| Araştırmam kapsamında seminerlere katıldım, kitaplar okudum ve palyatif bakım hemşireleriyle konuştum. | TED | كجزء من بحثي، حضرتُ حلقات دراسية، وقرأتُ كتبًا، وتحدثتُ مع ممرضي الرعاية التلطيفية. |
| Ofiste oturup insanların yaşamlarının nasıl mahvedileceği hakkında konuştum. | Open Subtitles | جلست في القاعات وتحدثتُ عن كيفية تدمير حيواة الناس |
| Bankaya gittim, banka müdürüyle bir saat konuştum bana devamlı makbuzunuzu kaybetmişsiniz makbuzunuzu kaybetmişsiniz, makbuzunuzu kaybetmişsiniz deyip durdu. | Open Subtitles | ذهبت إلى المصرف. وتحدثتُ إلى مدير المصرف لساعات. لقدأستمربالقول: |
| Bu sabah buraya geldim. Otel müdürüyle konuştum. | Open Subtitles | فأتيتُ هذا الصباح وتحدثتُ الى مدير النُزُل |
| Dün, bu kilisedeydim ve topluluk hakkında konuştum. | Open Subtitles | ،بالأمس، وقفتُ في هذه الكنيسة .وتحدثتُ بشأن المجتمع |
| Dün, bu kilisedeydim ve topluluk hakkında konuştum. | Open Subtitles | ،بالأمس، وقفتُ في هذه الكنيسة .وتحدثتُ بشأن المجتمع |
| Ev sahibine söyledim, onunla konuştum. | Open Subtitles | وخلال وجودنا في المستشفى، رأيتُ المالك وتحدثتُ معه. |
| Bilirsin, Jerry'e gittim, Jerry'le konuştum. | Open Subtitles | كما تعلمين, ذهبت إلى (جيري) وتحدثتُ إلى (جيري) |
| Bu konuyu Bones'la konuştum, Aubrey. | Open Subtitles | إسمع يا (أوبري)، سبق وتحدثتُ مع (بونز) عن هذا، إتفقنا؟ |
| Ramon amcanın sağır olduğunu unutup normal biriymiş gibi konuştum. | Open Subtitles | نسيت أن العم (ريمون) أصمّ وتحدثتُ معه كشخص طبيعي |
| Bir de normal biriymiş gibi onunla konuştum. | Open Subtitles | وتحدثتُ معه كشخص طبيعي |
| Müthiş arkadaşımla konuştum: İngiltere'de harika bir gazeteci olan Catherine Mayer ve biz de bayağı akılsızca -- ve işin içine şarap da girmişti sanırım -- (Kahkaha) Yepyeni bir siyasi parti kurmaya karar verdik. | TED | وتحدثتُ مع صديقتي الرائعة، الصحفية اللامعة "كاثرين ماير" في بريطانيا، وكلانا تصرف بحماقة -- وأظن أن هذا تأثير النبيذ -- (ضحك) قررنا تأسيس حزب سياسي جديد. |
| Rosalyn Wohl'la konuştum. | Open Subtitles | وتحدثتُ مع (روزالين وول) |