| Biliyorsun Weaver hala bana yemek borçlusun. | Open Subtitles | اتعلم يا ويفر .. مازلت مديون لي بوجبه عشاء |
| Sana borçlandım. - Bana bundan daha fazlasını borçlusun. | Open Subtitles | أنا مديون لكى بهذا أنت مديون باكثر من ذلك |
| Harcayana kadar para onun değildi. Aslında, çeteye borçlu olduğundan bir süre sözleşmeli eleman olmuştu. | TED | لم تكن فعلاً ماله الخاص إلى أن يصرفها، فعندها يكون مديون للعصابة لبضع من الوقت. |
| Clifton'ın sana 10,000 dolarlık... borcu olduğundan dolayı mı? | Open Subtitles | هل هذا بسبب وقت لاحق المشار اليه لكم انت مديون لكليفتون بـ 10,000دولار؟ |
| - Göz bebeklerine kadar borç içindesin. Para kaybetme konusunda da ustasın | Open Subtitles | إنك مديون حتى عينيك الشىء الوحيد الذى تجيده هو خسارة الأموال |
| Sana karşı olan hislerim gayet açık McGreevy ama sana büyük bir minnet borcum var. | Open Subtitles | إسمع أنه ليس سر كيف أشعر تجاهك مكجريفى و لكن أنا مديون لك بدين كبير من الأمتنان |
| Zaten yanlış iki adama borcun var. | Open Subtitles | ما زلت مديون بالمال لمكانين كبيرين حيث لا ينبغي عليك ذلك |
| Bar çevresinde 20 tur borçlusun. | Open Subtitles | نعم وأنت مديون لي بـ20 دورة حول الحانة |
| Bana bir beş G borçlusun, sevgilim. | Open Subtitles | -أعتقد أنك مديون لى خمسه ألاف جنيه , يا عزيزى |
| - Çok. - Bana borçlusun. | Open Subtitles | جدآ انت مديون لى |
| Şimdi baban hem yukarıdaki adama hem de Georgie Yarkus'a borçlu. | Open Subtitles | وابوك مديون لاناس كيرين. و جورجيا ياركيس. |
| Sahil Koruma'nız biraz daha yardımsever olsaydı şimdiye kadar onu oradan çıkarmış olurduk. Bay Bachman, gıda dağıtım şirketine ve barmenlere borçlu olduğunuz parayı ödeyin yoksa sizi temin ederim dava açarım. | Open Subtitles | من المحتمل اننا قد نستخرجها فلتدفع لهؤلاء متعهدى الحفلات و السقاه الذين أنت مديون لهم |
| Fransa, İskoçya için çatışan askerlerine borçlu. | Open Subtitles | فرانسيس مديون لجنودها الذين قاتلوا لااجل سكوتلاندا |
| Bana borcu olan 60 doları aldım. | Open Subtitles | أخذت منها ستون دولار, كان مديون لي بها |
| 700.000 dolar borcu olan birini düşünebiliyor musun? | Open Subtitles | هل يمكنك تصور أي شخص مديون بـ 700000 $؟ ـ 43 دولار ، نعم |
| borcu varsa, unut gitsin. Ha! | Open Subtitles | اذا كان مديون لك بالمال فإنس أمره |
| İşe yaramaz kardeşim borç içinde ölünce sizi almak bana düştü. | Open Subtitles | شقيقي عديم الجدوى مات وهو مديون ووقع على عاتقي رعايتك |
| Banka hesaplarınıza paralarınız yatırılacak, yada borç düşülecek. | Open Subtitles | حساباتكم البنكية سوف يوضع بها ما كيبتوه او يسحب منها ما انتم مديون به كل على حسب |
| O herife borcum vardı. | Open Subtitles | انا مديون ببعض المال لهذا النادى |
| Çok borcum var. | Open Subtitles | ! أنـا مديون بالكثير من المـال , لا يمكنني أنّ أدفع له |
| Ne kadar içerdesin? Çok... 30.000 dolar borçlandım. | Open Subtitles | سيء للغاية انا مديون بثلاثين الف دولار |
| Çok... 30.000 dolar borçlandım. | Open Subtitles | سيء للغاية انا مديون بثلاثين الف دولار |
| Geçen golf oyunundan bana viski borcun var. | Open Subtitles | انت مديون لي ب قنينة إسكتلنديةِ مِنْ لعبة الغولف الاخيرة التي لعبناها. |