| Ve ikinci olarak Sesimi etkileyecek hiç bir şey yapmaya niyetim yok. | Open Subtitles | و ثانيا ، أنا لن أقوم بأي شيء قد يأثر على صوتي |
| Sizi etkileyecek şeyi söylemeye cüret edemem, Başçavuş. | Open Subtitles | لن أجازف لاقول مالذي سوف يأثر فيك ياسيدي الرئيس |
| Bunu dikkatli dinlemeni istiyorum, çünkü seni de etkiliyor bu. | Open Subtitles | وأحتاج منك أن تستمع بعناية لأن هذا يأثر فيك أيضاً |
| İş ortağıyız. Senin hayatını etkileyen her şey benim hayatımı da etkiler. | Open Subtitles | نحن نعمل سويًا , لذا ما يحصل في حياتك يأثر علي أيضًا |
| Akşamdan kalmalık seni etkilemiyor mu? | Open Subtitles | ماذا، الإفراط في تناول الكحول لا يأثر عليك؟ |
| Erkek değilim, bu nedenle söz verebilirim ki booze yeteneklerimi sergilememi etkilemez. | Open Subtitles | انا لست من البشر لذلك استطيع ان اعدكِ الخمر لا يأثر على قدرتي في التحرك |
| üzgünüm ve bu bir bahane olamaz biliyorum ve yemin ederimki işimi etkilemesine izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | أنا آسفة , حسناً , أنا أعرف بأن هذا مازال ليس عذراً وأقسم لكِ , بأنني لم أكن أنوي أن يأثر هذا على عملي |
| Citadel, Amerika'daki tüm kanun kuvvetlerini etkileyecek bir risk. | Open Subtitles | تعلمون,الحصن مخاطره بالامن الوطني حيث يأثر بتنفيذ القوانين في كل الوكالات في أمريكا |
| Ancak daha küçük bir şeyle başlarsanız gezegeni belirgin şekilde etkileyecek kadar gazın kaçması ve başladığınızdan çok farklı bir gezegene sahip olmanız mümkün olur. | TED | لكن إن بدأت بشيء أصغر، من المحتمل أن يهرب قدر كاف من الغاز مما قد يأثر عليه على نحو مهم مُخلِّفا شيئاً يختلف تماماً عن ما بدأت به. |
| Günlük işlerimizi etkileyecek bir durum değil. | Open Subtitles | لا يجب أن يأثر على آدائنا اليومي، لكن |
| Biz değişiyoruz. Sanki bu etik elektromıknatıs bizi de etkiliyor gibi. | TED | و نحن نتغير. و كآنما الكهرومغناطيس الاخلاقي بدأ يأثر علينا نحن كذلك |
| Bu karar ikimizi de etkiliyor. Benim de söz hakkım olmalı. | Open Subtitles | هذا القرار يأثر علينا الأثنين يجب ان احصل على صوت هذا القرار |
| Bir kişinin intiharı beraberinde çok fazla insanı etkiliyor. | TED | الضرر الغير المباشر للإنتحار يأثر على أناس كثيرين . |
| Torunumu etkileyen her şey beni de ilgilendirir. | Open Subtitles | عندما يأثر ذلك على حفيدتي فهو من شأني |
| Babalığın çocuğu etkileyen bir şey olduğunu hiç düşünmemiştim. | Open Subtitles | لم أتوقع أن الأبوة أمراً قد يأثر بالطفل |
| Eskisi kadar etkilemiyor. Beni dindiriyor. | Open Subtitles | لم يعد يأثر بي كثيراً، لتخفيف الضغط قليلاً فحسب |
| Sihir seni etkilemiyor. | Open Subtitles | فالسحر لا يأثر عليك. |
| Sesini etkilemez. | Open Subtitles | لن يأثر على صوتك |
| - Bu bizim performansımızı etkilemez. | Open Subtitles | - ما راح يأثر على أدائنا. |
| Hatun hakkında başkalarının seni etkilemesine izin vermek erkekçe değil. | Open Subtitles | ليس بالأمر الرجولي أن تجعل رجلاً آخر يأثر عليك بما تفعله مع سيدة، يا أخي |
| Yaptığım yanlışların kardeşlerimi etkilemesine izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لن أسمح لضعف تقديري يأثر على أخواتي. |