| Her sabah Ann Arbor'daki evimden Dearborn, Michigan'daki ofisime yaklaşık 48 km yol gidiyorum. | TED | في كل يوم اقود لمسافة 30 ميل من منزلي في ان اربور الى مكتبي في ديربورن ,ميتشغان. |
| Bu bağlamda o zamanlar ofisime bir beyefendi geldi. | TED | وفي هذا السياق جاء رجل أنيق إلى مكتبي في ذلك الوقت. |
| Ofisim New York'da. Orası çok yoğun. | Open Subtitles | مكتبي في نيو يورك يبدو أنه مشغول جداً هناك |
| Dir'deki Ofisimi kapatıp eyaletin başkenti Peshawar'a taşıdım. | TED | أغلقت مكتبي في دير وانتقلت إلى بيشاور، عاصمة إقليمي. |
| O rapor sabah erkenden masamda olsa iyi olur. | Open Subtitles | هذا التقرير من الأفضل أن يكون على مكتبي في الصباح |
| Amerika'da henüz Afganistan'ın nerede olduğunu bilen kimse yokken, ofisimden içeriye girdi. | TED | دخلت إلى مكتبي في وقت لم يكن يعلم فيه أحد أين موقع أفغانستان في الولايات المتحدة. |
| Gerçekten mecbur kalsam masamı 5 saniye içerisinde temizleyebilirim, | Open Subtitles | إن أردت يمكنني تنظيف مكتبي في خمس ثوان |
| Doğrusu 1990 yılında ofisimde 18 mil teyp bandım vardı. | TED | في الواقع، في مكتبي في عام 1990، كان لدي 18 ميلا من الأشرطة. |
| Benim için çoktan bitti. Yarın ofisime gelip, payını alırsın. | Open Subtitles | ستحصل على مالك في وقت العمل, تعال الى مكتبي في صباح الغد, والان ابعد اغراضك عن الشارع. |
| İsimsiz bir zarf içinde ofisime geldi. | Open Subtitles | وصلَت يوماً إلى مكتبي في مغلّفٍ غير مُعلَّم |
| İçişleri'nden Teğmen Alvarez. Derhal ofisime gel. | Open Subtitles | لديّ شكوى ضدك جهز نفسك, واذهب إلى مكتبي في الحال |
| Neden siz ikiniz yarın sabah ofisime uğramıyorsunuz? | Open Subtitles | سأكون سعيداً برؤيتكما أنتما الاثنان في مكتبي في الساعة 9 صباحاً |
| Tripp için bu telefon saat 2:00'de ofisime geldi. | Open Subtitles | مكالمة لتريب أتتني على مكتبي في الثانية صباحاً |
| Evimde. Ofisim San Francisco'da ama oraya hiç gitmedim. ESKİ TUTUKLANMALAR Yok | Open Subtitles | أعمل في بيتي , ولكن مكتبي في سان فرانسيسكو. |
| Ofisim oturma odamda bu yüzden hiçbir zaman kaçamayacağım. | Open Subtitles | مكتبي في غرفة المعيشة لذا واقعياً لا أتخلّص منهم أبداً |
| İlk Ofisim bir bisikletçinin köşesindeydi. | Open Subtitles | وكان مكتبي في الزاوية الأولى في محل لبيع الدراجات الهوائية. |
| Bak, eğer bu acil bir durum değilse yarın sabah Ofisimi ara. | Open Subtitles | مالم تكن حالة طارئه اتصل على مكتبي في الصباح |
| Bak, eğer bu acil bir durum değilse yarın sabah Ofisimi ara. | Open Subtitles | مالم تكن حالة طارئه اتصل على مكتبي في الصباح |
| Tamam. Günün sonuna kadar yazını masamda istiyorum. | Open Subtitles | حسناً, أريد نسخة على مكتبي في نهاية اليوم |
| masamda çok çalışırken, ofisimde oyun oynadığın anlar, en güzel anılarımdan birkaçıydı. | Open Subtitles | بعض أعظم ذكرياتى هى عندما كنت أعمل بجد في مكتبي في الوقت الذي كنتم فى تلعبون فى مكتبى |
| Ya o tetiği çek bende temizlik ekibini çağırayım ya da ofisimden defol git. | Open Subtitles | إذن .. أما أن تسحب الزناد وتجعلني أتصل بطاقم التنظيف .. أو تغادر مكتبي في الحال |
| Hemen ikiniz de ofisimden defolun. | Open Subtitles | أخرجوا من مكتبي في الحال، كلاكما |
| Hayır, sadece masamı tavana yapıştırıyorlar. | Open Subtitles | لا، فقط وضع مكتبي في السقف |
| CM hakkında yeni rapor ve Savunma Bakanlığı fonları hakkında konferans görüşme yarın sabah yedide ofisimde olacak. | Open Subtitles | أحب أن أبلغ عن مؤتمر من شـأنه الدفـاع عن الأسهم ، في مكتبي في السـابعة صبـاحاً غداً |