| Kalp tam emin olmadığında cevabı acı verir. | Open Subtitles | ،عندما لا يُعطي القلب إجابة دقيقة يُجيب الألم |
| Yangını yavaşça yayar ve kundakçıya da kaçması için yeterli zaman verir. | Open Subtitles | ينشر النار ببطىء، يُعطي الجاني وقتاً للهروب. |
| Bombanın kontrolünü halktan birine verir mi sanıyorsun? | Open Subtitles | أتعتقد أنّه يُعطي السيطرة على تلك القنبلة لأحد من الناس؟ |
| Peki emir veren, uzun boylu, sarışın bir çocuk yok muydu? | Open Subtitles | ... أجل ولم يكن هناك فتىً أطول بِشعرٍ أشقر يُعطي الأوامِر؟ |
| Emirleri veren adamın elleri titriyordu. | Open Subtitles | الرجل الذي يُعطي أوامر كان لديه إرتعاش في يده. |
| Ama ilişki sicilini göz önüne alırsak, bu konuda bana öğüt verecek son kişi sensin. | Open Subtitles | لكن بسجلِ نجاحاتكَ في العِلاقاتِ، أنت حول الشخصِ الأخيرِ الذي يَجِبُ أَنْ يُعطي نصيحةَ. |
| Erkek, dişisine bulduğu tüm yiyecekleri verir; dişi memnuniyetle yer. | Open Subtitles | الذكر يُعطي أنثاه أي طعام يجده وهي تقبـل ذلك بكل حب |
| Bu bir görev, kaçamak yapmıyorum. Merkez emir verir, açıklama yapmaz. | Open Subtitles | إنها مهمة وليست مهربًا، المركز يُعطي الأوامر، وليس التفسيرات |
| Bu bir görev, kaçamak yapmıyorum. Merkez emir verir, açıklama yapmaz. | Open Subtitles | إنها مهمة وليست مهربًا، المركز يُعطي الأوامر، وليس التفسيرات |
| Böbreklere maddeyi kristalize etmeleri için zaman verir. | Open Subtitles | مما يُعطي الكِلى وقت لبلورة الأشــياء |
| "Ölüm yaşamımıza anlam verir... ve de önem... | Open Subtitles | "الموت يُعطي معنى لحياتنا... ولدرجة أكبر أهمية... |
| Askeriye özgürlük vermez Leeds, emirler verir. Hele ki senin emre itaatsizlik geçmişin var. | Open Subtitles | الجيش لا يعطي خطوط عرض، يا (ليدز)، بل يُعطي أموامر، شيء لديكَ تاريخ بعصيانه. |
| Bir öğrenci kızın, ona özel masumiyetini veren nedir? | Open Subtitles | مالذي يُعطي فتاة المدرسة طابعها البريء؟ |
| Biliyorum, güvenli gibi geliyor ama Patrick Clarkson gibilere güç veren orada tanınmayacak olması. | Open Subtitles | أعرف ذلك يبدو مثل مكان آمن، لكنّه عدم كشف الهوية الذي يُعطي شخص ما مثل (باتريك كلاركسون) قوته |
| Emirleri veren o olsa gerek. | Open Subtitles | إنه يُعطي تعليمات من نوع ما |
| Yinede sana orta seviye zencilerin, kendi türlerinden başkasına oy vermesine izin verecek birisi lazım. | Open Subtitles | مازلت تحتاج للاعب يُعطي السّود من الطبقة الوسطى... الترخيص بالتصويت ضد رجل منهم |
| Bunun için de Percy'e nükleer maddeler verecek. | Open Subtitles | إنّه يُعطي (بيرسي) أسلحة نووية مقابل ذلك |