| Petrol ve zenginlik bu memlekete değişiklik, çöle de 21. yüzyılı getirdi. | Open Subtitles | النفط والثروة التي جلبها ،حوّل هذه الأرض مُقدِّماً القرن الواحد والعشرين للصحراء |
| Sana şöhret ve zenginlik getirecek ürün. | Open Subtitles | انه المنتج الذي سيجلب لكم الشهرة والثروة |
| Biz köylüyüz. Zafer ve servet ulaşamayacağımız şeyler. | Open Subtitles | نحن أبناء فلاحين، المجد والثروة واقدر بعيدة عن متناولنا |
| Arkadaşımız böyle bir şan ve şöhrete kavuştuğu için onun adına sevindim. | Open Subtitles | لا أشعر بشيء سوى السعادة أن صديقنا يشقّ طريقه للشهرة والثروة |
| "Çıngıraklı yılan." Bana şöhret ve para kazandırıyor. | Open Subtitles | والجرسية. الفائز من الشهرة والثروة. |
| Açılmalıyım anne. Kim bilir, belki üne ve servete kavuşurum! | Open Subtitles | يجب أن أفعل ذلك يا أمي, من يعلم, ربما سأجد الشهرة والثروة! |
| Babanızın serveti ve ününün ihtişamı belki sizi okulda prestijli yapar ama gerçek dünyada sizii beklediğini biliyor musunuz? | Open Subtitles | السلطة والثروة الخاصة بأبيك والشهرة قد تكون كافية... للحفاظ على بقائك في المدرسة الثانوية... ولكن هل تعلم ما سيحصل لك... |
| Bu pis tahta parçalarından uzaklaşmak ve peşinden gitmek şöhretinin ve talihinin peşinden gitmek. | Open Subtitles | أن تغادر هذه السفينة وأن تسعى وراء الشهرة والثروة |
| Güç ve zenginlik isteyen biri, ruhunu şeytana bile satabilir. | Open Subtitles | فمن يسعى للقوة والثروة قد يبيع روحه حتى للجحيم |
| Kendisi için önemli bir gencin ün ve zenginlik için arkadaşlarına ihanet edişi. | Open Subtitles | مراهق مزهو بنفسه يخون أصدقائه من أجل الشهرة والثروة |
| Eğer Tanrı bana güzellik ve zenginlik bahşetseydi, benden bu kadar kolay ayrılmamamızı sağlardım. | Open Subtitles | ولو باركني الرب بالجمال والثروة... لاستطعت أن أجعل فراقي عسيرًا عليك.. كما أن فراقك عسيرٌ عليّ. |
| Ancak bilgelik arayışı kişinin kendi ahlâksız ve baştan çıkmış amaçları için güç ve servet arzusuyla sapkınlığa yol açabilir. | Open Subtitles | والبحث عن المعرفة ينحرف إلى الرغبة في السلطة والثروة لغرض فاسد وغير أخلاقي |
| Silahşör ruhunu biraz bırakabilseydin şöhret ve servet... | Open Subtitles | بمزيد من الهدوء والثروة والشهرة |
| şan ve şöhrete sahip bir adam yeteneksiz de değil. | Open Subtitles | رفيق الشهرة والثروة لا يمتلك الموهبة. |
| Alcazar! Şöhret ve para bizim olacak! | Open Subtitles | المجد والثروة امامنا |
| Ve bizi şöhret ve servete kavuşturacak şey. | Open Subtitles | وتذكرتنا إلى الشُهرة والثروة. |
| Ünü, serveti ve fazlasını | Open Subtitles | الشهرة والثروة وأكثر من ذلك |
| ve peşinden gitmek şöhretinin ve talihinin peşinden gitmek. | Open Subtitles | وأن تسعى وراء الشهرة والثروة |
| Gazeteci, Little Fellow'un hayatını yazmak istiyor, paçavralardan zenginliğe geçişini. | Open Subtitles | المراسل أراد كتابة قصّة حياة الرفيق الصغير "من الخيش إلى الحرير والثروة" وقد قبل بلطف |
| Güç ve zenginliğin gölgesinde düşük notlar ne kolay unutuluyor. | Open Subtitles | كم تُنسى العلامات الضعيفة بسرعة في ظل النفوذ والثروة. |
| Bu düzenli hac sezonu birçok insanı Mekke'ye çekmiş, bu da ticaret ve zenginliği beraberinde getirmiştir. | Open Subtitles | هذا الحجّ المنتظم جلب الكثير من الناس إلى مكة وهذا يعنى التجارة والثروة |