| Benim kimseyi kaçırdığım yok. Bu konuyu ağabeylerinle çoktan konuştuk bile. | Open Subtitles | حسبك، لم آخذ أحدًا، لقد بيّنت هذا الأمر سلفًا مع أخويك. |
| Özellikle çoktan hapse atılmış ve hayatı için korkuları olan biriyle... | Open Subtitles | لا سيما مع شخص مُعتقل سلفًا ويخشى على حياته |
| İzlerini doğru dürüst arasaydınız onlara çoktan yetişirdik. | Open Subtitles | إذا كنتم يا رفاق أفضل في التتبّعِ، لكنّا وجدناهم سلفًا. |
| Bekliyeyim mi. Zaten üç defa beklemeye alındım. | Open Subtitles | نعم أمانع الإنتظار، لقد انتظرت سلفًا ثلاث مرات |
| Düşünmeden edemiyorum. Önceden söylediğin günah ve suçluluk şeyleri. | Open Subtitles | لا أستطيع التوقّف عن التفكير فيما ذكرته سلفًا عن شعورك باللائمة والذنب |
| Harekat ekibimize verdiğimiz botlar. Böyle bağlanmış bağcıkları daha önce görmüştüm. | Open Subtitles | إنه ما نسلّمه إلى وحدتنا التكتيكيّة، إني رأيته مربوطًا هكذا سلفًا. |
| Eminim çoktan anneme söylemiştir, demek ki herkes onun bildiğini her an öğrenebilir. | Open Subtitles | أنا واثقةٌ من أنه قد أخبر والدتي سلفًا. مما يعني أن الجميع سيعلمون فورًا أنها تعرف. |
| Ziyaret için sağol ama yaratıcımla çoktan barıştım. | Open Subtitles | أقدّر زيارتكِ لكنّي عقدت سلامي سلفًا مع بارئي |
| Kanamayı durdurmaya çalıştım ama çoktan ölmüştü. | Open Subtitles | حاولتُ إيقاف النزيف، ولكنّها كانت ميتة سلفًا |
| Geç kaldın tatlım. çoktan öğrendi. | Open Subtitles | لقد فاتَ الأوانُ يا عزيزتي، إنهُ يعرفُ سلفًا. |
| Detroit'te işim bitti ve kiracı çoktan eve taşındı. | Open Subtitles | انتهيت من ديترويت والمستأجر انتقل سلفًا. |
| Önlem almaya çoktan başladım. Aslına bakarsan biz burada konuşurken bile önlem almaya devam ediyorum. | Open Subtitles | بدأت سلفًا اتّخذ الاحتياطات، إنّي بالواقع أتّخذهم بينما نتحدّث. |
| Yaptıkları için minnettarım ama bu şeyleri akademide çoktan öğrendiğimi anlamadığını düşünüyorum. | Open Subtitles | أُقدّر ما هو فاعل، ولكن لا أعتقد أنّه يعي، بأنّني قد إلتحقتُ سلفًا بالأكاديميّة. |
| Bu duvarları sen yapmışsın. İmkânsızı çoktan başarmışsın yani. | Open Subtitles | إنّك بنيت هذه الجدران، لذا فإنّك حققت المستحيل سلفًا. |
| O gece babamla yüzleşmeye gittiğimde, çoktan ölmüştü. | Open Subtitles | حينما ذهبت لأواجهه تلك الليلة، كان والدي ميّتًا سلفًا. |
| Eğer çoktan içeriye girip bizi dışarıda bırakmak istemedilerse. | Open Subtitles | ما لم يكن الدخلاء بالمكتبة سلفًا ويحاولون منعنا من الدخول. |
| Soğuk Savaş, Amerika ile askeri rekabet, Sovyet Toplumu'nun omuzlarına uzun zamandır yük oluyordu Zaten. | Open Subtitles | الحرب الباردة أو المنافسة العسكرية مع أمريكا كانت سلفًا قد أثقلت كاهل المجتمع السوفيتي |
| Ama gördüklerimden sonra, boktan bir şey olduğunu Zaten biliyorum. | Open Subtitles | لكنني رأيت الناس يفعلون ذلك، أعرف سلفًا أنه مُريع. |
| Zaten kendime fotoğrafı e-posta ile atmıştım. | Open Subtitles | لقد أرسلت الصورة لبريدي الإلكتروني سلفًا على أية حال. |
| Sizlere Önceden de söylediğim gibi ilki bizden oldu. Sonra ne demiştim? | Open Subtitles | أخبرتكم سلفًا أن الأولى تُغتفر، ثم ماذا قلت؟ |
| Önceden anlaştığımız kurallara dayanarak, | Open Subtitles | وفقًا لقواعدنا المتفق عليها سلفًا |
| Eğer zırvalamaya başlayacaksanız, buna şimdi bir son verin çünkü daha önce yeterince acı çektim... | Open Subtitles | إن كنت تريدين مضايقتي، فهلا بدأتن بذلك الآن، لأني عانيت من الحزن ما يكفي سلفًا. |