| Evet, onu sevdim Kafasındaki harika fikirleri olan iyi bir çocuktu o. | Open Subtitles | نعم، احبه عندما كان فتى عظيما بافكار ساخنة في كل انحاء رأسه |
| Kafası iyiyken şiddet eğilimi gösterirdi ama aslında iyi bir çocuktu. | Open Subtitles | و بعض ثورات الغضب حينما يتناولها، لكنه في الأساس فتى طيب. |
| O, oyuncaklar yerine aletlerle oynayarak büyümüş bir çocuktu. | TED | انه طفل نمى يلعب بواسطة الادوات . لا بواسطة الالعاب |
| Chanda hatırlıyor musun, Kiddo çok nazik ve sessiz bir çocuktu. | Open Subtitles | تتذكرين يا شاندا , كم كان كددو طفلاً لطيفا و مهذباً |
| Öyle başına buyruk bir çocuktu ki... Korkarım senin de başını ağrıtmıştır. | Open Subtitles | لقد كان ولد عنيد أخشى أنه اثقل عليك بالمتاعب |
| Okuldaki bir zorbaya denk gelip bıçaklayan cılız bir çocuktu. | Open Subtitles | لقد كان فتى نحيفا انفجر غاضبا و طعن متنمرا بالمدرسة |
| Stuart sadece sana, yardım etmesi için kandırdığın genç bir çocuktu. | Open Subtitles | ستيوارت كان فقط فتى يافع قمتي بخداعه لكي يقدم لك المساعدة |
| Richard Feynman Queens'de yaşayan küçük bir çocuktu. | TED | حينما كان ريتشارد فاينمان فتى يافعا في مدينة كوينز |
| Sessiz bir çocuktu, onu makul bulurlar ve iyi bir çocuk olduğunu söylerlerdi. | Open Subtitles | كان طفلا هادئا كانوا جميعا متفقين على أنه كان فتى صالحاً |
| Onlardan biri; çok gençken birlikte olduğu ölen bir çocuktu. | Open Subtitles | إحداها أنّها كانت على علاقة مع فتى وافته المنيّة |
| Bir hata yapıp ıslah evine gönderilen bir çocuktu. | Open Subtitles | هو كان فقط طفل الذي عمل خطأ و أرسل لاصلاحية المدرسة |
| Ben kitapçıyım. Her şeyi gördüm, başka bir çocuktu. | Open Subtitles | أنني أعتني بالمكتبه , لقد رأيته كل شىء كان طفل أخر. |
| çocuktu herhâlde. | Open Subtitles | أاعتقد لَرُبَّمَا انها كَانتْ طفل صَغير وحسب. |
| Sanırım doğal. İlk zamanlarda, duygusal bir çocuktu. | Open Subtitles | هذا أمر طبيعي علي ما أفترض لإنه في هذة الأيام كان طفلاً عاطفياً |
| Herhalde o da senin gibi tatlı bir çocuktu. Sonra babası beynini yemiş. | Open Subtitles | ربّما كان ولد لطيف تعجب به , ثمّ أفسد أبوه أفكاره |
| Beni yargılamak için götürdüler ve tanık da 14 yaşında köyden bir çocuktu. | Open Subtitles | أخذوني مرة أخرى إلى قاضي البلدة وكانت هيئة المحلفين صبي عمره 14 عاماً. |
| Zeki bir çocuktu. Elektronik, mekanik ve bilgisayar konularında başarılı. | Open Subtitles | كان فتىً ذكياً ، وكان جيداً في الإليكترونيات والميكانيك والحواسيب |
| Kuryenin gösterdiği kişi 10 yaşında bir çocuktu. | Open Subtitles | وعندما ظهر ساعي البريد كان صبياً عمره 10 سنوات فرفضت إتمام المهمة |
| Alexander geldiğinde, daha 20 yaşında genç bir çocuktu. | TED | لكن، عندما أتى أليكساندر، كان ولداً صغيراً عمره 20 عاماً. |
| Çok güzel. İçinde bulunduğu duruma rağmen mutlu bir çocuktu. | Open Subtitles | جميله جدا ,لقد كانت طفله سعيده, قبل ان يصيبها المرض |
| Batı'nın en ünlü haydutlarıyla dolaşan bir çocuktu Frank. | Open Subtitles | فتي يرافق أشهر خارجين عن القانون في الغرب |
| Listeyi yazdım ve sonradan farkettim ki listedekilerin her biri havacılığın renösans döneminde küçük birer çocuktu. | TED | و قمت بتفنيدهم و تبين لي لاحقا أن كل واحد منهم كان صبيا في تلكم النهضة الرائعة للطيران. |
| Çok iyi bir çocuktu. | Open Subtitles | ماذا حدث بينكما؟ لقد كان شاباً لطيفاً للغاية. |
| Mattie zor bir hayat yaşadı fakat iyi bir çocuktu. | Open Subtitles | -عاش ماثيو حياة صعبة -ولكنه كان ولدا طيباً |
| Harika bir çocuktu, Bu yüzden ona iş verdim. | Open Subtitles | كان فتاً عظيماً، أتعلمين؟ لذا... قمت بتوظيفه |