| Ve şimdi de yeni fikirlerini ve mınçıkalarını Gotham Şehri'ne getiriyor. | Open Subtitles | والآن هي تجلب أفكارها الجديدة و نونشوكس لها إلى مدينة جوثام. |
| Sadece iki cadı, Zümrüt Şehri'ne yürüyüp Büyücüyü görevden alamaz. | Open Subtitles | ساحران لن يذهبا فحسب إلى مدينة زمُردة وإطاحة العرٌاف لوحده |
| Ve 78 de şehir kodu. Saint Petersburg Şehri için. | TED | و 78 هو رمز المدينة لمدينة سانت بيترسبرغ |
| Bu rakamlar New York Şehri'ndeki altyapı rakamlarıdır. | TED | تمثل هذه الأرقام البنية التحتية لمدينة نيويورك |
| Bu pislik, aşağılık domuz Ölüler Şehri'nin yerini mi biliyor? | Open Subtitles | هل هذا الوغد الحقير يعرف الطريق الى مدينة الموتى ؟ |
| Sonuçta iki kıyafetin de aynı müşteri tarafından aynı zamanda satın alındığını anlamışlardı, 7 ekim 2014'te, Fransız Şehri Calais'de, İngiliz Manşı'nda. | TED | حينئذِ كان بإمكانهم القول أن البذلتين إشتراهما شخص واحد في نفس الوقت يوم 7 أكتوبر 2014، بمدينة كاليه الفرنسية على القناة الإنجليزية. |
| Sonunda Kralın Şehri'ne dönüyor ve elbette kimse onu tanımıyor. | Open Subtitles | الآن هو عاد الى ارض الملوك وبالطبع لم يميزه احد |
| Derhal komutana haber ver, ve telsizle Cumhuriyet Şehri'ne ulaş! | Open Subtitles | استدعي القائد مباشرة و ارسل هذه المعلومة الى المدينة الجمهورية |
| Bütün gün boyunca okuyabilirsin ama öğrenmen için bütün Şehri dolaşman gerek. | Open Subtitles | تستطيعين القراءة عنه طول اليوم لكن يجب أن تنظري إلى المدينة لتعرفيه |
| Gel, Freder! Hala İşçiler Şehri var elimizde. | Open Subtitles | هيا يا فريدر , مازال علينا أن نذهب إلى مدينة العمّال |
| Bir geminin güvertesinden görülen bir rüya Şehri gibi. | Open Subtitles | كالنظر إلى مدينة الأحلام من مقدمة السفينة. |
| Şehri parçalamak için giden treni kullanmak gibi. | Open Subtitles | تستقل قطار منتصف الليل إلى مدينة الأرواح |
| Bundan sonra Yesrip, peygamber Şehri anlamına gelen Medine olarak değişti. | Open Subtitles | يثرب تغير اسمها إلى مدينة الرسول ، المدينة. |
| Şöyle düşünün bir Şehri buldozerlemek gibi veya bir ormanı çünkü herşeyi silip süpürüyor. | TED | وفكر بها على أن تكون تحفير لمدينة أو لغابة وذلك بسبب ترتيبها |
| Salt Lake Şehri. Utah. Derhal tayin. | Open Subtitles | تم نقلي لمدينة يوتا عند البحيرة المالحة للعمل فورا |
| New York Şehri Saymanlığı için adaylığını koymuş boşanmış bir politikacıydı ve jürideki tek erkekti. | Open Subtitles | كان سياسيا مطلق، بحملة لمدينة نيويورك مراقب. والقاضي الذكور رمزي. |
| O gün daha sonra, üç bekar New Yorklu Melekler Şehri'ne geldi. | Open Subtitles | في وقت لاحق، وثلاثة من سكان نيويورك واحد وصل الى مدينة الملائكة. |
| Oraya ulaşırsak, Vaat Şehri'yle bağlantı kurup, yardım isteyebiliriz. | Open Subtitles | يمكننا من هناك أن نتصل بمدينة الوعد ونطلب المساعدة |
| Askerlerimin yaptığı hataların telafisi olarak Kralın Şehri'ne gitmenize izin vereceğim. | Open Subtitles | سأسمح لك بالذهاب الى ارض الملوك كتعويض عن اخطاء جنودي |
| Korra'nın Cumhuriyet Şehri'ne dönememesinin ardından herkes, onun başına gelenler konusunda endişelidir. | Open Subtitles | بعد ان فشلت كورا بالرجوع الى المدينة الجمهورية لقد كان الجميع قلقا بشأن مصيرها. |
| Ama sonra evlendi ve çocukları oldu ve Şehri terk etti. | Open Subtitles | لكن لاحقا كان له زوجة وأطفال ورحـل إلى المدينة |
| Bu bebek Hayalet Şehri aydınlatmak için yeterince enerji üretiyor. | Open Subtitles | هذا الطفل الرضيعِ وضِع ما فيه الكفاية لإضَاْءة مدينةِ الأشباح |
| Sana o hediyeyi getirmeden Kralın Şehri'ne dönmeyeceğim. | Open Subtitles | "لن أعود إلى "كينغز لاندينغ حتى أحضر لك هذه الهدية |
| Balon Şehri'ne gittim, ve bir deste aldım. | Open Subtitles | لقد أرسلت لمحل البالونات لدي الكثير منها |
| Kralın Şehri'ni almak istiyorsak, kesinlikle ihtiyacımız olan bir şey var gemiler. | Open Subtitles | أمر واحد سنكون بحاجة إليه إن أردنا أخذ (كينغ لاندينج)، وهو السفن. |
| Ara sıra Lucky yola çıkardı daha çok Anlantik Şehri'ndeydi. | Open Subtitles | أتعلم .. كل فترة وأخرى كان لاكي يرحل فحسب إلى أتلانتيك سيتي غالبا |