| Zor şartlarda çalışan fakir birinin gözünden toplumsal dengesizliğin acı yönlerini anlatan bir kitaptı. | Open Subtitles | إنّه إتّهام لاذع للظلم الإجتماعي ينظر من خلال عدسة للعاملين الفقراء. |
| Şimdi, dün gece Janice Caldwell'in vahşice öldürülmesi polis şubesinin, ya da bizim en temel seviyelerde suçla baş etmede başarısız oluşumuzun acı bir göstergesidir. | Open Subtitles | الجريمة الوحشية ليلة أمس لـ " جانيس كروديل " اتهام لاذع لفشل قسم الشرطة .. |
| Hepiniz pişman olmadığınız takdirde tanrının günahkârlar için yarattığı kızgın cehennemde acı çekerek, haşlanarak sonsuza dek işkence işkence çekeceksiniz! | Open Subtitles | تذهبون الى الألم لاذع, حارق التعذيب الأبدي من الجحيم الملتهب ...خلقها الله للمخطئين، ما لم |
| İsrail'deki insanlar ve diğerleri sadece Trump'a yönelik sert bir eleştiri diyor, karikatürde Trump, İsrail başbakanını görmeden takip ediyor. | TED | آخرون، بما فيهم إسرائيل، يقولون كلا، إنه مجرد نقد لاذع لترمب، الذي يظهر كتابع أعمى لرئيس وزراء إسرائيل. |
| Bu felaketi önlemenin tek yolu karadeliğe sert üsluplu bir mektup yazmak. | Open Subtitles | السبيل الوحيد لتجنب هذه الكارثة هو كتابة تقرير نقد لاذع عن الحفرة السوداء |
| baharatlı, evet, baharatlı denebilir, fakat yine de deneyseldi. | Open Subtitles | لاذع نعم , يستطيع المرء أن يقول ذلك "أو حتى يمكن القول بأنه "غير عادي |
| Tuzlu, ekşi, acı, baharatlı... | Open Subtitles | مالح, نَتِنْ, لاذع,حار... |
| Şimdi biraz üfleyecem sende acı hissetmeyeksin. | Open Subtitles | الآن أتنفس قليلا، لذلك يمر لاذع. |
| "Hey, şu ateşli kraliçeye bakın" lâfına yeni acı bir anlam yüklüyor. | Open Subtitles | تعطي معنى لاذع جديد لعبارة (انظر الى تلك الملكة الحارقة ) |
| Tamam mı? O acılı, alaycı, acı çektirmeyi seven biri. | Open Subtitles | حسناً إنه لاذع و تهكمي و مؤذٍ |
| Tanrım, bu çok acı. | Open Subtitles | يا الهي هذا لاذع |
| "acı ve tatlı, pişmanlıklarla dolu. | Open Subtitles | , لاذع ولذيذ مُلوًن بالأسف |
| Tadı çok acı değil mi? | Open Subtitles | {\pos(192,220)} إنه حقاً لاذع اليس كذلك؟ |
| Bu müvekkilim içindi, ortalığa işeyen. Biraz sert de. | Open Subtitles | هذا من أجل عميلي، المتبول إنه لاذع قليلًا |
| Biraz sert olsun ulan, ve hızlıca yap. | Open Subtitles | اجعله مشروب قاسي أيها المغفل واجعله لاذع |
| genellikle sert mektuplar yazıyorum, tasvip etmediğim şeyleri, ve burdan internet adreslerini bulup mektupları postalıyorum. | Open Subtitles | أنا أقوم بكتابة رسائل ذي فحوى لاذع حول الأمور التي لم تعجبني ، وأنا أستخدم الانترنت للحصول على العنوان الذي سأبعث إليه الرسالة .. |
| Çok ta sert viskiymiş. | Open Subtitles | رباه، هذا شراب تفاح لاذع. |
| Tadı baharatlı meyve pançı gibi. | Open Subtitles | مذاقه مثل عصير الفواكه لكن لاذع |
| Gizli gizli tekila içiyordu o yüzden biraz baharatlı. | Open Subtitles | إنّها شربت الكثير من "التاكيلا" ومذاق دمها لاذع قليلًا. |
| Yeni kurban. Kurban tatlı olmaz. Kurban baharatlı yenir. | Open Subtitles | لحم جديد - اللحم ليس حلواً ، إنه لاذع - |
| Çok ekşi! | Open Subtitles | ! إنه لاذع |
| Ama bu sürtünmeyle, çene altı bezlerinden keskin kokulu bir yağ salgılıyorlar. | Open Subtitles | لكن الفرك يتبعه إطلاق زيت لاذع من تحت فكاكهن |