| İnanıyorum ki müvekkilerimin tümüyle suçsuzluklarını ispatlayacak Yeterince delil sunduk. | Open Subtitles | أعتقد أننى قدمت ما يكفى من الأدلة لتبرأة موكلى تماماً. |
| Yeterince manşet olduk. Seçimlere az kaldı. | Open Subtitles | لقد احتللنا ما يكفى من عناوين الصحف ان الأنتخابات قريبة |
| Eğlenmeniz için Yeterince köleye sahipsiniz, hanımefendi. | Open Subtitles | لديك ما يكفى من الجوارى ليقمن بتسليتك, سيدتى. |
| "Günlük yaşamlarımızda yeteri kadar derdimiz var. | Open Subtitles | إن لدينا ما يكفى من المتاعب فى حياتنا اليومية |
| Sanırım yeteri kadar komuta subayı bulunmuyor bu aralar. | Open Subtitles | أظن أنه لا يوجد ما يكفى من الضباط القاده |
| Erkekler için yeterli kızımız var ama çocuklar için artık yok. | Open Subtitles | لدينا ما يكفى من الفتيات للرجال, ولكن ليس للصبيان الصغار. |
| Pekâlâ, bu döngü boyunca şanslıysak, döngünün sonunda başka bir şey yapabilmek için yeterli enerjiyi toplamış oluruz. | TED | حسنا، لو أننا محظوظون بهذه الدورة، فى نهاية الدورة سيكون لدينا ما يكفى من الطاقة المتبقية لنا لنكون قادرين على فعل شيء أخر. |
| Barnes, burada koca bir alayı doyurmaya yetecek kadar pirinç var. | Open Subtitles | بارنز .. لديهم ما يكفى من الأرز هنا لإطعام فرقه كامله |
| Başım Yeterince dertte zaten, bir de bu çalıntı mal yüzünden riske girmek istemem anladın mı? | Open Subtitles | لدى ما يكفى من المشاكل لا يمكننى المخاطرة |
| Kuzeyde Yeterince adam yok. | Open Subtitles | لا يوجد لدينا ما يكفى من الرجال عند السور الشمالى |
| Ona aldırma! Başına Yeterince dert açtın! | Open Subtitles | أتركه فى حاله لقد سببت له ما يكفى من المتاعب |
| Burada Yeterince naktim yok. 9'a kadar bekle. | Open Subtitles | ليس لدى ما يكفى من النقود هنا أنتظر حتى الساعة 9: |
| Onları hemen bana getir. Bunun üzerinde Yeterince zaman kaybettin. | Open Subtitles | احضرهم لى حالا لقد اضعنا ما يكفى من الوقت فى ذلك |
| Yeterince şey aldın mı? | Open Subtitles | هل تعتقدين أنكِ حصلت على ما يكفى من الأغراض؟ |
| Başına bela açıyorum, sanki... senin başında Yeterince yokmuş gibi. | Open Subtitles | إننى أسبب مشاكل كثيرة وكأنه ليس لديكِ ما يكفى من مشاكل شخصية |
| Cross birlikte yaptığımız her operasyon için bana yeteri kadar bilgi verdi. | Open Subtitles | كروس اعطانى ما يكفى من المعلومات حول كل عمليه قمنا بها |
| ayrıca şunları untmayın,onun yeteri kadar yemek yemesi çok önemli şayet,o Yeterince yemek yemezse, ilaçlar etkili olmaz. | Open Subtitles | تذكر أن يكون لديها ما يكفى من الطعام إذا لم تتغذى جيداً لن يكون للدواء أى تأثير |
| Zaten bir tane James Blunt var. Bir tanesi bizim için yeterli. | Open Subtitles | -بالفعل لدينا ما يكفى من ضوضاء،تكفى ضوضاء واحدة. |
| Arama emri için yeterli mi? | Open Subtitles | هل لديك ما يكفى من أجل مذكره بحث؟ |
| İşini bir kaç kere halletmesine yetecek kadar adrenalin vardı. | Open Subtitles | كان بها ما يكفى من الأدرنالين ليؤدي المهمة في دقائق قليلة |