| Sadece arkadaşlarınla boş boş durup kendini ezik gibi hissediyorsun. | Open Subtitles | تكون واقفا فحسب مع أصدقائك وتشعر كما لو كنت فاشلا |
| Kadın: Birileri sana doğru eğilince kapana kısılmış hissediyorsun, ve bir an esir kalmış oluyorsun. | TED | امرأة: تشعر بأنك محاصر للغاية، حينما يتكيء شخص ما وتشعر بأنك وكأنك أسير لدقيقة. |
| Sevildiğinden emin ve yakında teklif edeceğini hissediyor. | Open Subtitles | . إنها واثقة من أنه يحبها.. وتشعر إنه سيطلبها في أية لحظة .. |
| sizi tanımış görünüyor ve sizle rahat hissediyor... bu nedenle bir kaç gün içinde sizinle eve gidebileceğini düşünüyoruz. | Open Subtitles | يبدو أنها تعرفت عليك وتشعر بالراحة لوجودك لذا فنحن نعتقد، أنه في غضون أيام قليلة، أنها يجب أن تعود إلى المنزل معك |
| Sanki bir parfüm markası. Bir damlasıyla kendini bambaşka hissedersin. | Open Subtitles | إنه شبيه بإسم عطر نقطة منه وتشعر بأنك مختلف تماماً |
| Bir kere bir süreliğine evlendiysen ve biraz sıkılmış ve doyumsuz hissediyorsan yüzük kadınlardan sevgiyi alacaktır. | Open Subtitles | بمُجرّد أن تُصبح مُتزوّجاً لفترة طويلة وتشعر بقليل مِن الضجر وغير الرضا، الخاتم سيمنحك الحب من السيّدات. |
| Karaktere duygusal bir yakınlık hissedersiniz, çünkü hissettiğiniz şey fiziksel yakınlıktır. | TED | وتشعر بقرب عاطفي للشخصية لأنك تشعر بِقٌربهم الجسدي. |
| Eddie bu konuda senin tuhaf hissedebileceğini düşündü. | Open Subtitles | وتشعر (إدي) أنك تتصرف بغرابة حول هذا |
| Işığa yaklaştıkça kendini daha rahat hissediyorsun. | Open Subtitles | وتقترب من الضوء وتشعر بكثير من الأسترخاء |
| Etini yiyen böcekleri ve solucanları hissediyorsun. | Open Subtitles | وتشعر بالحشرات والدّيدان وكأنها تنهش لحمك |
| Başka birine dönüşüyormuş gibi hissediyorsun aklın sana ait değilmiş gibi. | Open Subtitles | وتشعر أنك تتحول إلى شخصِ مختلف، وكأن عقلك ليس ملكك ... |
| Kendini hepimizden sorumlu hissediyorsun. Sadece buradakiler için değil. | Open Subtitles | وتشعر بالمسئولية نحونا جميعاً ليس المتواجدين هنا فقط |
| 58 yaşında. Kendisini yaşlı hissediyor, ama hasta değil. | Open Subtitles | انها في الـ 58, وتشعر بأنها عجوز , لكنها ليست مرضية |
| "Ateş ederken ne hissediyor ve düşünüyordunuz, anlatır mısınız?" | Open Subtitles | هل يمكن أن تخبرني بماذا كُنت تفكر وتشعر عندما كنت تضرب ؟ |
| Cedric öldüğü için üzgün Harry'den hoşlandığı için kafası karışık, onu öptüğü için suçlu hissediyor. | Open Subtitles | حسناً، إنها تشعر بالحزن تجاه سيدريك وهي مشوشة تجاه هاري وتشعر بالذنب لأنها قبلته |
| Suçluluk duyuyor ve beni terk ettiği için kendini kötü hissediyor. | Open Subtitles | تموت من الشعور بالذنب وتشعر بشكل فظيع لأنها هجرتني |
| Hani Cadılar Bayramı'nda maske takan bir arkadaşın olur da onun sadece gözlerini görebilirsin ve seni tanıdığını hissedersin ama sen onun kim olduğunu anlayamazsın. | Open Subtitles | أتعرف حين ترى صديق في قناع عيد القديسين وكل ما يمكنك رؤيته هو عيناه وتشعر كأنك تعرفه ، لكن لاتقدر على إكتشاف من هو ؟ |
| Ben bunun için eğitildim. Bir adamı ilk incittiğinde, acıyı hissedersin. | Open Subtitles | تدربت على ذلك، كما تعلم تؤذي الرجل أول مرة، وتشعر به |
| Ve eski odana gidersen, kendini çok büyük hissedersin. | Open Subtitles | وتعود إلى غرفتك الصغيرة، وتشعر بأنك عملاق |
| Stella, sinemaya geldiğin zaman... %100 hissediyorsan %80'ini göster, dedi. | Open Subtitles | ستيلا قالت لي اذا كنت ستاتي الي المسرح وتشعر مئة في المئة اعرض الثمانين |
| Keşke ben de yapabilseydim kafanızda kanın kaynaması ve gözlerinizin yuvalarından fırlamasını hissedersiniz. | Open Subtitles | أتمني ان أفعل هذا عندما الدم يغلي في رأسك وتشعر أن عينيك تبرز من تجويفهم |
| Eddie bu konuda senin tuhaf hissedebileceğini düşündü. | Open Subtitles | وتشعر (إدي) أنك تتصرف بغرابة حول هذا |
| Huzursuz bir şekilde mi uyuyorsunuz? Asabi ya da aksi misiniz? Küçük şeyleri unutuyor, kendinizi bunalmış ve dışlanmış mı hissediyorsunuz? | TED | هل تتقلب في نومك، وتشعر بالانزعاج والكآبة، وتنسى أشياء صغيرة، وتشعر بالإحباط والعزلة؟ |