| Aslında beyninde bir Hasar oluşmuştu. | Open Subtitles | في الواقع، اعتقد أن لديه متضرر عقلياً وربما كان يستطيع السماع |
| Dil kemiği ve boğaz kıkırdağındaki parçalar yangında Hasar gördü ve evin altında kaldı. | Open Subtitles | ما هذا ؟ اجزاء من اللامية و غضروف الحنجرة متضرر من قبل النار و سحق بالمنزل |
| Madam, kilisenin çatısının hasarlı olduğunu biliyor musunuz? | Open Subtitles | حسنا يا سيدتي أنت تعرفين بالفعل بأن سقف كنيستنا متضرر ؟ |
| hasarlı bir mekikten hava kaçırıyoruz ve onu halletsek bile geminin yaşam destek sisteminin son kullanma tarihi çoktan dolmuş. | Open Subtitles | الهواء ملوث بسبب مكوك متضرر وحتي ان اصلحناه فنظام دهم الحياة علي هذه السفينة |
| Bayan, zarar görmüş, ama Yüce Tanrı'nın eliyle düzeltilemeyecek hiçbir şey yoktur dünyada. | Open Subtitles | إذا آنستي ، لا يوجد في العالم شئء أكثر من متضرر لا يستطيع الله عز وجل أن يصلحه. |
| Tanıştığım en karmaşık, en zeki ve en yaralı insandı. | Open Subtitles | أكثر شخص معقد , عبقري , متضرر إلتقيت به |
| Sen çok zarar görmüşsün. | Open Subtitles | هناك شيء متضرر فيك |
| Birinci kat bayağı bir Hasar görmüş, ama sabah olana kadar pek bir şey anlayamayacağım. | Open Subtitles | كان الطابق الأول متضرر تماما من الجهة الخلفية لكنني لن اعرف المزيد قبل حلول الصباح |
| Bu bölüm sürüş için fazla Hasar görmüş. | Open Subtitles | الفصّ الدماغيّ متضرر بشكل كبير من أن يتمّ الدخول في عملية انسياب معه |
| Beyninden Hasar görmüş bir şekilde kurtulursa mahkemede karşısına çıkamayız. | Open Subtitles | حسناً إذا ما نجى وعقله متضرر قف في المحكمة ضد ذلك |
| Gövdeyi tamir etmeyi başardık. Ama motordaki Hasar büyük. | Open Subtitles | أصلحنا بدن السفينة، لكنّ المحرّك متضرر جدًّا. |
| Sağ karıncığının parçası. Hasar görmüş. | Open Subtitles | هذا جزء من بطين قلبه الأيمن، إنّه متضرر. |
| Göz sinirlerinde Hasar var mı diye bir göz doktorunu görmenizi istiyorum. | Open Subtitles | أرغب بأن ترى طبيب عيون. حتى نتأكد من عدم وجود عصب بصري متضرر. |
| Bilmiyorlar. Çok hasarlı. | Open Subtitles | ــ لا يعرفون, الملف متضرر جداً |
| - Silikon kaplamalar hasarlı. | Open Subtitles | جسم المكوك متضرر - غطاء السيلكون متضرر |
| Sen ciddi şekilde hasarlı bir insansın. | Open Subtitles | أنت أنسان متضرر بشدة |
| Bu çocuk hasarlı bir eşya. | Open Subtitles | الولد متضرر بما فيه الكفاية |
| Kalbi çok hasarlı. | Open Subtitles | قلبها متضرر جداً |
| Okuma kafası da zarar görmüş. | Open Subtitles | و رأس القرائة متضرر على أي حال |
| (Kahkahalar) Özünde bu işlem zarar görmüş dişin yerine çenenize vidalanan yapay bir başka diş anlamına geliyor. | TED | (ضحك) إنها تعني أساساً استبدال سن متضرر بآخر صناعي، يثبت بواسطة برغي في فكك. |
| Radyatör çok zarar görmüş. | Open Subtitles | قاذف الشعاع متضرر من الصميم |
| Peter'ın savaşlardan yaralı eve döndüğünde Wendy'nin onunla nasıl ilgilendiğini gördünüz mü? | Open Subtitles | رأيتم كيف (وندي) اعتنت (ببيتر)؟ بعد ان رجع إلى المنزل وهو متضرر من معركته؟ |
| O yaralı. Zaten yaralı. | Open Subtitles | إنه مجروح، إنه متضرر |
| - Sen çok kötü zarar görmüşsün. | Open Subtitles | -أنت متضرر بشكل كبير |