| İnsanlık tarihinde ilk kez arzunun temelindeki bağ kurmayla ve hazla ilgili alakalı olarak seks yapmak istiyoruz. | TED | إنها المره الأولي التي نريد فيها الجنس مع مرور الوقت حول السعادة والعلاقة الراسخة في الرغبة. |
| Bu hikaye bize cinsel arzunun genelde ilişkilerde nasıl işe yaradığını anlatan hikayelerden değil. | TED | ليست هذه هي القصة التي تُروَى لنا عادةً عن كيفية استمرار الرغبة الجنسية في العلاقات طويلة الأجل. |
| Ölçülü kal sevginde kaptırma kendini arzunun belalı akışına. | Open Subtitles | واحفظي نفسك من تنازل الهوى فكوني بعيدا عن الاصابة بسهمه وخطر الرغبة |
| Ayrıca bakire bir tanrıçadır, seks onun dünyasında yer almaz, herhangi bir erkeksi arzunun sınırları ötesinde yer almaktadır. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أنها آلهة عذراء، ليس للجنس مكان في عالمها، إنها في الواقع بعيدة عن مبلغ الشهوة لأي رجل. |
| Fakat bazı noktalarında hayvani arzunun aşağılık doğasını da en azından koymalıyız demişler. | Open Subtitles | لكن في مشاهد أوضحوا عن طبيعة الشهوة الحيوانية |
| Melek ise iyileşme arzunun bilinçaltı tarafından çarpıtılmış hali. | Open Subtitles | أجل، الملاك تمثيل لاشعوري... لرغبتك في الشفاء... |
| Bu da arzunun kendisini realiteye nasıl kaydettiğiyle alakalıdır onun şeklini bozarak. | Open Subtitles | هكذا تحفر الرغبة نفسها على جدار الواقع عبر تشويهه |
| Kitaptaki "Vampir arzunun metaforudur." düşüncesinin gerçekten ilginç olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا اعتقد أن ذلك مشوق حقا ، مصاصي الدماء يحتاج الرغبة |
| Bir günlük sevgili diyerek, içimde arzunun ateşini yaktın. | Open Subtitles | لقد جعلتينني صديقك ليوم وأثرتِ بي الرغبة |
| Kaç kişi, zarafetin, arzunun, ve tutkunun değerini biliyor ki? | Open Subtitles | ما حقيقة القيم التي تعرفها عن الجمال، الرغبة والعاطفة؟ |
| Eğer tek zorluk parti için anında gelen arzunun eksikliğiyse, ne yapacağını biliyorsun: Parti elbiseni giy ve partiye git. | TED | لأنه إذا كانت المُشكلة هي انعدام الرغبة العفوية في الحفل، فأنت تعرف ما عليك القيام به: وهو أن ترتدي ملابس الحفل ثم تذهب إليه. |
| Tümü de öfkenin etkisiyle, zarar vermeye, öldürmeye yönelik bilinçli bir arzunun ürünü. | Open Subtitles | -وما فعلته للملازم الذي ضربته في الحفل كُلّها في حرارةِ الغضبِ، ، مع الرغبة الواعية للقَتْل؟ |
| Beni beceriksiz yapan da bu, arzunun eksikliği. | Open Subtitles | ذلك ما سيجعلني غير رشيقة، انعدام الرغبة |
| Ben arzunun Barışçıl Kaynağı'yım,masöz. | Open Subtitles | أنا من مصادر الرغبة الهادئة,المدلكة |
| Dişil arzunun gizemidir. | Open Subtitles | البطل، وإنما بالطبع لغز الرغبة الأنثوية |
| arzunun gücü yeni bir hayat yarattı. | Open Subtitles | قوة تلك الرغبة لإنشاء حياة جديدة |
| 1956'da. "arzunun Yansıması" adında bir filmin setinde çekilmiş. | Open Subtitles | 1956، إنها مجموعة من الصور من فلم إسمه " تفكير في الرغبة " |
| İncil dersi arzunun düşmesiyle ilgiliydi. | Open Subtitles | حصة الأنجيل اليوم كانت عن الوقوع فِىَ خطيئة الشهوة. ألم تتعلم أي شىء؟ |
| Çünkü olayı evrimsel bir bakış açısıyla değerlendirdiğimizde çoğalma arzunun bir kölesi olmuş durumdasın. | Open Subtitles | انت عبدة لرغبتك فى التكاثر |