| Dün sabah gerçekleşen saldırı Fransa'nın onuruna leke sürmemiştir. | Open Subtitles | هجوم صباح الأمس ليس وصمة عار على شرف فرنسا |
| Şimdi ben Dün sabah tam olarak neler olduğunu anlatmak istiyorum. | Open Subtitles | والآن اريدك أن تصف بالضبط ما حدث صباح الأمس |
| Dün sabah da bu yüzden mi çimlerin üzerinde kendinden geçmiştin? | Open Subtitles | حقاً ؟ هل ذلك سبب فقدانكِ للوعي في الساحة صباح الأمس ؟ |
| Evde annesi yaşıyor. dün sabahtan beri burda yokmuş. Nereye gidebileceği hakkında da hiç bir fikrim yok. | Open Subtitles | أمّه تعيش في المنزل ، لم يكن هنا منذ صباح الأمس ليس لديّ فكرة أين يكون قد ذهب |
| Dün sabah inşaat alanındaki Owen. | Open Subtitles | أوين الذي رأيته معكِ في موقع العمل صباح الأمس |
| Dün sabah neredeyse bir köpeği ezişini anlattı. | Open Subtitles | بأنها دعست كلباً, أو بالكاد دعسته صباح الأمس |
| Dün sabah, dava bittiğinde ilişkimiz de bitecek dedin. | Open Subtitles | قلتَ صباح الأمس بأنّ علاقتنا ستنتهي بانتهاء القضيّة |
| Dün sabah beni dışarı çıkarmayı teklif etti, ben de kabul ettim. | Open Subtitles | اتصل بي صباح الأمس ودعاني للخروج معه, ووافقت |
| Neden Dün sabah koşuya birlikte çıkmadınız? | Open Subtitles | كيف لم تذهبوا أنتما الإثنان للجري صباح الأمس معاً؟ |
| - Dün sabah motelde ne oldu Sean? | Open Subtitles | ماذا حدث في غرفة الفندق في صباح الأمس ، شون ؟ |
| - Şey Dün sabah onu uyutmak zorunda kaldık. | Open Subtitles | لقد توجب علينا أن نجعله ينام للأبد صباح الأمس |
| Kredi kartı kayıtlarına göre, Dün sabah cinayet mahallinden beş sokak uzaktaki hırdavatçıdan seksen dört dolar değerinde bir şey satın almış. | Open Subtitles | وفقاً لبيان بطاقة إعتمادهِ صباح الأمس انفقَ اربعة وثمانونَ دولاراً في متجر خردوات على بعد خمسة مباني |
| Bu Dün sabah kavşaktaki trafik kamerası görüntüsü. | Open Subtitles | هذا تسجيلٌ لكاميرا المراقبة المرورية عند خط المقاطعة صباح الأمس |
| Crowley'nin şu anda ve Dün sabah nerede olduğunu bulun. | Open Subtitles | اعثروا لى على أين كراولى الأن؟ و أين كان صباح الأمس |
| Onu yeni daha Dün sabah getirdim. Kurbanın cesedi, bu ikisinin arasına sıkışmış ölüm zamanı muhtemelen, iki gün önceki yemek saatiyle Dün sabah saat 06:00 arası bir zamanda. | Open Subtitles | . لقد أحضرتها صباح الأمس لقد تمّ وضعُ الضحيّة، في وقتٍ مابين هذين |
| Dün sabah 11:04'te ofisine yapılan arama. | Open Subtitles | إتصال قادم لمكتبه الساعة 11: 04 صباح الأمس |
| Dün sabah parti yönetimi ile yapılan toplantı. 4,5 dakika sürmüş. | Open Subtitles | اجتماع الرئاسة صباح الأمس انعقد لأربع دقائق ونصف. |
| Patronu dün sabahtan beri onu görmediğini söylüyor. | Open Subtitles | وفقاً لإقراراتها الضريبية، هي تعمل في محل للزهور في الحي الذي حصل فيه الهجوم. يقول رئيسها أنّها لم يرها منذ صباح الأمس. |
| Tabii tıraş olmam lazım çünkü dün sabahtan beri tıraş olmadım. | Open Subtitles | بالطبع أحتاج ان أحلق ...لأني لم أحلق منذ صباح الأمس |
| Kadın dün sabaha kadar evnden hiç çıkmamış. | Open Subtitles | لم تترك الشقة حتى صباح الأمس |
| Burada kalıyorlardı fakat dün sabahki duadan beri onları görmedim. | Open Subtitles | كانوا يقيمون هنا، لكني لم أرهم منذ صلاة صباح الأمس |
| Çünkü Geçen sabah tartıştığınızı gören bir tanığım var. | Open Subtitles | لأنّ لديّ شاهد عيان الذين شاهدكما تتجادلان صباح الأمس |