| Bu hikaye yayınlandığında, IMF çalışanına göndermek için bilgisayarıma koştum | TED | وعندما نشرت تلك القصة هرعت الى الحاسوب لكي اراسل مسؤول البنك الدولي |
| Bir kaçış yolu bulma ümidiyle kıç tarafa doğru koştum. Çünkü her yer yanıyordu. | Open Subtitles | لقد هرعت لمؤخرة السفينه للأرى وسيله للخروج من هذا الجحيم و من مكانى رأيت كل شىء يحترق |
| Hamile kaldı, doğum yapmak için çalılıkların arasında koştu. ama, vücudu henüz yeterince gelişmemişti, ve doğum yapamadı. | TED | عندما حملت، هرعت للأحراش لتنجب طفلها، ولكن، تعلمون جسدها كان غير ناضج، وانتهى بها الأمر أن تعسرت ولادتها. |
| Anne olmadan önce, Concorde kaza yaptığında aceleyle oraya giden bir gazeteciydim. | TED | قبل الأمومة كنت تلك الصحفية التي هرعت لتغطية خبر تحطم طائرة الكونكورد. |
| Senin hatan işimin yürütülmesi ona bağlı olan sekreterime âşık olmak için acele etmen. | Open Subtitles | لا لا, خطاك انك هرعت لحب موظفة استقبالي المرة التي اعتمد عليها لتنظيم عملي |
| Ve bugün bir kez daha geleceğimi sormak üzere atıma atlayıp ormana gittim. | Open Subtitles | ثم اليوم هرعت عائدا بجوادي نحو الغابة لأسأل الجني عن مقدار حظي مرة أخرى |
| Ailemi katlettin ve sonra yıldızlara koştun. Haksız mıyım? | Open Subtitles | لقد ذبحت عائلتي ثم هرعت إلى الفضاء، أليس كذلك ؟ |
| O yüzden bütün sorularıma cevap vermek için koşarak buraya geldi. | Open Subtitles | حتى انها هرعت الحق على للرد على جميع أسئلتي. |
| Her yerden bomba sesi ve uçak gürültüsü geliyordu. Dışarı koştum. | Open Subtitles | وقتها هرعت إلى الشرفه و رأيت على الفور السماء تعج بالطائرات اليابانيه |
| Kıyafetlerimi çıkarmamı söyledi, ama çıkarmadım, çok sinirlendi, ve elbisemi çekiştirmeye başladı, ben de banyoya koştum, arkamdan hala bağırıyordu. | Open Subtitles | طلب مني خلع ملابسي ولكنني لم أرد ذلك فثار وجذب ثوبي لذلك هرعت إلى المرحاض وأخذ يناديني صارخاً |
| Oğlanlarımdan birine bir kaza kurşunu gelmediğinden emin olmaya mutfağa koştum. | Open Subtitles | لذا هرعت إلى المطبخ لأتأكد أن فتياني لم يتعرضوا لأيّ طلقات نار عشوائية. |
| İçeri koştum ve kustum ve bitene dek bekledim. | Open Subtitles | ،لقد هرعت للحجيرة, وتقيئت .ولقد إنتظرتُ حتّى إنتهى الأمر |
| Eve koştum, işe yarayabilecek her şeyi denedim. | Open Subtitles | هرعت الى البيت, و جربت وضع كل شيئ من شأنه أن يفيد. |
| Çünkü kavgamızdan sonra direkt sana koştu. | Open Subtitles | لأنها هرعت إليك مباشرة بعد شجارنا |
| Büyükannem dışarı koştu. Biz de peşinden gittik. | Open Subtitles | هرعت الجدّة إلى الخارج ولحقنا بها. |
| Birden bir taksi çağırdım ve aceleyle Roosevelt Oteli balo salonuna döndüm. | Open Subtitles | ثم استقليت سيارة أجرة و هرعت إلى "صالة الرقص بفندق " روزفلت |
| aceleyle balo salonuna girip pistte yerini belirledim ona doğru koşup yüzüne ve göğsüne yumruklarımla vurmaya başladım ta ki kuzen Sebastian beni götürene dek. | Open Subtitles | لقد هرعت إلى صالة الرقص رأساً ووجدته جريت نحوه و بدأت أضربه على وجهه و صدره بيداى |
| Bu yüzden de nikah için acele etti.. | Open Subtitles | هذا هو السبب في انها هرعت الى مذبح الكنسية. |
| K 'nin bayıldığını duyduğumda acele ettim, çıldırmaktan korktum. | Open Subtitles | عندما سمعت بأن كي أغمئ عليه .. هرعت إليه , خشيت من أن اصاب بالجنون . |
| Nihayet o sabah plakçıdan aranınca tamirciyi kaçırmayayım diye koşarak gittim. | Open Subtitles | عندما اتصل بي أخيرا محل التسجيلات بذاك الصباح هرعت إليه مسرعاً حتى لا يفوتني قدوم رجل التصليحات |
| Bebeklerin yanına gittim ama, nefes almıyorlardı. | Open Subtitles | هرعت للطفلتين ولكنهما كانتا قد توقفتا عن التنفس |
| Ailemi katlettin ve sonra yıldızlara koştun. Haksız mıyım? | Open Subtitles | لقد ذبحت عائلتي ثم هرعت إلى الفضاء، أليس كذلك ؟ |
| Gwen'lerin evine koşarak özür dilediğimi söylemek isterdim, ama gerçek şu ki, başımın belaya girmesini istemedim. | Open Subtitles | أود القول انني هرعت الى منزل غوين لأعتذر ــ لكن الحقيقة هي لم أشأ التورط في متاعب ــ لم أصبها |
| Ara verildiği an, kadınlardan biri koşa koşa gidip boşanıp boşanamayacağını sordu. | Open Subtitles | اثناء فترة الإستراحه احدى تلك السيدات هرعت عبر الغرفة لترى ان كانت تستطيع الحصول على طلاق |