| Sadece, herkes gibi polise başvurmak zorundasın. | Open Subtitles | عليك فقط أن تقيد اسمك عند الشرطة كما يفعل الجميع |
| Evden vazgeçmek zorundasın. | Open Subtitles | لكنني سأفعلها يجب عليك فقط أن توافقي على التنازل عن المنزل |
| Ölmek istiyorsan olduğun yerde kalmak zorundasın. | Open Subtitles | تجاهلني إن كنت ترغب بالموت يجب عليك فقط أن تجلس في مكانك |
| Tutunacak ve kendinizi yukarı itecek kadar güçlü olmanız yeter. | TED | عليك فقط أن تكون قويًا كفاية للتشبث والتسلق نحو الأعلى، |
| Sen sadece doğru olanı seçtiğine emin ol. | Open Subtitles | يجب عليك فقط أن تكون متأكداً من الشئ الصح |
| Sadece konsantre olmalı ve doğru ona tutam yapmanız gerekir. | Open Subtitles | يجب عليك فقط أن تركّزي و يجب أن تنتقلي إلى هناك |
| Biraz soğuması için beklemek zorundasın. Özür dilerim.Senin söylediğini ciddiye almadım,bu yumurtalar bozuk. | Open Subtitles | ـ عليك فقط أن تتركيه ليبرد قليلا ـ أنا آسفة ، أنا لا أهتم بما قلته ، هذا البيض فاسد |
| Dürüst olmak zorundasın. Gerçeği söylemek zorundasın. | Open Subtitles | عليك فقط أن تكون صريحاً عليك أن تخبرهم بالحقيقة فحسب |
| Beni bir daha görmek istersen, çıkma teklifi etmek zorundasın. | Open Subtitles | إذا أردت أن تراني مجدداً , سوف يجب عليك فقط أن تسألني بموعد ؟ |
| Anlaşma bu, eğer bunu çalmak istiyorsan, orada çalmak zorundasın. | Open Subtitles | ذلك هو الإتفاق. تريد أن تعزف عليها، عليك فقط أن تعزفها هُناك. |
| Sadece bunu rahatça giyebilecek kadar büyümek zorundasın ve biliyorum ki o gün geldiğinde çok büyük işler başaracaksın. | Open Subtitles | عليك فقط أن تخوض فيه و أنني على علم بأنك ستقوم بشيء كبير يوماً ما |
| Her şeyin yolunda gideceğine inanmak zorundasın. | Open Subtitles | عليك فقط أن تثق أن كل شيء سيسير على ما يرام |
| Bunu hızlıca yapıp kafaya takmamak zorundasın. | Open Subtitles | يجب عليك فقط أن تقوم بذلك بسرعة وتنتهي من الأمر |
| O zamana kadar benimle ve baskıcı ailemle idare etmek zorundasın. | Open Subtitles | حسنا، حتى ذلك الحين، عليك فقط أن تكافحي معي وعائلتي الكبيره الطاغيه |
| Sadece, tuzlu solüsyonla seyreltmek zorundasın, o zaman olur. | Open Subtitles | عليك فقط أن تحرصي على تخفيفه بمحلول ملحي |
| Pazar günü, herkes gibi gazeteden okuyup öğrenmek zorundasın. | Open Subtitles | سيكون عليك فقط أن تقرأها بصحيفة الأحد مثل الجميع. |
| Sadece, altıya çeyrek kala olunca bana söyle, yeter. | Open Subtitles | عليك فقط أن تعلمني عندما تكون السادسة إلا ربع |
| Hadi. Bana iyilik yaptın. Koridoru kontrol et yeter. | Open Subtitles | لقد أسديت لي صنيعا عليك فقط أن تتفقد الرواق |
| Sen uçan halıma bin, yeter, uçalım, gidelim uzaklara. | Open Subtitles | عليك فقط أن تصعدي علي بساطي السحري وننطلق سوياً |
| Sen sadece yarınki taç giyme törenine yoğunlaş. | Open Subtitles | يجب عليك فقط أن تهتم بالتتويج غدا. |
| Bir planım var. Sen sadece dayan anladın mı? | Open Subtitles | لديّ خطة، عليك فقط أن تنتظر، أتسمعني؟ |
| Sen sadece onu bul. | Open Subtitles | عليك فقط أن تجده |
| Bazen bir not yazıp, yere atmanız gerekir,... ve destek ekibinizin sizi izliyor olmasını ummak. | Open Subtitles | أحيانا عليك فقط أن تترك ملاحظة وتتمنى بأن فريق إسنادك أن ينتبه إليها |