنّني مُلزم أخلاقياً. بالحفاظ على خصوصية جميع المشاركين، |
| Onu tüm yaşam boyunca tutmak zorundasınız; hatta yaşlanıp da biraz verimsiz hâle gelse de. | Open Subtitles | وانت ملزم بالحفاظ عليها مدى الحياة حتى عندما تصبح عجوز و ربما غير منتجة |
| Eğer kurallarıma uyarsanız sizi güvende tutacağıma söz veririm. | Open Subtitles | إن اتّبعتم قواعدي، فأعدكم بالحفاظ على سلامتكم. |
| İşini elinde tutmak istiyorsan istenmeyen misafirleri ofisimden uzak tutmaya odaklanman gerekiyor. | Open Subtitles | لكن لو كنتِ مهتمة بالحفاظ على مهنتك ركزي على إبعاد الزائرين الغير مرغوبين عن مكتبي |
| Ama sadece hayatta tutmakla ilgilenmiyordu, hayatı açıklamak da istiyordu. | Open Subtitles | لكنه لم يكن مهتماً بالحفاظ علي الحياة فقط،بل كان أيضاً يريد تفسيرها |
| Ebeveynler ve personel arasında özel hayatın gizliliğini korumak için gizlilik anlaşması imzalanıyor. | Open Subtitles | يوقعون على إتفاقات بالحفاظ على السرية لحماية حق الأهالي بالخصوصية |
| Sözüm söz. Sen de tehlike altındaki türlerden birini korumak için söz vermelisin, evliliğimi. | Open Subtitles | أعدك وعليك أن تعديني بالحفاظ على شيء آخر مهدد بالانقراض، زواجي |
| Ayrıca ulusumuzu ve gezegenimizi korumak için ortaya koyduğu mükemmel işler nedeniyle Direktör Henshaw'a teşekkür etmek için geldim. | Open Subtitles | أنا أيضا جئت لاني أردت شخصيا أشكر المدير هينشو على عملة المدهش انه كان يقوم بالحفاظ على أمتنا |
| Birçok dinin, çocuklarının, inançlarının saflığını korumak istediğini ve bu yüzden onları diğer dinlerden bîhaber bırakmaya çalıştıklarını biliyorum. | TED | أعرف بأن الكثير من الاديان مهتمة بالحفاظ على نقاء إيمانها لدى الاطفال لدرجة عدم تعليمهم عن الاديان الاخرى وتعتيم كل شيء عن الآخر. |
| Ve bu tesisi korumak için de emir aldık. | Open Subtitles | ولدينا اوامر بالحفاظ على هذا المنشاء |
| Zenginlerin paralarını korumaya yardım ettin. | Open Subtitles | أنت تساعد الأغنياء بالحفاظ على أموالهم. |
| - korumaya yeminli olduğun kanunları çiğneyen birine! | Open Subtitles | -اهدأوا -ما الذي ستفعله برجل يخترق القوانين التي أقسمت بالحفاظ عليها ؟ |
| - Seslerini korumaya hakları var. | Open Subtitles | يحق لهم بالحفاظ على غنائهم |
| Hepsi Wessex'in haysiyetini korumaya yardım edecek. | Open Subtitles | ليساعد بالحفاظ (على كرامة (ويسيكس |
| Üç yıl önce bu aileyi bir arada tutmak için bir seçim yapmıştım. | Open Subtitles | منذ 3 أعوام أتخذت قراراً بالحفاظ على بقاء هذه العائلة معاً |
| Annen, seni güvende tutacağıma dair söz verdirtti bana. | Open Subtitles | جعلتني والدتك أعدها بالحفاظ على سلامتك |
| Clay'e seni burada güvende tutacağıma dair söz verdim. | Open Subtitles | وعدت " كلاي " بالحفاظ على سلامتك |
| Verdiğin bütün sözleri tutmaya hastalık derecesinde bağlılığın bundan yoksa dikkatlice kurduğun savunma mekanizman bir anda yerle bir olur. | Open Subtitles | لهذا فان لديك هذه الالتزامات الغريبة بالحفاظ على كل الوعود او اليتك الدفاعية المشيدة بحرص |
| Ben herkesin sırrını tutmakla meşgulken, | Open Subtitles | ترجمة abdo780 بينما كنت أنا مشغول بالحفاظ على أسرار الجميع |