| Büyük ihtimalle en çok merak ettiğiniz mali bilgiler Sayfa 4'de. | Open Subtitles | المعلومات المالية الذي ربما أنتم مهتمون بها في الصفحة الرابعة |
| Sayfa 27. İngiliz atasözü. | Open Subtitles | انه مثل انكليزي قرأته في الصفحة السابعة و العشرين , هذه ليست نكتة |
| Rabbi Moshe Levi Steinberg kitabının 24. sayfasında diyor ki: | Open Subtitles | الحبر موشي ليفي شتاينبيرج يقول في الصفحة 24 من كتابه. |
| Bunu durdurmanın tek yolu her sabah ulusal basının ön sayfasında yer almaktan ve her akşam Tv haberlerinde olmaktan geçer. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لمنعه من عمل ذلك أن نتواجد في الصفحة الأولى للصحف القومية كل صباح وبتواجدنا في نشرات الأخبار كل ليلة. |
| Hobbs, sadece üçüncü sayfadaki yazım hatasına gülüyorduk. | Open Subtitles | كنا يضحك على الخطأ المطبعي في الصفحة الثالثة. |
| Bu başyazıyı birinci sayfaya çerçeve içine koymanı istiyorum. | Open Subtitles | اريدك ان تنشر هذا المقال في صندوق في الصفحة الاولى |
| Sonra da Siletsky'nin resmini kitabın 105. sayfasına koyun. | Open Subtitles | و أن تضع صورة سيلتسكي في الصفحة 105 من الكتاب |
| Eğer kitap o kadar iyi olmasaydı, onu öldürebilirdim ve daha 60'ıncı sayfadayım. | Open Subtitles | سأقتله إن لم يكن الكتاب متألقاً مازلت في الصفحة الستين |
| Çizgi romanda geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman hepsi aynı sayfada bir aradadır. | TED | في قصة مصورة، الماضي والحاضر والمستقبل كلهم مصفوفون جنبًا إلى جنب في الصفحة نفسها |
| Sayfa 86 da ki büyü. Buradan çıkman gerek. | Open Subtitles | التعويذة في الصفحة 86 . يجب أن تخرجي من هنا |
| Baş Sayfa haberi benim pek hoşuma gitmeyecek gibi geliyor. | Open Subtitles | شيء ما يخبرني أن أي خبر في الصفحة الأولى قد يكون سيئا ً لحدّ ما على صحتي. |
| 1964 yılında, 47.sayı, 19.Sayfa. | Open Subtitles | وكانت من العدد السابع والأربعين في الصفحة التاسعة عشرة للعام 1964 ذاكرةٌ تصويريّة |
| Fıstık ezmesine bayılıyor. Sayfa 52'de. | Open Subtitles | إنه يحب زبدة الفول السوداني في الصفحة الثانية و الخمسين |
| Araba manyağının el kitabı 1.bölüm, 1.Sayfa. | Open Subtitles | ذلك في الصفحة الأولى, والفقرة الأولى من كتيب التعليمات |
| Nancy günlüğünün son sayfasında şöyle demiş. | Open Subtitles | هو شيء نانسي قالته في الصفحة الأخيرة من مفكرتها |
| Notlarınızın 2. sayfasında bir anlaşma göreceksiniz. | Open Subtitles | في الصفحة الثانية من النوتات سترون عقداً |
| Çalıştığım romanın daha üçüncü sayfasında acılar içersinde öldürdüm onu. | Open Subtitles | قتلته، غارقا في آلامه، في الصفحة الثالثة من الرواية التي كنت اعمل عليها |
| Peki ikinci sayfadaki anne-kız yetenek gösterisini okudun mu? | Open Subtitles | هل قرأتي في الصفحة الثانية عن أم فتاة المعرض الموهوبة؟ |
| Onuncu sayfadaki çizelgeye bakalım lütfen. | Open Subtitles | لنلقي نظرة على رسومنا البيانية في الصفحة العاشرة ، رجاءً |
| Ben bir haftadır okuyorum ancak 30. sayfaya geldim. | Open Subtitles | كنتُ أقرأه طوال أسبوع ومازلت في الصفحة 30 |
| Daha dün, onun resmini kadınlar sayfasına koydum. | Open Subtitles | بالأمس فقط , وضعتُ صورتها في الصفحة الخاصة بالنساء في الصحيفة |
| Senaryomun ikinci kısmına geçtim. 68. sayfadayım. | Open Subtitles | بدأت في الفصل الثاني من السيناريو، أنا في الصفحة 68 |
| Neyse ki insanlar ilanları sadece baş sayfada bir şey yoksa okur. | Open Subtitles | حسناً ، الناس يقرأون العناوين فحسب عندما لا يكون شيء في الصفحة الرئيسية |
| Dostlar, 133. sayfadan devam edelim. - Yedi fit uzağa yuvarladığını gördüm. - Evet. | Open Subtitles | ياأصدقاء , دعونا نكمل في الصفحة 133 اسمع هذا : |
| Ve hâlâ da 117. sayfadasın. | Open Subtitles | وما زلت في الصفحة نفسها. |