| Bizim düzenleyeceğimiz bir güreş müsabakasında güreşmeni istiyoruz. | Open Subtitles | ماذا تريدون مني؟ نريدك أن تصارع في مصارعة نحن سنقيمها |
| Senin deli kocan yüzünden şu an kendisi ölüm kalım savaşı veriyor. | Open Subtitles | إنها تصارع من أجل الحياة، الآن. بسبب زوجك المجنون. |
| Beni dinlemiş olsaydın, Lex ihtiyacı olan yardımı çoktan alıyor ve Bayan Lang burada hayatı için savaşıyor olmazdı. | Open Subtitles | إذا أستمعت إلى كلامي ليكس الآن سوف يكون يأخذ الرعاية التي يحتاجها و السيدة لانغ لن تكون هنا تصارع من أجل حياتها |
| Büyükanne Evelyn'in Noel Baba'yla güreştiğini görmedin değil mi? | Open Subtitles | انت لم ترى جدتك ايفلين تصارع سانتا ,اليس كذلك؟ |
| Güzel. Cumartesi günü maçımız var. Hangi siklette güreşiyorsun? | Open Subtitles | جيد ، لدينا منازلة يوم السبت في أي وزن تصارع ؟ |
| Fakat bu ek araçlar ve cisimler güney okyanusunun fırtınalarında savaş verirken gemiye ağırlık yaptı. | TED | لكن هذه الأدوات الإضافية أثقلت وزن السفينة بينما كانت تصارع عواصف المحيط الجنوبي. |
| Dean Ambrose, WWE Şampiyonası için Samoa Joe'yla güreşti. | Open Subtitles | تصارع "دين آمبروز" مع "ساموا جو" على لقب اتحاد المصارعين. |
| Tanrı aşkına ayıyla boğuştun sen. | Open Subtitles | أنت تصارع دب، بحق الرب. |
| Karımın bir uşakla güreşmesine izin veremem. Bu yakışık almaz. | Open Subtitles | لا أريد زوجة تصارع خادماً هذا غير لائق |
| - Bir kızı erkeklerle mi güreştireceksin? | Open Subtitles | تود أن تصارع فتاة فتيان؟ |
| Sana bir şey sormak istiyorum, Kyle. Bir güreş maçı yapmak ister misin? | Open Subtitles | أريد أن أسألك شيئا ، هل تريد أن تصارع في منازلة ؟ |
| - Gölgesinde güreş tutmak müthiş olur. | Open Subtitles | سيكونُ الأمرُ مثاليّاً أن تصارع في الظلّ. |
| O kızı profesyonel olarak güreş oynarken görmek için büyük meblağlar harcayabilirim. | Open Subtitles | سأدفع مبلغ كبير لأشاهدها تصارع بإحتراف |
| Senin deli kocan yüzünden şu an kendisi ölüm kalım savaşı veriyor. | Open Subtitles | إنها تصارع من أجل الحياة، الآن. بسبب زوجك المجنون. |
| Kızım yaşam savaşı veriyor ve şu an Missy'nin ne hissettiği düşündüğüm son şey. | Open Subtitles | طفلتي تصارع من أجل حياتها وشعور ميسي ليس قلقي الرئيسي الآن |
| Yeni güçler, eskileriyle egemenlik için savaşıyor. | Open Subtitles | والقوى القديمة تصارع الجديدة على السيطرة |
| savaş hastası. Güçlü olan zayıf olana saldırıp eziyor. Herkes birbiriyle savaşıyor. | Open Subtitles | الحرب هو المرض, الأمم الكبيرة تهاجم البلدان الصغيرة والقوي يهزم الضعيف, والأمم الصغيرة تصارع بعضها |
| Daha önce hiç kızların güreştiğini görmemiş bir kasabada bir kız bir erkekle güreşiyor ne kadar kişi izlemeye gelirdi? | Open Subtitles | ببلدة لم يسبق لها رؤية فتاة تصارع فعندما يحدث وتصارع فتًا، كم سيأتي لمشاهدة هذا؟ |
| Ama bugün, Rohtak tarihinde ilk defa bir kızın güreş müsabakasında bir erkekle güreştiğini göreceksiniz. | Open Subtitles | لكن اليوم، ولأول مرة بتاريخ "روثاك" سترى فتاة تصارع فتًا |
| Ama sen burada tam olarak güreşiyorsun. | Open Subtitles | بينما انت تصارع المقود لتسيطر على السيارة |
| Doğal olarak, halen bununla güreşiyorsun, ve böylelikle bazen kendin oluyorsun. | Open Subtitles | مازلت تصارع الأمر (لذلك تبقي أحياناً (أنت |
| Tek ebeveynli bir evde en küçük çocuk olunca savaş vermeyi çok çabuk öğreniyorsun. | Open Subtitles | حسنا,الطفل الأصغر في منزل بوالد واحد تتعلم ان تقاتل و تصارع بسرعة |
| Kyle'ın bütün hayatı güreşti. | Open Subtitles | الحياة كايل كلها كانت تصارع. |
| Tanrı aşkına ayıyla boğuştun sen. | Open Subtitles | أنت تصارع دب، بحق الرب. |
| Kimi ise kızların güreşmesine bile izin vermiyordu. | Open Subtitles | والبعض لم يدع الفتاة تصارع من الأساس |