| Bu sabah, koridordan mutfağa doğru kaçan bir fare gördüm. | Open Subtitles | رأيت واحداً صباح اليوم يجرى على طول الممر إلى المطبخ |
| Mesela, Bu sabah doğru yanıtladığın soruları sorarsak. - Anlayamadım? | Open Subtitles | لنقل، تلك الأسئلة التي أجاب عليها في اختباره صباح اليوم |
| Bu sabah sokakta size neden kaba davrandığımı... anlıyorsunuzdur umarım. | Open Subtitles | أرجو أنك تفهم سبب وقاحتي معك في الشارع صباح اليوم |
| Bu sabah işe başlarken, umduğun şey bu değildi, Frank, öyle değil mi? | Open Subtitles | ليس ما توقعته عند تسلمك المهمة صباح اليوم أليس كذلك يا فرانك ؟ |
| Bu sabah işe başlarken, umduğun şey bu değildi, Frank, öyle değil mi? | Open Subtitles | ليس ما توقعته عند تسلمك المهمة صباح اليوم أليس كذلك يا فرانك ؟ |
| Bu sabah erken saatlerde, Amerika'daki en büyük İslami hayır kurumlarından olan | Open Subtitles | صباح اليوم ، خمسة مسؤولين فى مؤسسة الارض المقدسة للتعمير و الانشاء |
| Bu sabah okul için hazırlanan küçük bir kızı göremedim. | Open Subtitles | لم أرى ابنتك الصغيرة تستعد للذهاب الى المدرسة صباح اليوم. |
| Dün gece kontrol etmedim, Bu sabah saat üçte bir baktım. | Open Subtitles | لم تحجز ليلة أمس لقد حجزت في الساعة الثانية صباح اليوم |
| Artık başkalarıyla görüşüyorlar ve Bu sabah 09:00 itibariyle biz de sıradayız. | Open Subtitles | سيبدأون الإجتماعات إبتداءاً من التاسعة صباح اليوم ، و نحن على السجل |
| Yani beni şok etmedi. Komik olan, Bu sabah uyandım ve... Apaçık görüyordum. | Open Subtitles | الأمر المضحك هو أني استيقظت صباح اليوم واستطعت الرؤية بوضوح لكن ليس بعينيّ |
| Bu sabah ki Beyaz Saray basın toplantısında, başlıklardan biride bu olacak. | Open Subtitles | مع اقتراب المؤتمر الصحفي الذي سيقام في صباح اليوم في البيت الأبيض |
| Cenaze arabası almaya gelene kadar, tabut oradaymış ve Bu sabah buraya getirmiş. | Open Subtitles | كان التابوت لديهم حتى نقلته عربة نقل الموتى وأحضرت إلى هنا صباح اليوم |
| Seni ilgilendirmez ama Bu sabah erkek arkadaşım bana evlenme teklif etti. | Open Subtitles | لا شأن لك بهذا، لكن صديقي الحميم عرض عليّ الزواج صباح اليوم |
| Bunun Bu sabah ailenle ilgili yaşadığın meseleyle bir alakası olabilir mi? | Open Subtitles | هل لذلك الأمر علاقة بسبب غضبك في صباح اليوم من عائلتك ؟ |
| Bu sabah, beraberce dışarıya çıktık ve onlardan dört tanesini tuttuk. | Open Subtitles | لقد ذهبنا سوية صباح اليوم و تشارك مع أربعة منهم |
| Bu sabah gördüğümde açık gri bir takım elbisesi ve gri bir şapkası vardı. | Open Subtitles | وقد كان يرتدى بدلة رمادية فاتحة, وقبعة رمادية عندما قابلته صباح اليوم |
| Bu sabah sana aptalca tepki verdiğim için özür dilerim. | Open Subtitles | آسفة لأنني أجبتك بتلك الطريقة الغبية... عندما رجعت صباح اليوم. |
| Ama Bu sabah İtalya'da kaybedilen milyarları düşününce hiçbir şey tabii. | Open Subtitles | لكني أعتقد أن المليارات قد فقدت صباح اليوم في جميع أنحاء إيطاليا |
| Liam, Ophelia yüzünden çok önemli bir toplantıyı kaçırdı Bugün. | Open Subtitles | غاب عن ليام لقاء مهم جدا صباح اليوم بسبب أوفيليا. |
| Günaydın, memur bey. Bir sorun mu vardı? Buralardan değilsin. | Open Subtitles | صباح اليوم , ايها الظابط اهناك شيء خاطيء؟ |
| Pazartesi sabahı ve hepimiz bunun ne anlama geldiğini biliyoruz. | Open Subtitles | انه صباح اليوم الاثنين، ونحن نعلم جميعا ماذا يعني ذلك |
| Yangını başlatanın o olduğunu biliyorduk ama nereden geldiğini anlamamıştık ta ki Bu sabaha kadar. | Open Subtitles | كنا نعلم أنه هو السبب فى الحريق لكن مالم نعلمه هو من أين أتى حتى صباح اليوم |
| - Bu sabahtan itibaren bakiyesi sıfır. | Open Subtitles | نعم ، الرصيد صفر اعتباراً من صباح اليوم ، لا أعلم ماهي المعلومة التي حصلت عليها |
| Samimiyetimi hoşgörün, Bu sabahki kararına şaşırdığımı bilmeni isterim | Open Subtitles | اعذرنى على صراحتى فقد فوجئت لقرارك صباح اليوم لماذا ؟ لقد استأجرتنى ,وأخبرتني |
| sabahın köründe kıçıma tekmeyi basıp kovmandan. | Open Subtitles | من جزمتك التي ركلتني خارج الباب صباح اليوم |
| Ama birinci günün sabahında... ...kendimi nasıl bir maceraya sürüklediğimi... ...hiç bilmediğimi farkettim. | TED | لكني أدركت في صباح اليوم الأول بأني لا أملك فكرة معينة ما الذي كنت سادخل نفسي فيه. |