| Bu sessiz, derin yansıma zamanlarından şüphe görtürmez yeni bir içgörü ortaya çıkacaktı. | Open Subtitles | من هذه اللحظات من الهدوء سينبعث حتما شعاع من الأمل بعض البصيرة الجديدة |
| Ortam sessiz ve karanlıkken bir anda parlaklaşması hoşuma gidiyor. | Open Subtitles | يعجبني عندما يتحول المطعم من الهدوء والظلام الى الاشعاع فجاءه |
| 10 yıl sessiz kaldıktan sonra, bir mücevher dükkanını soydu. | Open Subtitles | ، بعد 10 سنوات من الهدوء انه يسرق مجوهرات صغيرة؟ |
| Olabildiğince sessiz, Bay Zimmer ve Bay Westergaurd'u getir. | Open Subtitles | بأقصى قدر من الهدوء عليك بالتحدث مع سيد زيمر و سيد ويسترجارد |
| Liz, rozetimi bugün çıkarttım! Bunu çok güzel yaptım. Dört hafta sessizlik. | Open Subtitles | سوف أخذ أجازة لبقية اليوم لقد أكملت الأمر أربعة أسابيع من الهدوء |
| Biraz sessizlik ve huzur bulamayacak mıyım? | Open Subtitles | ألا يمكنني أن أحظى بقليل من الهدوء والراحة؟ |
| lşıkları ayarlayana kadar sessiz olun. | Open Subtitles | قليلا من الهدوء بينما ننهي من تجهيز الإضاءة |
| lşıkları ayarlayana kadar sessiz olun. | Open Subtitles | قليلا من الهدوء بينما ننهي من تجهيز الإضاءة |
| Kremalı Denizaslanımı yiyecek huzurlu ve sessiz bir zamanım olmayacak mı? | Open Subtitles | الا أستطيع أن أحصل علي دقيقة من الهدوء والراحة لاكل الارنب بالكريم ؟ |
| "sessiz olsun" lafının neresini anlamamışlar bir bakar mısın? | Open Subtitles | 'هل تذهب و ترى أي جزء من 'الهدوء لم يفهموه |
| Bütün işlemler, lemurları korkutma endişesiyle oldukça sessiz yapılmalıydı. | Open Subtitles | وكان لزاماً إنجاز كامل العملية بأكبر قدرٍ من الهدوء خشية إفزاع حيوانات الليمور |
| - Evet, aşağısı çok gürültülüydü birkaç dakika sessiz bir yere çıkmam gerekti. | Open Subtitles | أجل, الضجة عالية في الأسفل أردت الحصول على بعض الوقت من الهدوء |
| Ama biraz zaman verir ve sessiz olursak yeni yetenekler ortaya çıkar. | Open Subtitles | ولكن بالوقت، وبقليل من الهدوء سوف تنشأ رؤى جديدة |
| Kazanmanızı beklemiyorum ama bunları sessiz tutmanızı bekliyorum. | Open Subtitles | أنا لا نتوقع منكم للفوز، ولكن آمل أن جعل حالة من الهدوء. |
| Yalnızca denizaltılar bu kadar sessiz olabilir. | Open Subtitles | حسنٌ، أي شيء بذلك الدرجه من الهدوء يجب أن يكون غواصه. |
| 12 mil bir muhribin sessiz gemi rolesindeki standart süratidir. | Open Subtitles | إثنتى عشر عقدةً هي السرعه القايسيه لمدمره حربيه تسير في المستوى الأول من الهدوء. |
| sessiz gemi-2. | Open Subtitles | إلى كل الأفراد، سننتقل للمستوى الثاني من الهدوء. |
| Buralar nadiren çok sessiz olur. | Open Subtitles | ؟ لا نحظى بالكثير من الهدوء هنا |
| Bir parça huzur ve sessizlik her şeyi daha iyi yapacaktır. | Open Subtitles | فترة من الهدوء و السكينة ستجعل الأمور أفضل |
| Burası biraz sessizlik ve huzur için geldiğim bir yer. | Open Subtitles | هذا المكان الذي أقصده للقليل من الهدوء والراحة. هلمّي. |