| Tuhafiye dükkanı arıyordum. Sonra bu adamların peşimden geldiğini fark ettim. | Open Subtitles | كنت أبحث عن بائع للملابس الداخلية ولاحظت أن هؤلاء الرجال يتبعونني |
| Sonra oturma odasındaki tüm saatlerin yanlış olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | ولاحظت أن كل الساعات في غرفة الجلوس كانت كلها خاطئة |
| Sonra şunu fark ettim ki anlattığım hikayeler, bana tanıdık geliyordu, gerçekti ve beni heyecanlandırıyordu. | TED | ولاحظت ان القصص التي احكيها كانت حقيقة بالنسبة لي بطريقة ما وشيقة جداً. |
| ve farkettim ki; kendi liderliğim ve yapabildiğim katkılar, onların yaptığı katkılar nedeniyle çoğunlukta oldular, haksız mıyım? | TED | ولاحظت بأن قيادتي والمساهمة التي كنت قادرة على فعلها في جزء كبير منها هي بسبب إسهاماتهم التي يفعلوها، صحيح؟ |
| Sonra saatine bakıp 10 dakika daha beklemen gerektiğini fark ettin. | Open Subtitles | ورأيت ساعتك ولاحظت. ان بقية ١٠ دقائق من اجل المغادرة. |
| Sonunda sana gerçekleri söylemenin daha iyi hissettirdiğinin farkına vardım. | Open Subtitles | عدت لوعي ولاحظت أن من الأفضل إخبارك بالحقيقة |
| Diğer velilerin de izliyor olduğunu fark ettim. Benimle aynı şeyi düşündüklerine yemin edebilirdim: 9 yaşındaki birine burda yüzmesine neden izin vermememiz gerektiği | TED | ولاحظت وجود بعض الأهالي الذين يتابعون المشهد، وأقسم أنهم كانوا يفكرون مثلي: هذا ما يمنعك من السماح لطفل في التاسعة من السباحة من ألكاتراز. |
| Kültürlerini falan sordum. fark ettim ki körük yoktu. | TED | بأسلوب ودي جدًا وسألت عن ثقافتهم وهكذا، ولاحظت أنه لم يكن هناك جسر للعبور نحو الطائرة. |
| O zaman içimde bir şeyin değiştiğini hissettim. Bu yüzden bağırdım ve çığlık attım, etrafımdaki herkesin de aynı şeyi yaptığını fark ettim. | TED | حينها شعرت بشيء في داخلي يتغير، فبدأت أهتف وأصرخ، ولاحظت أن الجميع حولي كانوا يفعلون المثل. |
| Ben de sadece Orinize dokunduğunuzda dağları oynatabileceğinizi fark ettim. | TED | ولاحظت انك عندما تضغط على الأوري عندها فقط تستطيع ان تحرك جبال. |
| Çünkü ben, uh, buraya gelirken biraz püro olmak için yiyecek mağazasına uğradım, ve fark ettim ki, kapalı ve polis arabaları etrafta. | Open Subtitles | لأنني توقفت عن المتجر في طريقي لشراء السجائر ولاحظت أنه مغلق وسيارات الشرطة محيطة |
| Çıplak beklerken, Nazi subaylarının bazı insanları ayırdıklarını fark ettim. | Open Subtitles | وكنت عاري الجسد انتظر ولاحظت ان الالمان يعزلون بعضنا |
| Evet, ve ben de onların ne attığını fark ettim... birkaç, boş, aromalı şekerleme kutuları. | Open Subtitles | نعم، ولاحظت بأنهم يرمون بعض علب حلاوة الجلي الفارغة |
| Öğrenci kayıtlarını inceleyip herkesi daha iyi tanıyordum ve eski okulundaki notlarının yollanılmadığını fark ettim. | Open Subtitles | كنت أتفحص ملفات الطلبة محاولاً التعرف عليهم بشكل أفضل ولاحظت أننا لانملك أوراق تحويلك من مدرستك السابقة |
| CalTech'de bir kitapevi isletiyorum ve Michael'in sik sik ugradigini fark ettim, hatta Cumartesi geceleri. | Open Subtitles | انا مديرة لمحل كتب كبير ولاحظت ان مايكل يأتى الى هناك كثيرا جدا حتى فى ايام الاجازات |
| Sonrasında beni alıyorlar dağın tepesine koyuyorlar ve ilahi söylemeye başlıyorlar ve farkettim ki benim Tanrı olduğumu sanıyorlar! | Open Subtitles | ووضعني على قمة جبل وبدأوا بالترنّم ولاحظت ذلك لكنني لم أتكلم سأخبركم شيئاً |
| Bunu önce tüm Hindistan'da ve sonra da dünyanın bir çok yerinde tekrarladım ve farkettim ki çocuklar bir şeyi yapmak istiyorlarsa onun nasıl yapılacağını öğrenirler. | TED | ولكنّي قمت بتكرير هذه التّجربة في جميع أنحاء الهند ومن ثم من خلال جزء كبير من العالم ولاحظت أن الأطفال سيتعلمون القيام بما يريدون تَعَلُّمَ القيام به. |
| Sonra da zaman çizgisini eski haline getirip, başladığın ana döndün ve bir şeylerin değiştiğini fark ettin, öyle mi? | Open Subtitles | استعادة الجدول الزمني، وعاد لحظة تركت، ولاحظت - أن الأمور كانت مختلفة؟ |
| Sonra da zaman çizgisini eski haline getirip, başladığın ana döndün ve bir şeylerin değiştiğini fark ettin, öyle mi? | Open Subtitles | أعدت الخط الزمني وعدت إلى اللحظة التي غادرت فيها ولاحظت -أن الأمور مختلفة -بالضبط |
| Şunu dinle. Birkaç hafta önce, kafam güzel bir halde televizyonda golf izlerken çok ilginç bir şeyin farkına vardım. | Open Subtitles | إنتبهي لهذا، قبل أسبوعين، كنتُ ثملاً، أشاهد " الغولف " على التلفاز، ولاحظت شيئاً مثيراً للاهتمام |
| Ben değiştim. Ve bir şeylerin farkına vardım. | Open Subtitles | لقد تغيرت ولاحظت شيئاً |