| Öte yandan, dış görünüşlerimize bakarsanız, bir tarafta şempanze, öte tarafta insan, şaşırtıcı derecede farklı görünüyorlar. Hiçbir benzerlik yok. | TED | و حتى عند النظر الى التنوع السموي هذا شمبانزي, و هذا انسان انهما مختلفان بشكل كبير لا تشابه على الاطلاق |
| Bu yalnızca fiziksel benzerlik yaratmıyor, sosyal benzerlik de yaratıyor, çünkü bu binaların inşası daha pahalı ve dünyanın her yanında şehirlerde parasal bir krize yol açıyor, buna Vancouver gibi yerler de dâhil. | TED | وذلك لا يخلق تشابه بالشكل، فحسب، بل انه يخلق تماثل اجتماعي، لأن هذه المجمعات ذات تكلفه أعلى، و ساعدت على خلق أزمة أزمة بأسعار معقولة. في مدن حول العالم، بما في ذلك مدينة فانكوفر |
| Sen ve bu Adonis arasında, hiçbir benzerlik göremiyorum . | Open Subtitles | ليس هناك أي تشابه بينك و بين هذا الرجل فائق الجمال |
| Ve bana göre, bu verdiğim örnek, oto koltulkarıyla benzerlik taşımakta. | TED | وهذا ، بالنسبة لي ، هو وجه التشابه مع مقاعد السيارة |
| Bu veriyi profesyonel bir sürücüden elde ettiğimiz veri ile karşılaştırdığımızda benzerlik kesinlikle inanılmaz. | TED | قارنّا تلك البيانات مع التي نقوم بتسجيلها من سائق محترف، ووجدنا التشابه واضحا بشكل قاطع. |
| başarı hikayeleri birkaç benzerlik paylaşıyor, aslında, başkalarıyla seks yapmamalarının ötesinde. | TED | قصص النجاح تشترك في بعض اوجه الشبه في الواقع, وبعيدا عن عدم ممارسة الجنس مع الاَخرين. |
| Sözde katile en ufak bir benzerlik taşıyan her kesimden adam ortaya çıkana kadar kızgın yurttaş grupları tarafından sunulan ödüller arttı. | Open Subtitles | الجوائز المتزايدة من الجماعات المدنية الغاضبة زادت من التحفز حتى ان الرجال الذين يحملون اضعف تشابه بالقاتل المفترض |
| Ayrıca bence iyi bir benzerlik! | Open Subtitles | الى جانب ذلك، أنا أعتقد انه تشابه جيد حقاً |
| Aslında gördüğün şeyler gerçek ve gerçek yaşam arasındaki benzerlik tamamen rastlantısal olabilir. | Open Subtitles | وبطبيعة الحال, في ما كنت على وشك أن نرى أي تشابه مع الحقيقة أو مع الحياة الحقيقية ستكون من قبيل الصدفة البحتة |
| Gerçek kişilerle herhangi bir benzerlik kasıtlıdır | Open Subtitles | أى تشابه لأشخاص حقيقيين أو أحداث يجب التفكير مليا فيها |
| Hayır. Irkla ilgisi yok. Sadece bir benzerlik. | Open Subtitles | كلا، لم أقصد تفرقة عنصرية، هناك تشابه حقاً. |
| İki kurşunla arasında benzerlik olsaydı, - ...o andan itibaren bütün ziller çalardı. | Open Subtitles | إذا كان هناك تشابه بين الرصاصات لكنا عرفنا الأن. |
| Bir çok yönüyle, Mekke'den Medine'ye yapılan göç, burada, arka bahçemizde, Dearborn'da olanlarla benzerlik arz ediyor. | Open Subtitles | فى نواح عدة عملية الهجرة من مكة الى المدينة تشابه ما حدث فى مدينتى ديربورن |
| Sonuç olarak, benim görüşüm sadece tahmine dayanabilir... ve bu tahmin, sadece benzerlik ve davranış biçimi ile kesinleşebilir. | Open Subtitles | لذلك فإن حكمي سيكون مجرد رأي وهذا الرأي معتمد فقط على التشابه وطريقة التصرف |
| Evet. benzerlik, balmumu-heykel galerisi için bile fazla iyi. | Open Subtitles | نعم ، التشابه جدير بما يكفي للعرض في متحف للتماثيل الشمعية |
| Hele benzerlik sandığından fazlaysa. | Open Subtitles | خاصة إذا كان التشابه العائلي ذهب أكثر عمقاً مما تعتقد. |
| Bir benzerlik gördüm sandım. | Open Subtitles | . نبحث عن قريب للطفلة . أعتقدت أننى رأيت بعض التشابه |
| Hatta bu, Steno gibi anatomistlerin bulduğu, türler arasındaki benzerlik ve farklılıkları açıklayabilir. | TED | قد تشرح كذلك أوجه الشبه والاختلاف بين الأنواع التي يعثر عليها مشرّح مثل ستينو. |
| Ve internetle elektrik endüstrisi arasında bir çok benzerlik var. | TED | كما أن هناك الكثير من التشابهات بين شبكة الإنترنت وبين صناعة الكهرباء. |
| Şansıma Houyhnhnm'ler benim görüntümle, Yahoolar arasında benzerlik göremediler. | Open Subtitles | لحسن الحظ أن الهوينهيم لم يجدوا أي شبه بين شكلي وشكل الياهو الهمجيين |
| Benimle bir cinayet kurbanı arasında benzerlik fotoğrafı mı çiziyorsun? | Open Subtitles | يصاب بالعقبات هل تحاولين عمل تشبيه بيني و بين الراقصة ذات القدم المتدمرة؟ |
| Şimdiki dava 13 yıl önceki davayla çok benzerlik gösteriyor. | Open Subtitles | القضيه الحاليه مشابهه جدا للحادثه التى وقعت منذ 13 عاما |
| Ve ufak bir benzerlik olduğunu kabul ediyorum. | Open Subtitles | وأنا أعترف بأنه هناك تشابها طفيفا ، ولكن كما تعلم. |
| Bilirsin, eğer parıltılı kumaştan dokunmuş bir elbisem olmasaydı, benzerlik çok ürkütücü olurdu. | Open Subtitles | أتعرف لو ان لدي ملابس جديدة من النسيج البراق هنا التشابة سوف يذهلك |
| benzerlik olağanüstü! | Open Subtitles | إنه تمثيل رائع - أجل - |
| Otizm ve travma sonrası stres bozukluğu arasında çok fazla benzerlik vardı. | TED | بدأت أفكر كثيرا كيف أن التوحد واضطراب ما بعد الصدمة لديهم قواسم مشتركة. |
| Ama bu olağanüstü benzerlik karşısında şaştım kaldım. | Open Subtitles | لَكنِّي كُنْتُ مندهش للتشابه الرائع |
| Görünüşleri, hatta dans ediş şekilleri kuşlarınkiyle oldukça benzerlik gösteriyor. | Open Subtitles | فينظراتهم، وحتى في رقصة تغازلهم النظائر بين الرجل والحيوان غير ملحوظة. |