| Tamam, bu zamana kadar yapmadım, ama bu yapamam anlamına gelmiyor. | Open Subtitles | حسناً، لم تكن عادتي لكن ذلك لا يعني بأنّني لا أستطيع |
| Ama şunu söyleyebilirim ki, hala öğrenmemiz gereken çok şey olduğu gerçeği şu an hiçbir şey bilmediğimiz anlamına gelmiyor. | TED | ولكن حقيقة ان امامنا الكثير لنتعلمه ذلك لا يعني اننا لا نملك الكثير من العلم بالفعل. |
| Bu, bir şeyin olduğu anlamına gelmez. Hemen sonuca varma. | Open Subtitles | ذلك لا يعني بأن لديك أي شيء لا تستبق الأحداث |
| Bu çatışma esnasında arkamı kollamasını isteyeceğim anlamına gelmez, tamam mı? | Open Subtitles | ذلك لا يعني أنني أريده أن يراقب ظهري في المعركة, حسنا؟ |
| Kendine işkence etmeyi bırak. Bir anlamı yok. | Open Subtitles | توقفي عن تعذيب نفسكِ، ذلك لا يعني شيئاً. |
| Fakat bu da biz birbirimizle hiç görüşmeyeceğiz demek değil. | Open Subtitles | لكن ذلك لا يعني بأننا لا نستطيع أن نرى بعضنا |
| Ve eski askeri dosyasının içine sıkıştırılmış sanki bir şey ifade etmiyor gibi. | Open Subtitles | وانها محشوة فقط في ملف جيش القديمة مثل ذلك لا يعني أي شيء. |
| Onları görmezden gelmek hiç de zor değil. Ama bu, önemli olmadıkları anlamına gelmiyor. | TED | من السهل التغاضي عنها، ولكن ذلك لا يعني أنها غير مهمة. |
| Bu, çoklu evrenin var olmadığı anlamına gelmiyor. | TED | ذلك لا يعني أن الكون المتعدد لا وجود له. |
| Bu onun kaybetmek istediği anlamına gelmiyor. | TED | لكنّ ذلك لا يعني بأنّه قد خسرَ متعمّداً. |
| Neyse, demek istediğim, bu arkadaş kalamayacağız anlamına gelmiyor. | Open Subtitles | بأي حال، ذلك لا يعني بأننا لن نكون صديقان |
| Tamam. Tamam. Ama oraya çıkmam anlamına gelmiyor. | Open Subtitles | حسناً, ذلك لا يعني أن عليَّ الصعود إلى هناك. |
| Ama yine de bu bir daha hatırlamayacakları anlamına gelmez, ha? | Open Subtitles | لكن ذلك لا يعني انهم لا يستطيعو ايجاد طريقهم من جديد |
| Bir de buradan bak. Ben yapmıyorsam iş yapılmayacak anlamına gelmez. | Open Subtitles | الأمر هُو عدم فعلي ذلك لا يعني أنّ الأمر لن يُتم. |
| Tabii ki onun izlediği yolu anlayamayız ama bu yolun olmadığı anlamına gelmez. | TED | بالطبع لا نستطيع أن نتوقع هذه المسيرة، ولكن ذلك لا يعني أن تلك المسيرة لم تكن موجودة. |
| Onu göremiyor olmanız orada olmadığı anlamına gelmez. | TED | فقط لأنك لا تراها، ذلك لا يعني بأنها غير موجودة. |
| Bir şeyi sevmemeniz onun işe yaramadığı anlamına gelmez. | TED | فقط لأنك لا تحبها ذلك لا يعني أنها لا تساعدك. |
| Onun bir anlamı yok. Sen de biliyorsun. Evet. | Open Subtitles | ذلك لا يعني أي شيء بالنسبة لي أنت تعلمين هذا |
| Tabağa dil bırakmasının hiçbir anlamı yok. | Open Subtitles | ذلك لا يعني شيء , مجرد وضع اللسان في صحن |
| "Hem başka kadınlarla hem benimle yatıp 'bir anlamı yok' demeni anlamak zor." | Open Subtitles | من الصعب علّي فهم ذلك تنام مع نساء آخريات ومن ثم تنام معي وتقول لي أن ذلك لا يعني شيئاً |
| Elimizde böyle cihazlar yok diye bu kalbi atmıyor demek değil. | Open Subtitles | بسبب أنّ ليس لدينا ذلك لا يعني أنّه لا يُمكننا سماعها. |
| Efendim, bu onlar için bir anlam ifade etmiyor. | Open Subtitles | سيدى، ذلك لا يعني أي شئ إليهم. تكلم بحرية. |
| Ama bu, Janie'yle olan ilişkime hâlâ bağlı olduğumu göstermez. | Open Subtitles | ولكن ذلك لا يعني أنّي لا أزال مربوطاً بتلك العلاقة |
| - Bu hiçbir şey ifade etmez. Neden Kum Saati'ni araştırdığını da açıklamaz. | Open Subtitles | ذلك لا يعني أي شيء أو يفسر لماذا كان يبحث حول "الساعة الرملية". |