| Bu kadar uzun uzun düşündüysen maskeyi Neden takıp kendin denemedin? | Open Subtitles | لمَ لم تجرّبه بنفسك إن كنتَ قد فكرتَ بالأمر لهذه الدرجة؟ |
| Siz çocuklar bir yere varamıyorsunuz. Neden ayni anda saldırmıyorsunuz? | Open Subtitles | إنّكما ليس في بلائكما أي تقدّم، لمَ لا تهاجماني سويّاً؟ |
| Şimdi Ben bunu eğer yapmamış olsaydım, burası bir cehennem yuvası olurdu. | TED | الآن إذا لم افعل ذلك ، كان يمكن أن يكون مكانًا بائسًا. |
| Birkaç öğrenci ailesinin de içinde olduğu kişiler, okul öğrencilerin gitmesini engellemek için daha fazlasını yapmadığından çok öfkeliydi. | TED | والبعض، بما في ذلك بعض عائلات الطلاب، كانوا غاضبين أن المدرسة لم تفعل أكثر من ذلك لمنعهم من المغادرة. |
| Şimdi bu durum onlar için hoş değil ama "işte ölçtüğümüz şeyler bunlar" diyebilecek özgüvene ve cesarete sahipler. | TED | الان تلك لم تكن وضعية سعيدة بالنسبة لهم لكن كان لديهم الثقة والشجاعة للقدوم نحوي والقول هذه هي تقديراتنا |
| Hepsi kıyafetlerini giyip onu beklemiş, ama o asla gelmemiş. | TED | وكانوا يتأنقوا من اجل ذلك وينتظرونه ولكنه لم يكن يأتي |
| Bana parmaklığı verdiler ama frezeciyi vermediler, biz de ondan sürgü yaptık. | TED | وقد أعطونى السياج ولكن لم يعطونى القالب، لذلك قمنا بعمل المزلاج منها. |
| o olaylar, hâlâ bitirilmesi gereken bir domino etkisi yarattı. | TED | لقد كان لهذه الأفعال أثر متعدي لم ينته مفعوله بعد. |
| Bu temel hakikatle fark ettim ki bu farklılıklar utancımızın yolunu kesti. | TED | وبهذا الفعل البسيط، اكتشفت أن تلك الاختلافات، لم تعد تسبب لنا الخجل. |
| Seni duyamaz, salak. Neden gidip bir tane daha almıyorsun? | Open Subtitles | لا يستطيع سماعك أيها الأبله، لمَ لا تشتري واحدة أخرى؟ |
| Beni buraya gelmeye ikna etmeme Neden izin verdim sanki? | Open Subtitles | لمَ لمْ أترككِ تناقشيني أبداً في المجئ إلى هنا ؟ |
| Tamam bunları konuştuk ama Neden bana yalan söylüyorsun anlamıyorum. | Open Subtitles | حسناً لقد ناقشنا ذلك اﻵن ولكن لمَ كذبت علي سابقاً؟ |
| Neden metroya gitmiyorsun, seyahat sayfasını da sen yapsan? -Pekala. | Open Subtitles | لمَ لا تقفز من القطار النفقي لتظهر في قسم المواصلات؟ |
| Eskisi kadar çok yürüyemiyordum, Ben de 5 puntoluk topuklulara ve | TED | لم اكن استطيع المشي كما اعتدت ذلك فتخليت عن الكعب العالي |
| Ve annemin anlamadığı şey Ben birleşik süper bir meslek icat etmeye çalışmıyordum. | TED | ولكن ما لم تدركه أمي أنني لم أكن أحاول اختراع مهنة خارقة مركبة. |
| Ve daha önce burya geldiğimden beri çok daha fazlalaşmıştır. | TED | وهناك لا محالة عوالم جديدة لم اتعرف عليها حتى الان |
| Hatta geçenlerde, birkaç hafta önce biri daha ölmüştü, değil mi? | TED | يوجد هناك مؤخراً شخص ما,لم يكن هناك, فقط كبل عدة اسابيع |
| Sonraki birkaç yıl içinde hypertext camiası da onu farketmedi. | TED | وفي السنتين اللاحقتين، لم يعترف به مجتمع النص الفائق أيضا. |
| ama dünya çok şanslı ki, İngilizce sınavını geçmek zorunda değildi. | TED | لكن لحسن حظ العالم لم يتوجب عليه إجتياز إمتحان لغة انجليزية |
| Bu numaraların bir kısmını öğrenmek istemiyorsanız, şu an burayı terketseniz iyi olur. | TED | يفضل أن تغادر الآن إذا لم تحب أن تتعرف على بعض هذه الخدع |
| Sadece merdivenlerimizle gittik ve fark ettik ki yeterince uzun değiller. | TED | وصلنا ومعنا سلالمنا فقط وادركنا انها لم تكن طويلة بما يكفي. |
| En büyük zorluk, çevre bilimi, hava kalitesi yönetimi ya da atmosfer kimyası hakkında pek fazla bir şey bilmememdi. | TED | وكان التحدي الرئيسي، هو أنني لم أكن أعرف الكثير حول علوم البيئة مثل إدارة في جودة الهواء أو كيمياء الطقس. |
| ama gerçek şu ki Deanna, eve döndüğümde gidecek hiçbir yerim yok. | TED | ولكن الحقيقة ديانا، عندما عدت لمنزلي، لم يكن لدي مكان أذهب إليه. |
| Ortasında fıskiye benzeri bir şey var, o ne için? | Open Subtitles | هناك شئ ما كالنافورة في وسطه. لمَ يستخدم ذلك ؟ |
| Pekala, öyleyse Niçin saatte 25 mil hızla sürebileceğin yerde 15 mille gidiyorsun? | Open Subtitles | إذاً لمَ تقود بسرعة 25 كم في منطقة حد السرعة بها 40 كم؟ |