| Bu arada, bu ölülerle konuşma işi aslında pek de büyük marifet sayılmaz. | TED | بالمناسبة ، فإن التحدث مع الموتى ليس بذلك العمل الكبير. |
| Ama son zamanlarda en popüler hale gelen şeylerden biri de şu ölülerle konuşma olayı. | TED | لكن الشيء الوحيد الذي حقق عودة كبيرة مؤخرا فقط، وهذا هو عمل التحدث مع الموتى. |
| Her zaman aynı şekilde bittiğini gördüm, acılar ve ölülerle... iyi olan bir şey yok. | Open Subtitles | كل مرة تنتهى بنفس الطريقة العذاب و الموتى بلا فائدة منها |
| Tamam,senin antikalar,hayaletler ve ölülerle dolu bir dünyada yaşadığını biliyorum. | Open Subtitles | حسناً ، أنت تعيشين في عالم الأثريات والأشياء والأشخاص الأموات |
| Hepimiz Beverly Hills'te bulunan yaşayan ölülerle ilgili hikayesini duymuşuzdur. | Open Subtitles | جميعنا قد سمع حكاياته الطويلة عن الأموات الأحياء في بيفيرلي هيلز |
| Ama ilanınızda ölülerle iletişim kurduğunuz yazıyordu. Nerede, ne zaman olmuşsa olsun. | Open Subtitles | ولكنّ إعلانكَ نصّ على أنّ بوسعكَ الاتصال بالموتى في أيّ زمان ومكان |
| Bir şey daha ölülerle fazla yakınlaşırsan yaşayanları unutursun. | Open Subtitles | لا تتواصل كثيرا مع الموتى لكي لا تنسى الأحياء |
| Garip olduğumu düşünüyorsundur. ölülerle konuşan biri. | Open Subtitles | لا بدّ أنك تظنني غريبة الأطوار، تعرف، أكلم الموتى |
| Bazen iyi ki sadece ölülerle çalışıyorum diyorum. | Open Subtitles | أحياناً أنا سعيد لأنني أتعامل مع الموتى فقط |
| Sanırım şöyle diyebiliriz, insanların yakınlaşmasına yardımcı olmak ölülerle barışmalarına, bazen önemli mesajlar almalarına. | Open Subtitles | يمكنكِ القول انني اساعد الناس .. على ان تكون حره وان تكون بسلامٍ من الموتى احياناً انقل رساله مهم لهم |
| ölülerle uğraşanlar deli olarak nitelendiriliyor. | Open Subtitles | و الأشخاص الذين يتعاملون مع الموتى يظهرون على انهم غريبي الأطوار |
| ölülerle konuşabiliyor olmasaydım korkacak bişey yok tatlım | Open Subtitles | كنت اعرف انني استطيع ان أتحدث الى الموتى لا بأس ، حبيبتي |
| Hayır, nekromansi ölülerle konuşmaktır. | Open Subtitles | لا، مستحضرة الأرواح هي التي تتكلم مع الموتى |
| Pratik insanı mükemmelleştirir. ölülerle uğraşmanın iyi tarafı asla müşteri sorunu olmaması mı? | Open Subtitles | التدريب يؤدي إلى الإتقان الشيء الرائع فى العمل مع الموتى |
| Murray'in annesi Bayan Cornelia Drechmeyer ölülerle iletişim kurma konusunda kendine bir isim yapmış. | Open Subtitles | والدة موراي السيدة كورنيليا دراكماير اسست اسما حقيقيا لنفسها بالتواصل مع الموتى |
| Bazı geceler, gözlerimi kapayıp uykuya dalabiliyorum ve ölülerle dolu kabuslar beni uyandırmıyor. | Open Subtitles | بعض الليالى أستطيع أن أغمض عينى وأنام ولا أرى الأموات لتيقظنى |
| Küçük bir kızken ölülerle konuşabildiğimi öğrenene kadar. | Open Subtitles | لكن ، في صغري، عرفت انه يمكنني محادثة الأموات |
| Küçük bir kızken, ölülerle konuşabildiğimi öğrenene kadar. | Open Subtitles | لكـن .. في صغري عرفت انني يمكن ان اتكلم مع الأموات |
| Benim kültürümde, ölülerle iletişim çok ciddiye alınan bir konudur. | Open Subtitles | في ثقافتي، الإتصال بالموتى يعامل بجديّة كبيرة |
| Tabii ya, aptallar ölülerle konuşuyormuş gibi taklit yaptığında böyle oluyordu. | Open Subtitles | بلى، إنه حين يدّعي الحمقى بأنهم يتحدثون للموتى |
| ölülerle haberleşme, büyü uygulamalarının en tehlikelisidir. | Open Subtitles | إستحضار الأرواح هوَ الأخطر من بين كل الممارسات السحرية |
| Sence karşılarına çıkıp "ölülerle konuşma" olayını yaparak her şeyi yoluna sokabilecek misin? | Open Subtitles | هل تعتقد أنك تذهب للخارج وتتحدث للأموات و كل شئ سيكون بخير |
| ölülerle iletişime geçebildiğini bildiğim tek insanlar Marnie'yle sensin. | Open Subtitles | أنت ومارني الوحيدان اللذان قابلتهما ممن باستطاعته الاتصال بالأموات |
| Büyü yapmamı nesnelere dokunmadan yerlerini değiştirmemi ve elbette ölülerle iletişim kurmamı isterler. | Open Subtitles | يطلبون مني إلقاء التعاويذ وتحريك الأشياء دون لمسها وفي بعض الأحيان, أن أري الأشخاص الميتين |
| Beth ölülerle konuşmaya başladı. | Open Subtitles | بيث communicaes بالمَوتى. |
| Kafam sürekli karışıyor. ölülerle diriler arasındaki farkı göremiyorum. | Open Subtitles | الأمر يختلط عليّ جدًّا، لا تمكنني التفرقة بين الموتي والأحياء. |